Avrupa’yı karanlığa gömen Tambora Yanardağı felaketinin ardından, 1816 yazında Lord Byron’ın ortaya attığı “en korkunç hikaye” yarışması, edebiyat tarihinin en ikonik karakterlerinden birini doğurdu.
18 YAŞINDA GELEN DEHA
Henüz 18 yaşındaki Mary Shelley, yazdığı Frankenstein ile yalnızca bir korku hikayesi değil; bilim, insanlık ve etik üzerine derin sorgulamalar içeren bir başyapıt ortaya koydu.
CANAVAR MI, MAĞDUR MU?
Romanın merkezinde Victor Frankenstein ve onun yarattığı varlık yer alıyor. Ancak filmlerin aksine bu “yaratık” aslında duygusal ve sevgi arayan bir karakter. Onu canavara dönüştüren şey ise dışlanmışlık ve yalnızlık.
FEMİNİST BİR BAŞYAPIT
Uzmanlara göre eser, kadın bakış açısıyla “yaratma” ve “sorumluluk” kavramlarını sorguladığı için feminist bir metin olarak da öne çıkıyor. Shelley, bilimin sınırlarını zorlayan erkek egemen anlayışa dikkat çekiyor.
BUGÜNE MESAJI: TEKNOLOJİYE HAZIR MIYIZ?
Frankenstein’ın 200 yıl sonra hâlâ konuşulmasının nedeni ise çok net: Yapay zeka ve bilimsel gelişmeler çağında insanlık hâlâ aynı soruyla yüzleşiyor: “Yaratabiliriz ama sorumluluğunu alabilir miyiz?”





