İstanbul Büyükşehir Belediyesi görevinden alınarak cezaevine gönderilen Ekrem İmamoğlu, 9 Mart'ta Silivri'deki Marmara Cezaevi Kampüsü'nde görülmeye başlanacak duruşmalar öncesinde basına konuştu. Hukuki sürece ve siyasetteki son gelişmelere dair açıklamalar yapan İmamoğlu, adaylık tartışmaları bağlamında ilk kez başka bir ismin adaylığı ihtimaline de değindi.

İMAMOĞLU SADECE HUKUKİ SAVUNMAYA HAZIRLANMADIĞINI BELİRTTİ

Ekrem İmamoğlu, yaklaşan İBB davası için yaptığı hazırlıkları detaylandırdı. İmamoğlu şu açıklamayı yaptı:

"Aynı zamanda ülkemizin adaletten devlet yönetimine, dış politikadan ekonomiye, tarımdan eğitime yaşadığı durumu ve çıkış yolumuzu milletimizle paylaşmak adına önemli bir siyasi çalışmayı gerçekleştirdiğim bir süreçteyim. Öncelikle, İBB Davası ismiyle bu ülkenin şerefli insanlarına, siyasetçilere, bürokratlara, belediyelerimizdeki işine gücüne bakan, siyasetle ilgisi ve alakası olmayan çalışanlara bile yolsuz, hırsız yaftasını koymaya çalışan bu girişimin ne olduğunu cümle aleme anlatmak adına büyük bir hazırlık yapıyorum. Sadece 19 Mart'ta başlayan kumpas sürecini değil, Türkiye'ye yıllardır yaşatılanları milletin vicdan mahkemesine çıkartacağımız bir duruşmaya hazırlanıyorum. Çok okuyor, çok yazıyorum. Milletimizin hislerini duyuracağım duruşma gününü sabırsızlıkla bekliyorum."

ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK'E "SİYASET İÇİN GAYET KULLANIŞLI" SÖZLERİYLE YÜKLENDİ

İmamoğlu, İBB soruşturmasını yürüten dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasını ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni değerlendirdi. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"O değil miydi hakimken bakan yardımcısı, sonra da sırf bizi tutuklatmak, görevimizi yapmamızı engellemek için İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı yapılan? Türlü iftiralarla, yalancı tanık beyanlarıyla dolu bir iddianame hazırlayarak siyasetin yargı üzerindeki vesayetine alet olan? Siyaset için gayet kullanışlı. Ama gün gelecek, birileri için bu kullanışlılık bitecek ve yollar ayrılacak. O zaman tarih, şahsi çıkarları uğruna aldığı eğitime, mesleğine, adalete ve milletin vicdanına ihanet edenleri yazacak. 2017 Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye'de kimin bakan olduğunun çok da bir önemi yok. Akın Gürlek olmuş, Yılmaz Tunç olmuş, fark etmiyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu ucube rejimde bakanlar, devletin ve milletin değil, tek bir şahsın bakanı. Akın Gürlek de öyle."

DURUŞMALARIN TRT'DEN YAYINLANMASINI TALEP ETTİ

Soruşturma dosyasının güvenirliğine dair iddialara yanıt veren İmamoğlu, yargı süreçlerinin tamamen şeffaf işlemesi gerektiğini savundu ve şöyle konuştu:

"Elbette her savcı dosyasına güvenir. Ama Türkiye'de sorun tam da burada başlıyor. Yargıya güven ile yargının kendine güveni aynı şey değildir. Bugün toplumun yaklaşık yüzde 80'i yargı süreçlerinin siyasi atmosferden bağımsız yürüdüğüne inanmıyor. Eğer gerçekten kimse yalnızca tanık beyanıyla tutuklanmadıysa, o halde bırakın süreçler tamamen şeffaf yürüsün. Bırakın kamuoyu her detayıyla görsün. Bağımsız hukukçular değerlendirsin. Basın özgürce takip etsin. Teklif ettiğimiz gibi duruşmalar TRT'den yayınlansın çünkü adalet, kapalı kapılar ardında değil, milletin vicdanında tecelli eder. Kaçma şüphem mi var? Ne kaçması, ben Çankaya Köşkü'ne yürüdüğümüz günü bekliyorum! Delilleri karartma şüphem mi var? Geçen 11 ayda iftiralarına bir tane delil bulabildiler mi? Delil mi var ki karartacağım?"

CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI İÇİN "O YOLA DESTEK OLURUM" MESAJI VERDİ

Adaylık tartışmalarına ilişkin süreci değerlendiren İmamoğlu, aday olma kararının kişisel bir tercih olmadığını aktararak şunları söyledi:

Türkiye İttifakı Partisi Genel Başkanı Ferhat Yılmaz'dan “Siyasette büyük birleşme" mesajı!
Türkiye İttifakı Partisi Genel Başkanı Ferhat Yılmaz'dan “Siyasette büyük birleşme" mesajı!
İçeriği Görüntüle

"19 Mart kumpasından sonra 15,5 milyon vatandaşın tercihiyle aday oldum. Daha büyük bir meselenin parçası. Daha büyük mesele de şu: Türkiye bir demokrasi olarak kalacak mı, kalmayacak mı? Türkiye, iktidarların seçim yoluyla değiştiği bir ülke olarak kalacak mı, kalmayacak mı? Kendi adıma şunu belirtmekte bir an bile tereddüt etmem: Türkiye'de demokrasi hangi yolla, kimin adaylığıyla korunacaksa, o yola destek olurum, o adaya destek olurum. Benim meselem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olsun meselesi değildir. Mesele Türkiye meselesi, mesele demokrasimizin akıbeti meselesidir. Dolayısıyla, ülkenin hayrına, demokrasimizin menfaatine hangi yol daha etkin bir şekilde hizmet edecekse zamanı geldiğinde ben de o yolun yolcusu olurum."

