Çin, Orta Doğu’da ABD ile İsrail’in saldırıları ve İran’ın karşılık vermesiyle artan gerilimin ardından Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, Pekin’de düzenlenen basın toplantısında, boğazdaki gemi trafiğinin kesintiye uğramasının küresel ticaret açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
KÜRESEL TİCARETİN ANA DAMARI
Guo, Hürmüz Boğazı’nın uluslararası mal ve enerji taşımacılığında kritik bir geçiş noktası olduğunu belirterek, bu hatta güvenli ve kesintisiz ulaşımın sağlanmasının tüm ülkelerin ortak çıkarına hizmet ettiğini söyledi. Bölgede yaşanan aksaklıkların temelinde İran’daki çatışmaların yer aldığını dile getiren Guo, çözümün ise ateşkes ve gerilimin hızla sona erdirilmesinden geçtiğini vurguladı.
İslamabad’da gerçekleştirilen ancak sonuç alınamayan görüşmelere de değinen Çinli yetkili, bu temasların gerilimi azaltma açısından önemli olduğunu belirtti. Taraflara sağduyu çağrısında bulunan Guo, kalıcı barış ve istikrar için siyasi ve diplomatik çabaların sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Çin’in enerji güvenliği ve küresel tedarik zincirlerinin korunması için tüm taraflarla iş birliğine açık olduğunu da sözlerine ekledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukaya ilişkin açıklamalarına da değinen Guo, bu tür adımların küresel ticaret üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine işaret etti. Çinli sözcü ayrıca, ülkesinin askeri ürün ihracatında uluslararası kurallara bağlı kaldığını belirterek, yöneltilen suçlamaları reddetti.
PİYASALAR ETKİLENİYOR
Öte yandan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kesintilerin küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisi giderek artıyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin geçtiği bu stratejik hat, aynı zamanda sıvılaştırılmış doğal gaz ve gübre ticaretinde de önemli bir rol üstleniyor.
Bölgedeki gerilim nedeniyle tanker trafiğinde yaşanan aksaklıkların, petrol arzında daralma riskini artırdığı ve fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğu belirtiliyor. Çin’in enerji ithalatının önemli bir bölümünün de bu güzergah üzerinden sağlandığı dikkate alındığında, Pekin yönetiminin konuya verdiği önemin daha da arttığı ifade ediliyor.





