Toplumda yaygın olan "iki kişilik beslenme" anlayışının büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Demir, sürecin temel prensibinin "porsiyonları büyütmek değil, besin kalitesini artırmak" olduğunu söyledi.

"İKİ KİŞİLİK YEMEK" İNANCI ANNEYE BOŞ KALORİ YÜKLÜYOR

Gebelik haberinin alınmasıyla birlikte ailelerde başlayan telaşın çoğunlukla hatalı beslenme baskılarını beraberinde getirdiğini belirten Doç. Dr. Mustafa Demir, Türkinform aracılığıyla anne adaylarına önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Demir, klinikte verdikleri ilk mesajın "Daha çok değil, daha iyi ve kaliteli yiyin" olduğunu ifade etti.

Gebelik sürecinde kadının enerji ihtiyacının sanıldığı kadar devasa oranlarda artmadığını kaydeden Doç. Dr. Demir, "Önemli olan kaloriyi artırmak değil, besinsel yoğunluğu yüksek gıdaları tercih etmektir. Taze meyveler, sebzeler, baklagiller, tam tahıllar, fındık ve ceviz gibi omega-3 yağ asitleri bakımından zengin sağlıklı yağlar, balık ve yüksek kaliteli protein kaynağı olan kırmızı et sofraların baş tacı olmalıdır. İşlenmiş gıdalar, paketli abur cuburlar, şekerli yiyecek ve içecekler ise anneye sadece boş kalori yükler ve gereksiz kilo alımına yol açar. Bilinçli beslenen kadınlarda gebelik şekeri, erken doğum ve gebelik tansiyonu gibi komplikasyonlar çok daha az görülür" dedi.

KETOJENİK VE PALEO DİYETLERİ BEBEKTE SİNİR SİSTEMİ KUSURU YARATABİLİR

Sosyal medyada ve popüler basında yer alan "moda" diyet akımlarının hamilelik döneminde uygulanmasının büyük riskler barındırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Demir, gebeliğin herhangi bir besin grubunun tamamen hayattan çıkarılacağı bir dönem olmadığını vurguladı.

Karbonhidratı tamamen dışlayan ketojenik diyetlerin ya da süt ürünlerini kısıtlayan Paleo diyetinin hamilelikte kesinlikle uzak durulması gereken beslenme biçimleri olduğunu belirten Demir, Türkinform’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Bu tür sert kısıtlamalar vücutta besin ögesi yetersizliklerine yol açar. En önemlisi 'ketozis' dediğimiz, gelişmekte olan bebek için hiç de sağlıklı olmayan metabolik durumlara ve hatta bebekte sinir sistemi kusurları (nöral tüp defektleri) riskinde artışa sebep olabilir. Dengeli makro besin alımı, yani protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağların dengesi sağlıklı bir gebelik için en güvenli yoldur."

CIVA RİSKİNE KARŞI DOĞRU BALIK SEÇİMİ KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR

Balıktaki cıva riski nedeniyle anne adaylarının korkarak bu besini tüketmekten kaçınmasının yanlış olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Demir, balığın yüksek kaliteli protein, omega-3, demir, B12 ve D vitamini gibi bebek gelişimi için kritik unsurlar barındırdığını söyledi.

Sağlık otoritelerinin haftada 2-3 porsiyon (ortalama 8-12 ons) düşük cıva içeren balık tüketilmesini önerdiğini belirten Demir, "Somon, dil balığı, mezgit, morina, karides gibi deniz ürünleri güvenle tercih edilebilir. Ancak köpekbalığı ve kılıç balığı gibi cıva birikimi yüksek olan derin deniz ve büyük avcı balıklardan kesinlikle uzak durulmalıdır. Ayrıca ceviz, keten tohumu ve kenevir tohumu da bitkisel omega-3 kaynakları olarak diyete eklenebilir" diye konuştu.

