Tıp ve felsefenin efsanevi ismi İbn-i Sina, nam-ı diğer Avicenna, 1037 yılında Hamedan'da hayatını kaybettiğinde 57 yaşındaydı. Peki, bu dahi nasıl öldü? Kolit salgını mı, yoksa aşırı çalışma ve iklim değişikliği mi sonunu getirdi?

173640690 Ibni Sina Kimdir 1702897627

KISA BİR BİYOGRAFİ

980 yılında Özbekistan'ın Buhara kenti yakınlarında doğan Ebu Ali Hüseyin bin Abdullah bin Sina, İslam Altın Çağı'nın en parlak yıldızlarından biriydi. 10 yaşında Kur'an'ı ezberleyen, 16 yaşında tıp alanında uzmanlaşan bu dahi, 'Şifa' ve 'Kanun fi't-Tıb' gibi eserleriyle Batı tıp eğitimini yüzyıllarca şekillendirdi. Felsefe, astronomi, matematik ve müzik gibi alanlarda 450'den fazla eser bıraktı. Ancak hayatı saray entrikaları, sürgünler ve bitmek bilmeyen seyahatlerle doluydu.

Klasik müziğin dâhisi Mozart kimdir?
Klasik müziğin dâhisi Mozart kimdir?
İçeriği Görüntüle

İbn-i Sina, Gazneliler ve Büveyhiler gibi devletlerde vezirlik yaptı ama siyasi kargaşalar onu sürekli göçe zorladı. Bu koşuşturma, sağlığını erken yaşta bozmaya başladı. Son yıllarında Hamedan'da Selçuklu hükümdarı Alaeddevle'nin sarayında çalışırken ölümcül hastalığının belirtileri ortaya çıktı.

SON HASTALIĞI NEDİR?

1037 baharında, İbn-i Sina mide ağrıları, kusma ve ishal şikayetleriyle yatağa düştü. Dönemin kaynaklarına göre, Hamedan'ın sert iklimi ve aşırı çalışma temposu bu durumu tetikledi. Bahardan beri dinlenemeyen filozof, yaz aylarında kolera benzeri bir salgına maruz kaldı. Kendi yazdığı 'Kanun fi't-Tıb' kitabındaki semptomlar, kendi hastalığını tarif eder nitelikteydi: Karın ağrısı, şiddetli ishal ve dehidrasyon.

Tarihçi Zehebi'nin aktardığına göre İbn-i Sina son günlerinde şöyle demişti: 'Hastalandığımda doktorlarımdan biri bana, 'Sen ki hastalıkları en iyi bilen sensin, neden iyileşmiyorsun?' diye sordu. Ben de, 'Hastalıklarımı biliyorum ama çaresini bulamıyorum' cevabını verdim.' Bu sözler, onun trajik ironisini yansıtıyor.

Ölüm Nedeni Tartışmaları: Kolera mı, Başka Bir Şey mi?

İbn-i Sina'nın ölüm nedeni konusunda kaynaklar hemfikir olmuyor. İşte başlıca teoriler:

Kolera Salgını: Dönemin en yaygın görüşü bu. Hamedan'da yaşanan kolera epidemisi, su kaynaklı bulaşıcı bir hastalık olarak biliniyordu. İbn-i Sina'nın semptomları (şiddetli ishal, kusma) tam uyumlu.
Aşırı Çalışma ve Zayıflık: Gece gündüz çalışması, az uyuması ve düzensiz beslenmesi, bağışıklığını çökertti. İbn-i Sina, kendi tedavisinde bal, süt ve bitkisel karışımlar kullandı ama yetersiz kaldı.
İklim Değişikliği ve Stres: Isfahan'dan Hamedan'a ani taşınma, soğuk hava ve siyasi baskılar mide ülseri veya bağırsak enfeksiyonu tetiklemiş olabilir.
Zehirlenme İddiası: Bazı rivayetler, siyasi düşmanlarının zehirlediğini söyler. Ancak bu, kanıtlanmamış bir komplo teorisi.

Modern tıp uzmanları, semptomlara bakarak dehidrasyon kaynaklı organ yetmezliği diyor. 'Kanun fi't-Tıb'da kendi yazdığına göre tedavi edilemez vakalarda ölüm kaçınılmazdı.

VASİYETİ VE CENAZESİ

17 Haziran 1037'de, Cuma gecesi ruhunu teslim etti. Ölmeden önce talebesi Ebü'l-Hüseyin el-Müeyyed'e vasiyet etti: 'Beni yıkamanı ve namazını kıldırmanı isterim.' Müeyyed, onu yıkadı, kefenledi ve namazını kıldırdı. Cenazesi Hamedan'da defnedildi, bugün türbesi UNESCO mirası adayı oluyor.

Ölüm döşeğinde bile kitap bitirmeye çalışan İbn-i Sina, son sözlerini şöyle dile getirdi: 'Hastalıklarımı biliyorum ama ilacını bulamadım.' Bu, insanüstü zekasının sınırlarını gösteriyor.

İbn-i Sina'nın Mirası ve Ölümünün Dersleri

İbn-i Sina'nın ölümü, sadece bir dahinin sonu değil; tıp tarihine ders niteliğinde olur. Kendi eseri 'Kanun', Avrupa üniversitelerinde 17. yüzyıla dek okutuldu. Ölümü, aşırı çalışmanın bedelini hatırlatıyor: Günümüz doktorları bile onun gibi tükenmişlik sendromuna dikkat çekiyor.

Tarihçiler, onun hayatını incelerken şunu soruyor: Bir dahi, kendi bilgisiyle bile ölümden kurtulamadıysa biz sıradanlar ne yapmalıyız? İbn-i Sina, 'Sağlık, her şeyin başıdır' derdi. Bu söz, bugün de geçerli olarak biliniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