Katılımcılara "Geçim şartlarınızın iyileşmesi için bir iktidar değişikliğinin gerekli olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu yöneltildi. Ankete katılanların yüzde 67,1'i bu soruya "Evet" yanıtını verirken, "Hayır" diyenlerin oranı yüzde 31,4'te kaldı. Fikrim yok diyenlerin oranı ise yüzde 1,5 olarak ölçüldü. Bu oran, toplumun büyük çoğunluğunun ekonomik düzelmeyi siyasi bir değişime endekslediğini gösteriyor.

Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden birini AK Parti ve MHP seçmeninin değişen tutumu oluşturdu. 14 Mayıs 2023 seçimlerinde AK Parti'ye oy verenlerin yüzde 39,7'si, Ocak 2026 itibarıyla iktidar değişikliğinin gerekli olduğunu belirtti. Bu oran Ocak 2025'te yüzde 33,2 seviyesindeydi. Benzer bir artış MHP seçmeninde de gözlendi; MHP'li seçmenin yüzde 41,3'ü refah için iktidar değişikliği gerektiğini ifade etti.

İktidar değişikliği talebinin yüksekliğine rağmen, "Muhalefet partilerinin Türkiye'yi yönetmeye hazır olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuna verilen yanıtlar farklı bir tablo ortaya koydu. Katılımcıların sadece yüzde 37,4'ü muhalefetin hazır olduğunu belirtirken, yüzde 60,8'i "Hayır" yanıtını verdi. Özellikle İYİ Parti ve DEM Parti seçmenleri arasında muhalefetin hazır olduğuna dair inancın diğer muhalefet gruplerına göre daha düşük veya parçalı seyrettiği, AK Parti seçmeninin ise yüzde 79,1 oranında muhalefeti yetersiz bulduğu görüldü.

Araştırma, Türkiye'deki "duygusal iklimi" de mercek altına aldı. "Siyaset: Tükenmişlik en çok muhalefet blokunda yoğunlaşıyor" başlıklı analizde, AK Parti ve MHP seçmeninin görece daha sakin bir profil çizdiği, buna karşın CHP, İYİ Parti ve DEM Parti seçmeninde "çok yüksek tükenmişlik" oranının yüzde 40-50 bandında olduğu belirtildi. Raporda bu durum, "Muhalefet seçmeninin sadece politik olarak değil, psikolojik olarak da ağır bir yük taşıdığını gösteren önemli bir sinyal" ifadeleriyle yer aldı.

Demografik veriler incelendiğinde, tükenmişliğin en çok kadınları ve dar gelirlileri etkilediği görüldü. Kadınların yüzde 66'sı "yüksek" veya "çok yüksek" tükenmişlik yaşadığını belirtirken, bu oran erkeklerde daha düşük seyretti. Gelir gruplarına bakıldığında ise tek asgari ücretle geçinen hanelerde yüksek ve çok yüksek tükenmişlik oranı yüzde 70'in üzerine çıktı. Gelir seviyesi arttıkça tükenmişlik oranının kademeli olarak düştüğü tespit edildi.

Toplumsal tükenmişlik endeksi, psikolojik destek ihtiyacına da yansıdı. Son bir yıl içinde psikolojik desteğe ihtiyaç duyup duymadıkları sorulan katılımcıların yüzde 19,5'i "Sık sık", yüzde 24,8'i ise "Bazen" yanıtını verdi.

Toplamda her iki kişiden birinin (yüzde 44,3) profesyonel veya örgütlü destek ihtiyacı hissettiği ortaya çıktı. Zor zamanlarda en çok başvurulan adres ise yüzde 70,2 ile "Aile" oldu.

Anketin gelecek beklentileri bölümünde ilginç bir tezatlık göze çarptı. Katılımcıların yüzde 46,8'i 2026 yılının Türkiye genel durumu için "kötü" veya "çok kötü" geçeceğini düşünürken, "iyi" geçeceğini düşünenler yüzde 30,5'te kaldı.

Ancak kişisel beklentiler sorulduğunda tablo tersine döndü; katılımcıların yüzde 54,3'ü kendi hayatlarına dair beklentilerinin "olumlu" olduğunu ifade etti. Bu durum, vatandaşın ülke genelinden umudunu kesse de bireysel hayatta kalma refleksinin ve mikro düzeyde toparlanma umudunun sürdüğü şeklinde yorumlandı.

Yorumlar