Cammu ve Keşmir'de 26 turistin yaşamını yitirdiği kanlı saldırının ardından Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilim tırmanarak tehlikeli bir boyuta ulaştı. Her iki ülkenin de hava sahalarını birbirlerine karşı kapatması, iki nükleer güç arasında savaş endişesini yeniden gündeme taşıdı. Güney Asya’daki diplomatik dengeler bu gelişmeyle sarsılırken, uluslararası toplumdan itidal çağrıları gelmeye devam ediyor.
Pahalgam’daki saldırı, bölgesel tansiyonu patlama noktasına taşıdı
22 Nisan’da Hindistan idaresindeki
Cammu ve Keşmir eyaletinin Pahalgam bölgesinde düzenlenen silahlı saldırı, bölge tarihinin en kanlı olaylarından biri olarak kayda geçti. Turist kafilesini hedef alan saldırıda
26 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Olayın hemen ardından Yeni Delhi yönetimi saldırganların
Pakistan kökenli militanlar olduğunu iddia ederek İslamabad’ı suçladı.
Hindistan yönetimi, yalnızca sözlü açıklamalarla kalmayıp,
Pakistanlı diplomatlara ülkeyi terk etmeleri için bir hafta süre verdi, vize işlemlerini durdurdu ve daha önce verilen tüm vizeleri iptal etti. Ayrıca, iki ülke arasında 1960 yılında imzalanan ve hayati öneme sahip
İndus Suları Anlaşması’nı askıya aldığını duyurdu.
Hindistan’dan kritik NOTAM kararı: Pakistan uçaklarına yasak geldi
Saldırının ardından diplomatik yollarla yapılan tepkiler yeterli görülmedi ve Hindistan yönetimi
Pakistan’a ait tüm sivil ve askeri uçakların Hint hava sahasını kullanmasını yasakladı. Bu karara ilişkin yayımlanan havacılık bildirisi (NOTAM), 23 Mayıs’a kadar geçerli olacak şekilde düzenlendi. Yasak,
Pakistan tarafından işletilen ya da kiralanan tüm hava araçlarını kapsıyor.
Hindistan'ın bu hamlesi, kriz ortamının daha da büyüyeceğinin sinyallerini verirken, Hindistan Hava Kuvvetleri'nin sınır hattında teyakkuz durumuna geçtiği belirtiliyor.
İlk adımı Pakistan atmıştı: Hava sahasını Hindistan’a kapattı
Gerilim yalnızca Hindistan tarafından başlatılmış bir süreç değil.
Pakistan yönetimi, 24 Nisan itibariyle Hindistan'a ait tüm sivil ve ticari uçuşlara kendi hava sahasını kapattığını resmen duyurdu. İslamabad hükümeti ayrıca,
İndus Suları Anlaşması’nın ihlal edilmesini savaş nedeni olarak değerlendireceklerini açıklayarak tansiyonu daha da yükseltti.
Pakistan ayrıca, Hindistan’daki diplomatik misyonlarının personel sayısını azaltma kararı aldı ve iki ülke arasındaki tüm ticari ilişkileri dondurdu. Bu karşılıklı adımlar, Güney Asya’nın en tehlikeli sınır hattı olan Keşmir bölgesinde
olası bir askeri çatışma ihtimalini yeniden masaya getirdi.
Dünya alarmda: Diplomatik girişimler sonuç verecek mi?
İki ülkenin de nükleer silahlara sahip olması nedeniyle yaşanan bu tür krizlerin dünya genelinde yankı uyandırması kaçınılmaz.
Birleşmiş Milletler, ABD, Çin ve Avrupa Birliği ülkeleri, Hindistan ile Pakistan arasında artan tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulundu. Ancak tarafların mevcut pozisyonları, kısa vadede diplomatik bir çözüm olasılığını zayıflatıyor.
Uzmanlar, hava sahalarının karşılıklı olarak kapatılmasının sadece diplomatik bir uyarı olmadığını, aynı zamanda
askeri hazırlıkların da hızlandığına işaret ettiğini belirtiyor. Bölgedeki güvenlik kaynakları, her iki ülkenin sınır boyunca askeri hareketliliğini artırdığını doğruluyor.
Keşmir yeniden küresel kriz odağı haline geldi
Tarih boyunca Hindistan ve Pakistan arasında üç kez savaşa neden olan
Keşmir meselesi, bu son saldırıyla birlikte bir kez daha çatışma dinamiği kazandı. Her iki tarafın da geri adım atmaması, yalnızca bölgesel değil, küresel barışı da tehdit ediyor.
Saldırının arkasındaki örgüt henüz resmi olarak açıklanmasa da, Hindistan'ın suçlamaları ve Pakistan’ın reddettiği iddialar, Keşmir üzerinden yürüyen bu zorlu denklemi daha da karmaşık hale getiriyor.