61 yaşında devlet memurluğundan erken emekli olan Palmer, zihinsel olarak zirvede hissediyordu. İlk romanını yazıyor, beyni fikirlerle dolup taşıyordu. Ancak 63 yaşına geldiğinde, geçen yılın mayıs ayında aynaya baktığında büyük bir şok yaşadı. Karşısındaki yüzün belirgin bir çene hattı kalmamış, yanakları sarkmış ve o enerji dolu kadından eser kalmamıştı. Yansıması, içindeki hayat dolu kimlikle tamamen zıt bir tablo çiziyordu.


Yıllar geçtikçe yüzündeki dolgunluğun kaybolması, Palmer’a sürekli üzgün bir ifade yapıştırmıştı. İnsanların ona sürekli "İyi misin, bir sorunun mu var?" diye sorması, psikolojik olarak yıpratıcı bir hal almaya başladı. Palmer o günleri, "Ben iyiyim diyordum ama aynadaki kadın eskiden olduğum o mutlu kişiyi kesinlikle yansıtmıyordu" diyerek anlatıyor. Bu durum, basit bir estetik kaygının ötesine geçerek derin bir kimlik bunalımına dönüşmüştü.


Palmer, güzellik uğruna yıllarca botoks veya dolgu gibi geçici ve zahmetli işlemler yaptırmaktan hep kaçınmıştı. İki kez kanser atlatmış biri olarak hayatın ne kadar kıymetli olduğunun bilincindeydi. "İyi yaşlanmak benim için çok önemli. Hayatı asla hafife almıyorum" diyen Palmer, uzun sürecek emeklilik yıllarını en iyi versiyonuyla geçirmek istiyordu. Bu yüzden sürekli yenilenmesi gereken geçici işlemler yerine, kalıcı ve kesin bir çözüm arayışına girdi.


Kararını verdikten sonra ilk iş olarak internete sarıldı. Arama motoruna "yüz germe cerrahları" yazdığında karşısına çıkan isimler arasında Dr. Yannis Alexandrides dikkatini çekti. Kapsamlı bir araştırmanın ardından, 350 sterlin ödeyerek ilk randevusunu aldı. Doktorla yaptığı detaylı görüşme sonucunda, sadece yüzeyde kalan bir işlem değil, uzun vadede en etkili sonucu verecek olan "derin yüz ve boyun germe" ameliyatına girmeye ikna oldu.


Ancak ameliyat masasına yatmak o kadar da kolay değildi. Palmer'ın zorlu sağlık geçmişi nedeniyle titiz bir hazırlık süreci gerekiyordu. Kan testleri, EKG ve ekokardiyogram gibi bir dizi detaylı tıbbi kontrolden geçmek zorundaydı. Kanser geçmişi yüzünden bu testler onda büyük bir endişe yarattı. Hatta bir ara her şeyden vazgeçmenin eşiğine geldi. Neyse ki tüm test sonuçları temiz çıktı ve operasyon için yeşil ışık yakıldı.


Geçtiğimiz yıl temmuz ayında beklenen gün geldi çattı. Buckinghamshire’daki evinden ayrılıp Londra’daki klinik yakınlarında bir otele yerleşen Palmer, ertesi gün ameliyathaneye girdiğinde büyük bir sürprizle karşılaştı. Odada kendi yüzünün devasa fotoğrafları asılıydı. Bu ilginç durumun nedeni ise doktorunun şu sözlerinde gizliydi: "En kusursuz sonucu elde edebilmem için, anestezi altındayken bile normalde nasıl göründüğünü tam olarak bilmem gerekiyor."


Tam üç buçuk saat süren zorlu operasyonun ardından Palmer uyandığında yüzü şişmiş, kızarmış ve tamamen uyuşmuş bir haldeydi. Aynaya ilk baktığında gördüğü manzara ürkütücü olsa da, ilginç bir şekilde hiçbir ağrı hissetmiyordu. Vücudun bu büyük değişime adapte olması için özel bir iyileşme programı başlatıldı. Altı seans süren lenf drenajı, profesyonel yüz masajları ve HydraFacial bakımları ile süreç desteklendi ve bu işlemler için 1000 sterlin ek harcama yapıldı.


Bu kadar ağır bir ameliyatın ardından Palmer’ın toparlanma hızı herkesi şaşkına çevirdi. Sadece üç gün sonra köpeklerini dışarı çıkarıp gezdirecek kadar iyi hissediyordu. Altıncı günde ise Kanada’dan gelen bir arkadaşını evinde ağırlayacak kadar normal hayatına dönmüştü. Çevresindeki insanlar bu ani değişimi fark ediyor ancak yüzündeki o doğal dokunuş sayesinde kimse yapay bir estetik müdahale geçirdiğini anlamıyordu.


Tüm masraflar ve ek bakımlarla birlikte yaklaşık 29.000 sterline mal olan bu dönüşüm, Palmer için her kuruşuna değmişti. Sonuçtan duyduğu mutluluğu şu sözlerle anlatıyor: "Çok doğal görünüyor. Yüzüm eskisi gibi ifadeli; donuk ya da yapay bir şekilde gerilmiş görünmekten nefret ederdim. Aynaya baktığında mutsuz hisseden herkese bu derin düzlem yüz germe ameliyatını yüzde yüz tavsiye ediyorum." O artık yepyeni ve özgüvenli bir kadındı.


Ameliyatın asıl etkisi ise sosyal hayata karıştığında ortaya çıktı. Palmer, gençliğinde alışık olduğu ama yaşlandıkça kaybettiği iltifatları yeniden duymaya başlamıştı. En unutulmaz anlardan birini Noel döneminde yaşadı. Postanede sıra beklerken genç bir kadın ona dönüp "Çok güzelsiniz" dedi. Yaşını duyduğunda ise kulaklarına inanamadı. Palmer, "Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım" derken, bu hikayenin sadece bir estetik operasyon değil, adeta bir yeniden doğuş olduğunu kanıtlıyordu.

Yorumlar