İYOT EKSİKLİĞİ ÇOCUKTA 10 PUANLIK IQ KAYBINA YOL AÇIYOR

Gebelik ve emzirme döneminde bazı mikro besin maddelerine olan ihtiyacın sadece yemeklerle karşılanamayacak düzeyde arttığını ifade eden Doç. Dr. Demir, planlanan gebelikten en az 2-3 ay önce başlayarak emzirme dönemi bitene kadar multivitamin ve mineral takviyelerinin düzenli kullanılması gerektiğini belirtti.

Özellikle iyot yetersizliğinin gözden kaçırıldığına işaret eden Demir, Türkinform’la paylaştığı bilimsel verilerde şu uyarılarda bulundu: "İyot; bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi ile erken dönem sinir hücresi yapımı için hayati öneme sahiptir. Gebelikte iyot ihtiyacı günlük 150 mikrogramdan 250-300 mikrograma çıkar. Hafif ila orta dereceli iyot eksikliklerinin bile çocukta IQ skorlarında yaklaşık 10 puanlık bir düşüşe veya dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna yol açabildiği kanıtlanmıştır. Bu yüzden işlenmemiş doğal iyotlu tuz kullanımı göz ardı edilmemelidir."

ANNE ADAYININ KİLOSU BEBEĞİN GELECEKTEKİ SAĞLIK HARİTASINI ÇİZİYOR

Kilo alımı konusunda hem aşırı hem de yetersiz kilonun riskli olduğunu belirten Doç. Dr. Demir, tıpta "Hastalıkların Gelişimsel Kökenleri" olarak adlandırılan bilimsel gerçeğe dikkat çekti. Rahim içi ortamın, bebeğin yetişkinlik dönemindeki sağlığını doğrudan programladığını ifade etti.

Geçmişteki "fetüs kusursuz bir parazittir, anne aç kalsa da ihtiyacını alır" inanışının tamamen yanlış çıktığını söyleyen Doç. Dr. Demir, "Anne karnında aşırı besin kısıtlılığına maruz kalan bir bebek, hayatta kalmak adına büyümeyi feda eder. Pankreası daha az gelişir, insülin salgısı azalır. Bu bebek doğup ilerleyen yaşlarda normal beslendiğinde hızla obezite, insülin direnci ve diyabet hastası olur. Tam tersine; annenin obezitesi veya aşırı şekerli/yağlı beslenmesi yüzünden rahimde aşırı beslenen bebeklerde ise iri bebek (macrosomia) riski artar; bu çocukların bebeklikten itibaren karaciğer yağlanması ve obeziteye yakalanma riski çok yüksektir. Yani anne ne yerse, bebeğinin gelecekteki sağlık haritasını o şekilde çizer" dedi.

ANNE SÜTÜNÜN AROMASI BEBEĞİN YEMEK SEÇME ALIŞKANLIĞINI BELİRLİYOR

Emzirme dönemindeki beslenmenin de anne sütünün bileşimini ve kalitesini doğrudan etkilediğini sözlerine ekleyen Doç. Dr. Mustafa Demir, sütün bebekler için ilk 4-6 ay eşsiz bir mucize olduğunu hatırlattı.

Estetikte ucuzluğun faturası ağır olabilir! Güvenilir merkez nasıl seçilir?
Estetikte ucuzluğun faturası ağır olabilir! Güvenilir merkez nasıl seçilir?
İçeriği Görüntüle

Annenin tükettiği gıdaların aromalarının süte geçtiğini ve bu durumun bebeğin gelecekteki yemek seçme alışkanlıklarını şekillendirdiğini belirten Demir, Türkinform’a verdiği bilgileri şu sözlerle tamamladı: "Ayrıca gebelik şekeri öyküsü olan annelerin en az 6 ay boyunca bebeklerini özel olarak emzirmeleri, hem kendilerini ileride gelişebilecek Tip 2 Diyabet riskinden korur hem de çocuklarının ileride obez olmasını engeller. Tüm anne adaylarına mesajım şudur: Kendinizi kısıtlayıcı diyetlerle ya da 'iki kişilik yemeliyim' baskılarıyla strese sokmayın. Pestisitlerin olmadığı doğal, işlenmemiş, renkli gıdaları hayatınıza katın ve hekiminizin önerdiği vitamin desteklerini ihmal etmeyin."

Muhabir: Bülent Sarıdiken