Anadolu, tarih boyunca birçok mezhebin ve inancın ev sahipliğini yapmış kadim bir coğrafyadır. Anadolu'nun İslamlaşması sürecinde başat rol oynamış Alevi - Bektaşi İslam inancı'da bu anlayışlardan biridir. Alevilerin, diğer İslam mezheplerinden farklı olarak çeşitli ritüelleri vardır. Batıni bir anlayışa sahip olan Alevi - Bektaşi, İslam inancı mensupları Şubat ayının 3 günü Hızır peygamberin ismini taşıyan bir oruç tutarlar.
Hızır Orucu Nedir?
Ocak ayından Şubat ayının sonuna kadar süren Hızır ayında, Alevî Bektaşîler arınma, Allah sevgisini yüceltmeye yönelik ibadetler yanında, paylaşma ve dayanışmayı önemseyen ritüeller meydana getirmişlerdir. Anadolu'da 1000'lerce yıldır devam eden birlik ve beraberlik kültürü Hızır orucunun temelini oluşturmaktadır.
Alevî - Bektaşî inancında “Hızır” önemli bir yer tutar ve günlük hayatta sürekli kullanılan sözcüklerin başında yer alır. Bu durumun sebeplerinden biri Alevi - Bektaşi İslam inancının eski Türk kültüründen ögeler taşımasıdır. İlk Türklerden itibaren, Hızır tarihin her anında Türklerin inancına etki etmiş bir figürdür.
Hızır’ın uğradığı yerlere, bolluk ve bereket getirdiğine, dertlere derman, hastalara şifa olduğuna ve aynı zamanda uğurun ve kısmetin sembolü olduğuna inanılır. Alevi - Bektaşi İslam inancı mensupları Allah'a şükretmek ve Hızır'ın Allah tarafından getirdiği nimetlerine saygı duymak için, Hızır ayında üç gün oruç tutar orucun sonunda Hızır kurbanı keser. Kurban'a sahibi asla dokunmaz. Lokma olarak pay edilir ve şükretmek için "Hızır Cemi" yürütülür.
Hızır ve İlyas'ın Hikayesi
Alevî – Bektaşî inancına göre, Hızır ve İlyas Aleyhisselam ve Zülkarneyn ile birlikte Ab-ı Hayat suyunu aramaya çıkarlar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içmişler ve ölümsüzlüğe ermişlerdir. Hızır ve İlyas peygamber yeryüzündeki 2 peygamberdir. Onlar yılın bir döneminde mutlaka buluşurlar. Bu buluşmaya da "Hıdırellez" adı verilir. Hızır ve İlyas peygamberin buluşması da Alevi - Bektaşi İslam inancında önemli bir durumdur. Fıkhi İslami mezheplerde görünmeyen bir önem atfedilir.
Hızır İsminin Kökeni ve Peygamber Anlatıları
Hızır sözcüğü, Arapça’da “El hazır, Al Hızır” olarak geçmekte ve yeşillik anlamına gelmektedir. Çünkü Hızır’ın oturduğu ve/veya ayağını bastığı yerlerin yeşerdiğine inanılır. Hızır Alevî Bektaşîlerde ak sakallı, boz atı olan, derviş sıfatlı, dede simalı bir mürşid-î kâmildir. Alevî Bektaşî inancına göre, Hızır Allah’ın ilmi olan ilm-i ledün’e sahiptir. Hızır, Allah’ın dört büyük peygamberinden biri olan Hz. Musa’ya yardım etmiş, darda kaldığında ona rehberlik yapmıştır. Nuh Peygamber’in gemisi fırtınaya tutulunca, halk feryat edip “yetiş ya Hızır, bizi kurtar” diyerek dua etmiştir. Hızır, karada, İlyas denizlerde zor durumda olanlara yardım etmektedir. “Yetiş ya Hızır” diyenlerin carına Allah'ın izniyle yetişir. Hızır; halk inanışında umudun, geleceğin, kimsesizliğin simgesidir. Hızır ermiştir, derviştir, kurtarıcıdır. Dara düşen canların yardımcısıdır. Yolda kalmışların rehberidir. Kötülerin ve kötülüklerin cezalandırıcısıdır. Hızır yoksul ve garibin, kimsesiz, öksüz ve yetimin sesidir. Ölümsüzlük suyu içmiştir, ilahî nurdur. Allah'ın bizlere Kur'an-ı Kerim'de gösterdiği evrensel değerlerin taşıyıcısıdır.
