İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız devam eden saldırıları, bölgedeki insani felaketi ve su krizini her geçen gün daha da derinleştiriyor.
Saldırılar nedeniyle su şebekeleri ve arıtma tesislerinin büyük ölçüde devre dışı kaldığı kentte, halk günlük temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına saatlerce beklemek zorunda kalıyor.
Bölgedeki insani yardım kuruluşları, temiz suya erişimin kısıtlanmasının salgın hastalık riskini artırdığı konusunda uluslararası topluma acil çağrıda bulunuyor.
Gazze'nin sahil şeridinde ve liman bölgesinde barınmaya çalışan aileler, temiz su sağlayan az sayıdaki tankerin yolunu gözlüyor.
Sabahın erken saatlerinden itibaren ellerindeki boş plastik bidonlarla sıraya giren Gazzeliler, kısıtlı miktardaki suyu paylaşabilmek için büyük bir sabır ve yaşam mücadelesi veriyor.
Bölgede etkili olan olumsuz hava koşulları, su kuyruğunda bekleyen sivillerin çilesini iki katına çıkarıyor. Çamurla kaplanan sokaklarda ve soğuk hava altında saatlerce bekleyen çocuklar ve yaşlılar, hijyen şartlarının tamamen yok olduğu bir ortamda günlük su ihtiyaçlarını bir şekilde temin etmeye çalışıyor.
İsrail saldırılarının hedefi olan enerji hatları ve su pompalama istasyonları kullanılamaz hale geldi. Şehirdeki su krizinin sadece içme suyuyla sınırlı kalmadığı; temizlik, yemek pişirme ve kişisel hijyen gibi en temel gereksinimlerin bile karşılanamadığı belirtiliyor.
Bu durum, bölgedeki insani trajedinin boyutlarını her geçen gün ağırlaştırıyor.
Su krizinin derinleşmesiyle birlikte uzmanlar, kirli su kullanımına bağlı olarak kolera ve tifo gibi salgın hastalıkların yayılmasından endişe ediyor.
Tankerlerle taşınan suyun tüm kente yetmemesi ve depolama imkanlarının kısıtlı olması, Gazze halkını tarihinin en büyük susuzluk ve sağlık kriziyle karşı karşıya bırakıyor.