İşgal altındaki Doğu Kudüs ve İsrail’in orta kesimlerinde sirenlerin yankılanmasına neden olan bu "son dakika" hamlesi, Tahran’ın müzakere masasına askeri gücünü tescilleyerek oturma stratejisi olarak yorumlandı. Hava savunma sistemlerinin devreye girmesiyle Kudüs semalarında şiddetli patlamalar yaşanırken, dünya kamuoyu saniyeler içinde barış umudundan savaşın sıcaklığına geri döndü.
ONAY ÖNCESİ "GÜÇ GÖSTERİSİ" STRATEJİSİ
Diplomatik kaynaklar, Hamaney’in ateşkese onay vermesinden hemen önce gerçekleşen bu saldırının tesadüf olmadığını belirtiyor. İran’ın, Pakistan’da başlayacak 15 günlük müzakere sürecinde elini güçlendirmek ve "sahadaki zaferi siyasi alanda tescilleme" hedefine ulaşmak için bu son misillemeyi gerçekleştirdiği ifade ediliyor. Washington ve Tel Aviv hattında ise bu saldırı "barış sürecine sabotaj" olarak nitelendiriliyor.
KUDÜS SEMALARINDA ÖNLEYİCİ FÜZE TRAFİĞİ
İsrail ordusu (IDF), İran topraklarından ateşlenen füzelerin tespit edilmesiyle birlikte Demir Kubbe ve diğer gelişmiş sistemlerin devreye girdiğini duyurdu. Doğu Kudüs semalarında onlarca önleyici füzenin infilak ettiğini ve patlama seslerinin kentin her noktasından duyulduğunu aktardı. Yedioth Ahronot gazetesi, imha edilen füzelerden kopan dev şarapnel parçalarının yerleşim yerlerine düştüğünü kaydetti.
TRUMP’IN ATEŞKES DUYURUSU VE ZAMANLAMA KRİZİ
Saldırının, Trump’ın "ateşkeste anlaştık" açıklamasının hemen ardından gelmesi Beyaz Saray’da şok etkisi yarattı. İran’ın bu hamlesiyle, Washington’a "müzakere şartlarını biz belirleriz" mesajı verdiği tahmin ediliyor.




