Ancak bölgedeki dönüşüm, yalnızca vitrine yansıyan yüzüyle değil, arka sokaklarda ortaya çıkan ihmal görüntüleriyle de dikkat çekiyor.
Yeni Ankara'da yer alan haber göre, ışıltılı kafeler, restore edilmiş konaklar ve ziyaretçi akınıyla öne çıkan ana caddelerin hemen arkasında ise bambaşka bir manzara bulunuyor.
Bir kısmı restore edilmeden bırakılmış, bir kısmı ise yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan eski Ankara evleri, bölgenin tarihi kimliğiyle çelişen bir görüntü oluşturuyor.
“Vitrin güzel, arka plan sorunlu”
Hamamönü’nün dar sokaklarına girildiğinde tablo giderek ağırlaşıyor. Uzun süredir bakım görmeyen yapılar, birikmiş moloz ve inşaat atıklarıyla birlikte hem çevre estetiğini bozuyor hem de güvenlik açısından risk oluşturuyor.
Özellikle gece saatlerinde yetersiz aydınlatma ve terk edilmiş binaların yarattığı kontrolsüz alanlar, bölgeyi daha da sorunlu hale getiriyor.
Yarım kalan dönüşüm süreci
Bölgede yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının tamamlanmamış olması, Hamamönü’nün bütüncül bir planlamadan uzak ilerlediği yönündeki eleştirileri beraberinde getiriyor.
Bir yanda özenle restore edilerek turizme kazandırılan yapılar bulunurken, diğer yanda kaderine terk edilmiş tarihi evler dikkat çekiyor.
Bu ikili yapı, semtin hem turistik cazibesini artırıyor hem de altyapı ve planlama eksikliklerini görünür hale getiriyor.
Tarihi kimlik ile modern kullanım arasında sıkışan bölge
Uzmanlar, Hamamönü’nün sürdürülebilir bir şekilde korunabilmesi için sadece belirli alanların değil, tüm bölgenin eş zamanlı ve planlı biçimde ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Aksi halde ortaya çıkan bu “parlak vitrin – ihmal edilmiş arka sokak” görüntüsünün, bölgenin tarihi kimliğiyle uyumsuz bir tablo oluşturmaya devam edeceği ifade ediliyor.