*Hızır ve İlyas Peygamberi Temsil Eden Görsel
Ahmet Yesevi’den Pir Sultan Abdal’a, Hacı Bektaş Velî’den Şah İsmail Hatâî’ye, Abdal Musa Sultan’dan Seyyid İmadeddin Nesimî’ye tüm Alevî Bektaşî erenlerinin dilinde ve öğütlerinde “Boz atlı Hızır” darda olan müminlerin carına yetişen bir evliya olarak anlatılır.
Ahmet Yesevî Hızır’ı şöyle anlatır: “Vahşi gibi çöller içinde eyler vatan; Sahralarda yoldaşları karga ve çaylak; Hacet değil âşıklara bağ ve çemen; Hızır İlyas yoldaş kılıp yürür olur.”
Hacı Bektaş Veli Vilayetnemesi’nde Hızır ile ilgili yer alan şu menkıbe Alevi-Bektaşi inanç evrenindeki yerini netleştirmektedir.
“Hünkâr’a, bir gün, ikindi üstü, güler yüzlü, tatlı özlü, Alevi saçlı, yeşil elbiseli bir aziz geldi. Boz bir ata binmişti. Saru İsmail karşıladı, atını tuttu. O zat, teklifsizce doğru “Kızılca Halvet” e yöneldi. İçeri girdi. Saru İsmail, acaba bu atını tuttuğum er kim ola, şimdiye dek bunun gibi nurlu, yüzü güzel ve heybetli er görmedim diye düşünceye daldı. O sırada halifelerden biri geldi. İsmail, tut şu atı diye atı ona verdi, Kızılca Halvet’in kapısına vardı. Baktı ki o aziz, Hünkâr’ın karşısında oturmada. Tam bu esnada Hünkâr, ne yapalım Hızır’ım diyordu, Ulu Tanrı seni bu işe koşmuş. Tanrı kullarını zordan kurtarman gerek; şimdicek Karadeniz’de bir gemi batmak üzere seni çağırdılar; sohbetine müştakız amma ne çare, tez dur, medetlerine eriş, Tanrı izin verirse gene müşerref oluruz. Hızır peygamber, hemen kalktı, Saru İsmail, dışarıda atı tuttu. Hızır, dışarı çıkınca İsmail, Hızır’ın üzengisini tuttu, öptü. Saru İsmail, baktı ki Hızır atını sıçrattığı gibi at, bir adımını Karaöyük’ün üstüne bastı, öbür adımda güneşle beraber dolundu, gözden kayboldu, yalnız karşıdan parıltısı göründü. Saru İsmail, vardı, gördüğünü anlattı, erenler şahı dedi, bu giden aziz kimdir? Hünkâr’a, kardeşimiz Hızır peygamberdir. Karadeniz de bir gemi, batmak üzere, oraya imdada koştu; onun yürüyüşü böyledir. dedi. Saru İsmail, Hızır’ı gördüğünde pek sevindi.”

*Anadolu'yu Türkleştiren, İslamlaştıran Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli
Şah İsmail Hatai ise Hızır Peygamberi şu dizelerle anlatır: “Hatâî sözünün manisin verdi, Yar ile ettiği ahdinde durdu, Cebrail Musa’ya Hızır’a var dedi, Mürşid-i kâmile varmadan olmaz…”
Hızır Orucu Ne Zaman Tutulur?
Hızır orucu, Alevî Bektaşî inancında genellikle her yıl Şubat ayının ikinci perşembe günü Hızır günüdür. Bu yıl Hızır orucu 13-14-15 Şubat 2024 tarihleriarasında tutulacak. Hızır orucu, üçüncü günü perşembeye gelecek şekilde, salı, çarşamba ve perşembe günleri tutulur.





