Genç çalışanlar arasında son dönemde giderek yaygınlaşan “sessiz tükenmişlik”, iş hayatının en görünmez krizlerinden biri haline geldi. Çalışanların işten ayrılmadan psikolojik olarak geri çekildiğine dikkat çeken Uzman Psikolog Aylin Yılmaz, bu durumun hem bireysel ruh sağlığını hem de iş verimini ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Yılmaz, TÜRKİNFORM’a yaptığı açıklamada özellikle genç çalışanların yoğun baskı, belirsizlik ve tükenmişlik hissi nedeniyle “otomatik pilotta” yaşamaya başladığını belirtti.
Çalışanların fiziksel olarak işlerinin başında olduğunu ancak zihinsel olarak işten koptuğunu ifade eden Yılmaz, son yıllarda en sık karşılaşılan sorunlardan birinin “sessiz tükenmişlik” olduğunu söyledi. Özellikle 20’li ve 30’lu yaşlardaki çalışanlarda bu durumun yaygınlaştığını aktaran Yılmaz, birçok kişinin artık işe yalnızca ekonomik zorunluluk nedeniyle devam ettiğini dile getirdi.
“ÇALIŞANLAR SADECE GÜNÜ TAMAMLAMAYA ODAKLANIYOR”
Uzman Psikolog Ayşe Yılmaz, genç çalışanların önemli bir bölümünde motivasyon kaybı gözlemlediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Birçok kişi işini bırakmıyor ama işine olan duygusal bağlılığını kaybediyor. Sabah işe gitmekte zorlanma, sürekli yorgun hissetme, yapılan işe karşı anlamsızlık duygusu ve minimum çabayla günü tamamlama isteği oldukça yaygın hale geldi. Çalışanlar artık üretmekten çok günü bitirmeye odaklanıyor.”
Sessiz tükenmişliğin klasik tükenmişlik sendromundan farklı olarak daha yavaş ilerlediğini belirten Yılmaz, bu nedenle çoğu zaman fark edilmesinin geciktiğini söyledi.
“GENÇLER KENDİNİ SÜREKLİ YETERSİZ HİSSEDİYOR”
Sosyal medya, performans baskısı ve ekonomik kaygıların genç çalışanlar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Yılmaz, özellikle beyaz yakalı çalışanların yoğun bir zihinsel yorgunluk yaşadığını ifade etti.
“Gençler sürekli daha başarılı, daha üretken ve daha erişilebilir olmak zorundaymış gibi hissediyor. Sosyal medyada gördükleri ‘başarı hikâyeleri’ de gerçekçi olmayan bir kıyas baskısı yaratıyor. Bu durum zamanla kişinin kendini yetersiz hissetmesine neden oluyor” dedi.
“SESSİZ TÜKENMİŞLİK İŞ VERİMİNİ DE DÜŞÜRÜYOR”
İnsan kaynakları uzmanları da çalışanların yalnızca fiziksel varlığının yeterli olmadığını vurguluyor. İnsan Kaynakları Danışmanı Samet Karay, sessiz tükenmişliğin kurumlar açısından da ciddi bir risk oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Çalışan işten ayrılmıyor gibi görünüyor ancak yaratıcılığı, iletişimi ve problem çözme kapasitesi düşüyor. Toplantılarda daha az fikir paylaşan, minimum sorumluluk alan ve sadece zorunlu görevlerini yerine getiren çalışan profili giderek yaygınlaşıyor.”
Karay, özellikle hibrit ve uzaktan çalışma düzeninde bu durumun daha görünmez hale geldiğini de ifade etti.
“SÜREKLİ YORGUNLUK NORMALLEŞTİRİLMEMELİ”
Uzmanlar, sürekli yorgunluk, isteksizlik ve duygusal kopukluk hissinin “normal çalışma hayatı” olarak kabul edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Sessiz tükenmişliğin uzun vadede depresyon, kaygı bozukluğu ve ciddi motivasyon kaybına yol açabileceğini belirten uzmanlar, çalışanların dinlenme hakkını ihmal etmemesi gerektiğini vurguluyor.
Uzman Psikolog Yılmaz, “İnsanlar artık yalnızca fiziksel değil zihinsel olarak da dinlenmeye ihtiyaç duyuyor. Sürekli güçlü görünmeye çalışmak yerine yardım istemeyi normalleştirmek gerekiyor” diye konuştu.