"İMAMOĞLU OLMADI BAŞKASI OLSUN" DEMENİN DOĞRU OLMADIĞINI VURGULADI

Başka bir adayla seçime gidilmesi senaryolarına da değinen İmamoğlu, demokrasi yanlısı tüm çevrelere birleşme çağrısında bulunarak şu sözleri kaydetti:

"Ancak şunu da vurgulamak isterim: İktidar yargı kumpasıyla rakibini oyun dışına ittiğinde, 'Tamam o zaman başka adayla yarışalım' dersek bugün İmamoğlu'na yapılan, yarın da başkasına yapılır. Bunu da görmek, buna uygun davranmak lazım. 'İmamoğlu olmadı başkası olsun' demek kolay, ancak bu yol da yol değil. Bu zorbalığa başımızı eğmemeliyiz. Milletin talimatı da budur. Bugün bana yapılanın yarın başkasına yapılmayacağını kim garanti edebilir? Dolayısıyla, yapmamız gereken öncelikle iktidara 'milletin iradesinin karşısında duramazsın' demek. 'Türkiye'yi iktidarların seçimle değiştiği bir ülke olmaktan çıkaramazsın' mesajını en güçlü şekilde vermektir. Bugün beni engelleyen yarın da başkasını engeller. Bu yüzden, önümüzdeki seçimler için başta partim CHP olmak üzere bütün muhalefet partilerinin, onlar da yetmez, demokrasiden yana bütün kurumların, bütün demokratik örgütlerin, bütün çevre ve inisiyatiflerin, demokrasiden yana herkesin bir araya gelip birlikte bir yol inşa ettiği bir seçenek geliştirmemiz gerekiyor. Pusulada tek aday olmasını mı planlıyorlar? Köy derneği seçimi gibi tek adayla mı gideceğiz seçime? Ham hayaller ve boş işler peşindeler."

DEVLET BAHÇELİ'NİN ÇAĞRILARINA "KARAR VERMESİ GEREKİYOR" YANITINI VERDİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den gelen adil yargılama açıklamalarına değinen İmamoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Sayın Bahçeli, sağ olsun Türkiye için olduğu gibi bizim için de zaman zaman 'aslında hak olan' şeylerin gerçekleştirilmesi için çağrılarda bulunuyor. Fakat haberi olsun, iktidar ortağının ya kulakları duymuyor ya da duysa bile umurunda olmuyor. Bize bulduğu her fırsatta masumiyet karinesini hiçe sayarcasına 'hırsız, yolsuz' diyen Sayın Bahçeli'nin bir karar vermesi gerekiyor. Adil yargılama mı talep ediyor, yoksa zikzak söylemlerle milletin kafasını mı bulandırıyor. Bizim için önemli olan yegâne şey bu iktidarın her fiiline ortak olanların değil milletin çağrısıdır. Biz bu çağrıya uyacağız. Bu çağrıyı duyamayanlara kulaklarını iyi açmalarını tavsiye ediyorum."

ÇÖZÜM SÜRECİ VE KOMİSYON RAPORUNDAN MEMNUN OLMADIĞINI AÇIKLADI

Meclis bünyesinde kurulan komisyonun hazırladığı rapora ilişkin konuşan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüttüğü politikaları eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Desteğimiz tabii ki devam ediyor. Nitekim, müdahalemiz işe yaradı ki komisyon, örgütün feshi ve örgüt mensuplarının entegrasyonuyla beraber demokrasimizin acil meselelerini de gündemine aldı. Ancak ne sürecin geldiği noktadan ne de komisyonun hazırladığı rapordan memnunum. Örgütün feshi ve örgüt mensuplarının entegrasyonu için bir çerçeve ve mevcut anayasa ve yasalara uymayı önermenin ötesine geçmeyen bir rapor çıktı komisyondan. Tabii şimdi top Meclis'te ve iktidarda. Komisyonun önerdiği anayasaya ve yasalara uyun çağrısının yerine getirmek iktidarın bileceği iş. Ancak gidişat şunu gösteriyor: Cumhurbaşkanı komisyonun 'anayasaya ve yasalara uyulsun çağrısının' gereğini yapmak yerine, atması gereken en temel adımları bile örgütle ve Meclisteki partilerle pazarlık konusu yapacak. Belli ki hem terörün sonlandırılmasıyla hem de diğer konularla ilgili adımları iktidarda kalma hesaplarına malzeme yapacak. Dilerim yapmayı planladığı pazarlıklar süreci riske atmaz."

Kaynak: HABER MERKEZİ