Gün boyunca savaş, felaket ve kriz görüntülerine maruz kalan medya çalışanlarının yaşadığı psikolojik etkiler ve bu etkilerle baş etme yöntemleri Uzman Psikolog Tuğana Akyürek’in değerlendirmeleriyle ortaya kondu. Sürekli olumsuz içerikle çalışan editör, muhabir ve spikerlerde zamanla duygusal yorgunluk ve kaygı düzeyinde artış görülebildiği belirtildi.
MEDYA ÇALIŞANLARI NEGATİFLİK YANLILIĞI İLE KARŞI KARŞIYA
Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, medya çalışanlarının psikolojik açıdan özel bir risk grubunda yer aldığını belirterek, "Medya çalışanları aslında çok özel bir psikolojik risk grubunun içinde yer alıyor. Çünkü gün boyunca insanların en zor anlarına, felaketlerine, savaşlara, kazalara ve krizlere tanıklık ediyorlar." dedi.
İnsan beyninin olumsuzluklara daha hızlı tepki verdiğini ifade eden Akyürek, "İnsan beyni doğası gereği tehdit ve olumsuzluklara daha hızlı tepki verir. Buna psikolojide 'negatiflik yanlılığı' diyoruz." ifadelerini kullandı.
SÜREKLİ MARUZİYET DUYGUSAL YORGUNLUĞU ARTIRIYOR
Olumsuz haber akışının uzun vadede etkilerine dikkat çeken Akyürek, "Bu nedenle sürekli kötü haber akışına maruz kalan editörlerde, muhabirlerde ya da haber spikerlerinde zamanla duygusal yorgunluk, tükenmişlik, irritabilite, uyku problemleri ve kaygı düzeyinde artış görülebiliyor." açıklamasında bulundu.

ÜÇ TEMEL YÖNTEMLE PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK KORUNABİLİR
Medya çalışanlarının psikolojik dayanıklılıklarını korumaları gerektiğini belirten Akyürek, üç temel yönteme dikkat çekerek şunları söyledi:
"Birincisi zihinsel sınır koymak. Haber üretmek profesyonel bir görevdir ama o görüntüleri sürekli zihinde taşımak ruh sağlığı için çok yorucudur. İş bittikten sonra zihinsel olarak haber akışından uzaklaşabilmek, başka konularla ilgilenmek çok önemli."
"İkincisi duygusal boşaltım. Travmatik içeriklerle çalışan kişiler duygularını bastırdığında stres birikir. Spor yapmak, yürüyüşe çıkmak, yazmak, sohbet etmek ya da profesyonel destek almak bu yükü azaltan sağlıklı yöntemlerdir."
"Üçüncüsü ise bedeni ve sinir sistemini dengelemek. Kısa nefes egzersizleri, fiziksel hareket, doğayla temas gibi yöntemler stres hormonlarını düşürür ve sinir sistemini sakinleştirir."
SAVAŞ GÖRÜNTÜLERİ İKİNCİL TRAVMAYA YOL AÇABİLİYOR
Savaş görüntülerine maruz kalmanın medya çalışanları üzerindeki etkilerine de değinen Akyürek, "Savaş görüntülerine sürekli maruz kalmak sadece izleyiciler üzerinde değil, bu görüntülerle çalışan medya profesyonelleri üzerinde de ciddi psikolojik etkiler yaratabiliyor." dedi.
Bu durumun psikolojide "ikincil travma" olarak tanımlandığını belirten Akyürek, "Yani kişi savaşın içinde değildir ama o görüntülerle sürekli temas ettiği için beynin travma sistemi yine de aktive olur." ifadelerini kullandı.
BELİRTİLER DUYGUSAL VE FİZİKSEL OLARAK ORTAYA ÇIKIYOR
İkincil travmanın bazı belirtilerine dikkat çeken Akyürek, şunları söyledi:
"Bu durumda bazı medya çalışanlarında duygusal uyuşma, sürekli gerginlik hali, kabuslar veya uyku problemleri, insanlara karşı daha fazla güvensizlik ve dünyayı daha tehlikeli bir yer gibi algılama ortaya çıkabiliyor."
Akyürek, beynin gerçek ile ekran üzerinden görülen travmatik görüntüyü her zaman net şekilde ayıramadığını da belirterek, "Özellikle kanlı görüntüler, ölüm sahneleri veya yıkım görüntüleri beynin tehdit merkezini doğrudan uyarır." dedi.
UZUN VADEDE İKİ FARKLI PSİKOLOJİK TEPKİ GELİŞİYOR
Uzun süreli maruziyetin iki farklı sonuca yol açabileceğini ifade eden Akyürek, "Uzun vadede bu durum iki farklı psikolojik tepkiye yol açabilir. Birincisi duyarsızlaşma. Kişi kendini korumak için duygularını kapatır. İkincisi ise aşırı duyarlılık. Kişi küçük bir olayda bile yoğun kaygı yaşayabilir." şeklinde konuştu.
HABER MERKEZLERİNDE UYGULANABİLECEK KORUYUCU YÖNTEMLER
Haber merkezlerinde çalışan gazetecilerin kendilerini korumak için bazı alışkanlıklar geliştirmesi gerektiğini belirten Akyürek, şu ifadeleri kullandı:
"Birincisi maruz kalma dozunu kontrol etmek. Bir görüntüyü defalarca izlemek zorunda kalmak travmatik etkiyi artırır. Bu nedenle editoryal süreçlerde mümkün olduğunca dönüşümlü çalışma sistemi uygulanması çok faydalı olur."
"İkincisi ekip içi duygusal paylaşım. Gazeteciler çoğu zaman güçlü görünmek zorunda hissederler ama travmatik içerikler konuşulmadığında psikolojik yük büyür. Haber merkezlerinde kısa debrief toplantıları yapmak bu yükü azaltabilir."
"Üçüncüsü bedenin stres sinyallerini ciddiye almak. Uyku bozuluyorsa, sürekli gerginlik varsa, tahammül azalıyor ya da kişi kendini duygusal olarak tükenmiş hissediyorsa bu bir uyarıdır."
"Dördüncüsü profesyonel psikolojik destek. Bugün dünyada birçok büyük medya kuruluşu çalışanlarına psikolojik danışmanlık desteği sağlıyor. Çünkü travmatik içeriklerle çalışan meslek gruplarında bu destek artık bir lüks değil, bir ihtiyaç olarak görülüyor."
Akyürek, gazetecilerin toplumsal hafızayı taşıyan kişiler olduğunu belirterek, "Gazeteciler toplumun hafızasını tutan insanlardır. Ama o hafızayı taşırken kendi ruh sağlıklarını da korumaları gerekir." dedi.





