Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Orta Doğu’da tırmanan istikrarsızlık ve güvenlik risklerine karşı yürüttüğü yoğun bölge diplomasisi kapsamında kritik bir ziyarete daha imza attı. Bakan Fidan, Katar’ın başkenti Doha’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirerek bölge ülkeleriyle üst düzey temaslarda bulundu.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve Katarlı mevkidaşlarının yanı sıra, bölge diplomasisinin koordinasyonu amacıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) heyetiyle de bir araya gelen Bakan Fidan’ın çantasında, bölgesel güvenliği tehdit eden sıcak başlıklar yer aldı. Görüşmelerde; Körfez bölgesindeki gerilimi düşürme çabaları, küresel enerji koridorlarının güvenliği, Hürmüz Boğazı’ndaki son durum ve ikili ilişkiler kapsamlı şekilde ele alındı.

İşgalci İsrail ateşkes ve çerçeve anlaşmasına rağmen saldırıyor
İşgalci İsrail ateşkes ve çerçeve anlaşmasına rağmen saldırıyor
İçeriği Görüntüle

HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN GÜVENLİĞİ VE KÜRESEL ENERJİ ARZI MASADA

Görüşmelerin en stratejik ayaklarından birini, dünya petrol taşımacılığının şah damarı konumunda olan Hürmüz Boğazı ve çevresinde yaşanan askeri hareketlilik oluşturdu. Son dönemde bölgede artan seyrüsefer risklerine dikkat çeken Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin ve uluslararası deniz ticareti özgürlüğünün korunmasının Türkiye için kırmızı çizgi olduğunu vurguladı.

Ankara’nın bölgedeki istikrarsızlıklara karşı ara bulucu ve yapıcı rolünün altını çizen Fidan, boğaz genelinde yaşanacak herhangi bir lojistik aksamanın küresel enerji piyasalarında geri dönülemez zararlara yol açabileceğini ifade ederek tüm tarafları sağduyuya davet etti.

BÖLGESEL ÇATIŞMA RİSKİNE KARŞI TARİHİ UYARI: "BU DURUM ABD VE İSRAİL’İN STRATEJİSİDİR"

Ziyaretin perde arkasındaki en kritik gelişme ise Ankara’nın bölgedeki olası bir askeri tırmanışın önüne geçmesi oldu. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre; Bakan Hakan Fidan, BAE ve Katar temsilcileriyle gerçekleştirdiği kapalı zarflı oturumlarda, İran’a yönelik doğrudan ya da dolaylı bir askeri müdahale ihtimaline karşı son derece net ve kararlı uyarılarda bulundu.

Körfez bölgesinde tırmandırılmak istenen İran karşıtı askeri cepheleşmenin bölgeye barış getirmeyeceğini belirten Fidan, muhataplarına şu sözlerle hitap etti:

"Bölge ülkelerinin birbirini hedef alacağı olası bir askeri operasyon veya gerilim, İslam coğrafyasında telafisi imkansız yaralar açacaktır. Bölgesel bir çatışma senaryosunda zarar görecek olanlar doğrudan Müslüman halklardır. Ortaya çıkacak bu kaos ve istikrarsızlık ortamı, tam anlamıyla İsrail ve ABD’nin bölge üzerindeki uzun vadeli stratejik planlarına ve çıkarlarına hizmet eden bir zemin hazırlayacaktır. Bu tuzağa düşülmemeli, sorunlar askeri yöntemlerle değil, bölgesel sahiplenme ve diplomasi yoluyla çözülmelidir."

Bakan Fidan'ın bu kararlı ve caydırıcı diplomatik girişimi, Katar ve BAE kanadında karşılık bularak bölgede tırmanması muhtemel olan büyük bir askeri krizin ve sıcak çatışma riskinin engellenmesinde tarihi bir rol oynadı.

TÜRKİYE-KATAR İLİŞKİLERİNDE STRATEJİK ORTAKLIK TEYİT EDİLDİ

Kritik güvenlik ve savunma başlıklarının yanı sıra, Türkiye ile Katar arasındaki köklü Yüksek Stratejik Komite mekanizmasının önemi bir kez daha vurgulandı. İki ülke arasındaki askeri, ekonomik, ticari ve kültürel iş birliklerinin derinleştirilmesi yönünde tam mutabakata varıldı.

Doha’daki temasların ardından basına değerlendirmelerde bulunan diplomatik kaynaklar, Türkiye'nin bölgede "bölgesel sorunlara bölgesel çözümler" vizyonuyla hareket etmeye devam edeceğini ve komşu coğrafyalardaki yangını söndürmek adına diplomatik tüm enstrümanları kararlılıkla kullanacağını bildirdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