İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin St. Petersburg’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşme, ABD-İran hattında 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesin ardından yürütülen en kritik diplomatik temaslardan biri olarak öne çıkıyor. Tarihî Boris Yeltsin Başkanlık Kütüphanesi’nde Neva Nehri manzarası eşliğinde gerçekleşen toplantı, sadece ikili ilişkiler değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisi açısından da önem taşıyor.
Arakçi bu ziyaret öncesinde Pakistan’ın İslamabad ve Umman’ın Maskat kentlerinde çeşitli arabulucularla temaslar kurduğu biliniyor. Bu görüşmeler, yeni müzakere sürecinin kapsamını belirlemek üzere stratejik bir çerçeve oluşturuyor.
Tahran merkezli analist Rahman Ghahremanpour, Arakçi’nin Moskova temaslarında yeni tur müzakereler için kapsamlı önerilerle birlikte net koşullar ve kırmızı çizgiler sunduğunu, İran’ın bu müzakerelere daha sistematik ve koordineli yaklaştığını belirtmiştir.

KAPALI KAPILAR ARDINDA KONUŞULDU
Diplomatik kaynaklar, Arakçi’nin Moskova ziyaretinin en kritik yönünün kapalı kapılar ardındaki esnek müzakere kanalı olduğunu vurguluyor. Bu alan, kamuoyuna açıklanması halinde iç politik baskı yaratabilecek olası tavizlerin görüşülmesine olanak sağlıyor. İranlı yetkililerin Putin’i, Washington’a olası tavizleri iletmek için en uygun aracı olarak gördükleri ifade ediliyor.
Özellikle uranyum zenginleştirme seviyeleri, denetim mekanizmaları ve Hürmüz Boğazı’nın statüsü gibi hassas konular, bu müzakere hattının ana gündemini oluşturuyor. Moskova ise bu süreçte yalnızca arabulucu değil, hem Batı hem İran ile ilişkilerini dengeleyen benzersiz bir aktör olarak sürece müdahil oluyor. Uzmanlar, Rusya’nın hem siyasi hem askeri destek sağlarken ABD ile ilişkilerini tamamen koparmadan müzakereleri yönetmeye gayret ettiğini belirtiyor.

PUTİN ÜZERİNDEN TRUMP'A YÖNLENDİRİLEN MESAJLAR
İran, Putin üzerinden Trump yönetimine iletilecek mesajların, daha kabul edilebilir bir müzakere ortamı sağlayacağı beklentisinde. Bu da çatışmadan uzak kontrollü diplomatik baskı stratejisinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Görüşme, İran’ın ABD’ye yakın zamanda sunduğu yeni öneri paketi ile paralel gerçekleşti. Bu pakette, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması karşılığında nükleer görüşmelerin ertelenmesi gibi kritik başlıklar yer alıyor. Bu strateji, uluslararası kamuoyunda zamana yayılmış bir taktik olarak değerlendiriliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın "dünyanın tüm zamanına sahibim" ifadeleri, bu esnek müzakere yaklaşımına işaret ediyor.

ALMANYA'DAN YOĞUN İLGİ
Avrupa cephesinden de Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran’ın müzakere stratejisini "oldukça ustaca" olarak tanımlayarak sürece yakından ilgi duyulduğunu ortaya koyuyor.
Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, Arakçi’nin diplomatik temaslarının sadece Rusya ile sınırlı olmadığını, birden fazla ülkeyi kapsayan geniş çaplı bir hamle olduğunu belirtti. Başbuğ, özellikle Umman ve Rusya ziyaretlerinin farklı başlıklara odaklandığını vurgulayarak, Hürmüz Boğazı kontrolü ve nükleer meselelerin şu an diplomatik görüşmelerin temelini oluşturduğunu ifade etti.
İRAN HÜRMÜZ BOĞAZINI DEĞERLENDİRECEK
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde gelir paylaşımı gibi pratik çözümler arayışında olduğu, buradan geçen her gemiden önemli gelir elde etme potansiyelinin varlığı, Umman ziyaretiyle orta yol arayışının nedenini ortaya koyuyor. Rusya ise nükleer dosyada kilit aktör olarak öne çıkıyor ve İran’ın Hürmüz’de önemli kazanımlar elde etmesi halinde daha esnek tavır sergileyebileceği değerlendiriliyor.

Görüşmede, Tahran’ın Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri talebinde bulunduğu da önemli bir konu olarak öne çıkıyor. ABD tarafından yapılan saldırıların İran’ın hava savunma altyapısında oluşturduğu zafiyetler bu talebin önemini artırmış durumda. İki ülke, HESA Şahid-136 tipi dronların paylaşımı gibi askeri iş birlikleriyle ilişkilerini derinleştirmiş durumda ancak Rusya’nın bu kritik talebe olumlu cevap verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor.
MÜCTEBA HAMANEY'DEN GİZLİ MEKTUP
Arakçi’nin Putin’e ilettiği ve İran dini lideri Mücteba Hamaney’den geldiği öne sürülen gizli mektup, diplomatik çevrelerde özel önem taşıyor. Resmî doğrulama olmamakla birlikte, mektubun üst düzey mesajlar içerdiği ve Moskova’nın Tahran ile çok katmanlı yakın ilişkisini sembolize ettiği belirtiliyor. Putin’in, Arakçi aracılığıyla Hamaney’e sağlık ve iyi dileklerini iletmesini istemesi, bu bağlamda dikkat çekiyor.

İran iç siyasetinde ise karmaşıklıklar sürüyor. İran Parlamentosu Başkan Yardımcısı Ali Nikzad’ın Hamaney’in talimatlarına atıfla Hürmüz Boğazı’nın "asla eski haline dönmeyeceği" yönündeki açıklaması, müzakere sürecindeki çelişkileri gözler önüne seriyor. Bu durum, farklı güç merkezleri arasında koordinasyon eksikliği ya da bilinçli stratejik belirsizliği işaret ediyor; özellikle Devrim Muhafızları’nın dış politikadaki etkisi, olası anlaşmaların uygulanabilirliği hakkında soru işaretleri yaratıyor.




