İsrail ordusunun Gazze Şeridi genelinde uyguladığı giriş ve çıkış kısıtlamaları, bölgedeki insani felaketi her geçen gün daha da derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası gözlemciler, Gazze'nin kuzeyinde başlayan kıtlık riskinin güney bölgelere, özellikle de Han Yunus gibi yoğun nüfuslu yerlere yayıldığı konusunda uyarılarda bulunuyor. Kentteki pazarlarda ürün çeşitliliği tükenirken, mevcut az sayıdaki gıda maddesi ise fahiş fiyatlar nedeniyle ulaşılamaz duruma geldi.

Saldırılar nedeniyle evlerini terk ederek "güvenli bölge" olarak işaret edilen ancak temel altyapıdan yoksun olan el-Mevasi'ye sığınan Filistinliler, derme çatma çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Temiz su ve tıbbi malzemeye erişimin kısıtlı olduğu bu kıyı şeridinde, ramazan ayıyla birlikte beslenme ihtiyacı en öncelikli sorun haline geldi. Yerinden edilen aileler, iftar sofralarını kurabilmek için insani yardım tırlarından gelecek sınırlı yardımları bekliyor.

Bölgedeki zorlu şartlara rağmen faaliyetlerini sürdüren bir hayır kurumu, ramazan ayının başlamasıyla birlikte el-Mevasi’deki kamplarda yemek dağıtım organizasyonu düzenledi. Büyük kazanlarda pişirilen ve zorlukla temin edilen malzemelerle hazırlanan yemekler, uzun kuyruklar oluşturan kadın ve çocuklara ulaştırıldı. Bu yardım faaliyeti, sistematik engellemeler altında olan Gazze halkı için sadece karın doyurmak değil, aynı zamanda dış dünya ile kurulan zayıf bir dayanışma köprüsü anlamını taşıyor.

Sivil toplum kuruluşları, yapılan bu tür mikro ölçekli yardımların devasa ihtiyacı karşılamada yetersiz kaldığını vurguluyor. İsrail'in sınır kapılarındaki denetimleri ve geçişlere getirdiği kota, Gazze Şeridi’nin tamamına yayılmış olan açlık krizini çözmekten uzak kalıyor. Hayır kurumları yetkilileri, yardımların sürdürülebilir olması için ablukanın tamamen kaldırılması ve yardım konvoylarının engelsiz bir şekilde geçişine izin verilmesi gerektiğini bir kez daha dünya kamuoyuna duyurdu.

Yorumlar
Editör Hakkında