Milyonlarca genç, yıllarca emek vermesine rağmen sonucun kontrolünde olmadığını düşündüğü bir süreçte psikolojik olarak yıpranıyor. Psikolog Ece Erkan yaptığı değerlendirmede, gençlerde giderek yaygınlaşan motivasyon kaybının çoğu zaman "öğrenilmiş çaresizlik" ve tükenmişlik sendromuyla ilişkili olduğunu belirterek, toplumun "tembellik" olarak gördüğü birçok davranışın aslında zihinsel yorgunluğun dışa vurumu olabileceğini söyledi.

"BEYİN ENERJİSİNİ ÇEKİYOR"
Gençlerin uzun soluklu hedefler karşısında yalnızca motivasyonlarını değil, kontrol duygularını da kaybedebildiğini belirten Erkan, öğrenilmiş çaresizliğin fark edilmesi gereken önemli bir psikolojik süreç olduğuna dikkat çekti.
"Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin tekrar eden başarısızlıklar ya da kontrol edemediği olumsuz deneyimler sonrasında, aslında değiştirebileceği durumlarda bile çabasının sonuç vermeyeceğine inanmasıdır. Özellikle üniversite sınavı, iş bulma süreci veya kariyer planlaması gibi sonucu birçok dış faktörden etkilenen uzun süreçlerde gençler, 'Ne kadar çalışırsam çalışayım, yeterli olmayacak' düşüncesine kapılabiliyor."
Erkan, bu sürecin yalnızca motivasyon kaybı olarak değerlendirilmesinin büyük hata olacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Bu noktada sorun yalnızca motivasyon kaybı değildir. Beyin, sonucu üzerinde etkisi olmadığını düşündüğü hedeflere enerji ayırmayı azaltmaya başlar. Dikkat dağılır, karar vermek zorlaşır, erteleme davranışı artar ve kişi giderek daha pasif hâle gelir. Bu pasiflik çoğu zaman yanlış biçimde isteksizlik olarak yorumlansa da aslında zihnin kendini sürekli hayal kırıklığından koruma girişimidir."

BELİRSİZLİK ZİHİNSEL TÜKENMEYİ DERİNLEŞTİRİYOR
Uzun süre devam eden belirsizliğin gençlerin psikolojik yükünü ağırlaştırdığına işaret eden Erkan, insan beyninin öngörülebilirliği tercih ettiğini söyledi.
"Buna geleceğe dair belirsizlik tahammülsüzlüğü de eklendiğinde tablo ağırlaşır. İnsan beyni öngörülebilirliği sever. 'Acaba başarabilecek miyim?', 'İş bulabilecek miyim?', 'Emeklerimin karşılığını alabilecek miyim?' gibi cevabı olmayan sorular uzun süre devam ettiğinde zihinsel yük artar. Sürekli belirsizliği düşünmek, çalışma enerjisinin önemli bir kısmını tüketir. Sonuçta genç, fiziksel olarak dinlenmiş olsa bile zihinsel olarak kendini tükenmiş hissedebilir."
Psikolog Ece Erkan, bu nedenle motivasyonun yalnızca "daha çok istemek" üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Kişinin yeniden kontrol duygusunu kazanması, büyük hedefleri küçük ve yönetilebilir adımlara bölmesi, süreci sonuçtan daha fazla önemsemeyi öğrenmesi ve kendi etki alanına odaklanması, öğrenilmiş çaresizliğin kırılmasında oldukça önemli psikolojik koruyucu faktörlerdir" dedi.

"TEMBELLİK" DİYEREK GEÇMEYİN
Toplumda performans düşüşünün çoğu zaman karakter özelliği gibi yorumlandığını belirterek, bunun gençler üzerinde yeni bir baskı oluşturduğunu ifade eden Erkan, "Toplumda en sık yapılan hatalardan biri, performans düşüşünü doğrudan karakter özelliği olarak yorumlamaktır. Oysa davranışın arkasındaki psikolojik süreç incelenmeden 'tembel' etiketi yapıştırmak hem yanlış hem de zarar verici olabilir" ifadelerini kullandı.
Basit motivasyon eksikliği ile tükenmişlik sendromunun birbirinden farklı olduğunun altını çizen Erkan, şu değerlendirmede bulundu:
"Basit bir motivasyon eksikliğinde kişi genellikle ilgisini çeken alanlarda enerji gösterebilir. Dinlenme, kısa bir mola veya hedef değişikliği sonrasında yeniden harekete geçmesi mümkündür. Zaman zaman erteleme yaşasa da genel işlevselliği büyük ölçüde korunur.
Buna karşılık tükenmişlikte ise tablo çok daha yaygındır. Genç, yalnızca ders çalışmak istemez hâle gelmez; eskiden keyif aldığı etkinliklerden de uzaklaşabilir. Sürekli yorgunluk hissi, duygusal tükenme, zihinsel bulanıklık, başarısızlık hissi, verimsizlik algısı ve yaptığı hiçbir şeyin yeterli olmadığı düşüncesi ön plana çıkar. Dinlenmesine rağmen enerjisi yerine gelmeyebilir."

UZUN SÜRE DEVAM EDİYORSA UZMAN DESTEĞİ ŞART
Tükenmişlik sendromunun davranışsal ve duygusal belirtilerine de değinen Erkan, bu belirtilerin haftalar boyunca sürmesi hâlinde profesyonel destek alınmasının önem taşıdığını söyleyerek şu uyarıyı yaptı:
"Davranışsal olarak sık erteleme, sorumluluklardan kaçınma, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, sosyal geri çekilme ve performansta belirgin düşüş görülebilir. Duygusal açıdan ise umutsuzluk, yoğun kaygı, tahammülsüzlük, sinirlilik, değersizlik hissi ve duygusal donukluk eşlik edebilir.
Birkaç gün süren isteksizlik çoğu zaman normal yaşam dalgalanmalarının parçasıdır. Ancak belirtiler haftalar boyunca devam ediyor, akademik, sosyal ve günlük yaşam işlevlerini belirgin şekilde bozuyor ve kişinin yaşam kalitesini düşürüyorsa, bunun yalnızca motivasyon sorunu olarak değerlendirilmemesi gerekir."
Erkan, ailelerin gençleri suçlamak yerine yaşadıkları süreci anlamaya çalışması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu nedenle gençlere 'Biraz daha gayret et.' demekten önce, 'Son zamanlarda seni en çok ne tüketiyor?' sorusunu yöneltmek çok daha işlevsel bir yaklaşımdır. Çünkü bazen sorun, çaba eksikliği değil; uzun süre aşırı yük altında kalmış bir zihnin artık dinlenmeye ve psikolojik desteğe ihtiyaç duymasıdır. Özellikle belirtiler uzun sürüyor veya depresyon ve anksiyete belirtileriyle birlikte görülüyorsa, ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşır."



