İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik operasyonlar kapsamında 19 Mart'ta tutuklanan ve diploması iptal edilen İBB Başkanı ve CHP Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonunda hakim karşısına çıktı. "Zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla 8 yıl 9 aya kadar hapsi istenen İmamoğlu'nu ailesi, CHP milletvekilleri ve çok sayıda yurttaş yalnız bırakmadı. Duruşma salonuna alkışlarla giren İmamoğlu, savunmasına eklemeler yaptı.
"RAMAZAN’DA BİR KEZ DAHA ‘ÇİRKİN DAVASINDA’ BULUŞACAĞIZ"
Mahkeme başkanının ek savunma isteği üzerine söz alan İmamoğlu, davanın zamanlamasına ve yargı sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Teşekkürler hakim bey. Bu hafta Ramazan ayına giriyoruz. Ne yazık ki böyle talihsiz durumlarla yorulduğumuz durumları yaşıyoruz. Halbuki Ramazan berekettir, vicdanı harekete geçirir. Makam mevki varlık yokluk gözden geçirmesine razı olur ve yaradana sığınır. İnsanların eşitlendiğini hissetmesi adına bir fırsat ayıdır. Ama üzücüdür ki 2019’daki Ramazan’da seçimi iptal eden zihniyet 2025 yılında yine Ramazan’da diplomamı iptal eden zihniyet, bunu yine Ramazan’a denk düşürerek içi yalan ve iftirayla doldurulmuş şekilde yargılanacağımız bir süreci yaşayacağız. Ümidim çok değil ama dilerim ve isterim ki ülkemiz ve yargı düzeni açısından bu dava sağlıklı bir sürece evrilir. Ramazan’da bir kez daha ‘çirkin davasında’ buluşacağız. Ne kadar olmaz denilen şey varsa yargı düzeni içerisinde bize bu dönemde yaşatılıyor. İnancı kullanarak kendine bir yol çizenlerin utanç verici şeyler yapan insanlara haddini bildirme yolu olarak ben Ramazan’ı karşılıyorum ve dua ediyorum. Allah bu insanlara akıl versin. İnşallah bu şekilde üst makamlara gelmiş insanların diline terbiye gelir bu vesileyle. Yargı adına görev yapan insanların da arkadan iş çevirmenin, tuzak kurmanın, kumpas kurmanın, insanların ailesine göz dikmenin ne kadar ahlaksız bir tutum olduğunun hissettirilmesini diliyorum. İnanç akılda ve beyinde yaşar, göstermeye hiç gerek yoktur. Ancak insanların gözüne sokularak gösterilmeye yaşayan zihniyete yönelik bu bizim inancımız değildir diye düşünüyorum.”
"BU UTANÇ VERİCİ İDDİANAMEYİ YAZAN SAVCI AMACINA ULAŞARAK GÖREVİNE GETİRİLMİŞTİR"
İmamoğlu, iddianameyi hazırlayan savcıyı ve siyasi iktidarın tutumunu eleştirdiği konuşmasında şunları söyledi:
“Aziz milletimiz siyasi tarihi ne yazık ki demokrasiyi, insanların iradesini ve umudunu hapsetmeye çalışan yüz karası davalarla doludur. Bugün öyle skandal bir iddianameyle buradayız ki yüce Türk yargısının düşürüldüğü durumdan hicap duyuyorum. Planlanan ne var onu bilmiyorum ama oluşan davalar zinciri tarihte görülmemiş davaları milletimize yaşatmıştır. Böyle bir dönemin çöp bir iddianameyle oluşan sürecinde, hakimlerin değişerek adil yargılanma hakkımın ihlal edildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı amacına ulaşarak İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili olarak görevine getirilmiştir. Bütün bunların ana sebebi çok net, korkudur. Sadece iktidarın başındaki zihniyete karşı 4 seçim kazandığım için ve önümüzdeki seçimleri kazanacağım için kurulan kirli tezgahlardan buradayım. Milletimizin gönlündeki temizliğimi gördükleri için buradayım ama milletimizle bağım sahte değil, temiz ve samimidir. Milletimizin yüzde 70’i yanımdadır, yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak başım dik bir şekilde buradayım ama olan milletimize ve geleceğimize oluyor. Adalete olan güvenci yerle bir ettiniz, insanların yüzde 80’inden fazlası adalete inanmıyor. Ucube, ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ dedikleri yapı iki kişinin dudağının arasında çalışıyor. Devletimizin bütün kurumları dağıtıldı. Asırlık devlet ve devlet geleneğimizin geleceği tek bir adama mahkum edilmek isteniyor. Mevzu çok ciddidir. Bu kesinlikle beka sorunudur. Demokrasiyi yok etmeye çalışan zihniyet yüzünden aylardır Silivri’deyim.”
"SİZ KAÇACAKSINIZ AMA BU FETRET DEVRİ SONA ERECEK"
Hapisteki diğer belediye başkanlarına ve sürecin işleyişine değinen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu iktidar zihniyeti 2024 yılı yazından itibaren düğmeye bastı. Yerel seçimlerden 4 ay sonra İstanbul’a atanan başsavcı başarılı olursa, getirileceği makam çoktan belirlenmiştir. Sürecin savcılığına soyunan da iktidarın başındaki kişi olmuştur. Esenyurt’la birlikte yalanlarla operasyonlarla sürece başlanmıştır. 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını (Ahmet Özer) almak nasıl bir vicdan çöküşüyse tüm belediye başkanlarımızın yaşadığı da o’dur. Hapiste yatan bütün arkadaşlarım aynı şekilde masumdur. Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar siyasidir ve hedefi bellidir. 19 Mart süreci öncesi ve sonrasıyla çöptür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Bu süreçte makam menfaat elde edenlerin makamları liyakatle elde edilmiş yerler değildir. O insanlara ifade ediyorum ki, siz kaçacaksınız ama bu fetret devri sona erecek ve 86 milyon yurttaşımız kazanacak. Zaman o kadar kısa değildir, yakındır ve kapının eşiğindedir. Tüm bunların hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız. Yaşattıklarınız sahtedir ve sahteciliktir.”
"ISLIK ÇALINDIĞINDA SIÇAN GİBİ KAÇTIKLARINI GÖRECEKSİNİZ"
İmamoğlu, kendisine yönelik suçlamaları reddederek "sıçan gibi kaçacaklar" ifadesini kullandığı konuşmasında şu vurguları yaptı:
“Asıl makam milletin gönlündedir. Benim tek derdim de o olmuştur. İktidar bu makamı unutmuştur, bir kişinin gönlünün makamına dönmüştür. O makam da sahtedir ve aldatmacadır. Vakti dolduğunda anlayacaksınız. Güç, kendinden emin olana değil korkana sertleşir. Koltuk kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik ve ahlak dışı yöntemler olmuştur. Dosya üretenler, manşet üretenler, TRT, Anadolu Ajansı; bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını göreceksiniz. Sıçan gibi kaçacaklar. Ben hakikat tarafındayım ve o taraftaki konumumu hiç değiştirmeyeceğim. Yer yüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Ne yapmışsak bu tecritin içerisindeyiz. Maşallah aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda. Bunu net olarak ifade ediyorum.”
"BEN GERÇEĞİM AMA DOĞUM BELGEME NE ZAMAN DAVA AÇACAKLAR DİYE MERAK EDİYORUM"
Diploma tartışmalarına ve geçmişine değinen İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Ben gerçeğim ama doğum belgeme ne zaman dava açacaklar diye merak ediyorum. Trabzon’da da delikanlıydım, Kıbrıs’ta da gerçek bir Kıbrıslıyım. İstanbul’a geldiğimde de İstanbul Üniversitesi öğrencisi Ekrem İmamoğlu’ydum. 35 yıllık iş yaşamımda gece-gündüz çalıştım. Arkadaşlarım bilir. Onlarca konut ve iş merkezi ürettim. İstanbullu bir iş adamıydım. Kurduğum kulüpler, yönetcilik yaptığım kulüp ve dernekler.. Hayatımı gerçek şekilde yaşadım. Karanlık işlerden ve kişilerden hep kaçmaya çalıştım. Beni İstanbul’un pazarlarına, restorantlarına, sokaklarına, caddelerine ve meydanlarına sorun. Beni okul arkadaşlarıma ve iş dünyasındaki arkadaşlarıma sorun. Ben gerçeğim. Ne sahteyim ne sahteciyim. Her adımım milletin önünde oldu. Hakkımı alanlara, hırsızlara karşı hep mücadele ettim. Şu an da mücadele ediyorum ve yine kazanacağım. 15.5 milyon insanın, dünyada eşi benzeri olmayan şekilde, 103 yaşındaki ninelerin bile oy kullandığı İmamoğlu gerçek bir kişiliktir. 25 milyona yakın insanın imzayla destek verdiği bir İmamoğlu var karşınızda. O kadar gerçek ki.. Pusu bilmem, iftira bilmem; bu kadar mercek altındayım ama bir tane iftira, bir tane yalan, bir tane omurgasız sözümü önüme koysunlar gelsinler özür dileyeceğim. Yoktur.”
"KÖYÜMDE ATAMIN MEZAR TAŞLARINA BİLE BAKTILAR"
Duruşma savcısına dönerek tepki gösteren İmamoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“35 sene öncesinin diploması üzerinden niyet okumak.. Allah size akıl fikir versin. Ruhunda sahtekarlık olan beni anlamaz. Şunu çok net söylüyorum: İmamoğlu dürüsttür, ahlaklıdır. Ben sahteciyim ha? Hadi oradan. Ben demokratım. İBB Başkanı seçildiğimde ‘İnşallah gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olurum dedim. Beylikdüzü’nde de öyle. Ben hayatımı şeffaflıkla anlatırken başkaları siyaseti nasıl yapmış ona bakmak lazım. Seçimden önce terörist diyerek seçimden sonra montaj demeler.. Milletimizi uyandıracağız. Buna büyük bir ihtiyaç var. Bu zihniyet sadece kendini düşünüp bana ne olacak diyor. Banane senden. Benim memleketime ne olacak, yarınları nasıl karşılayacak? Benim derdim o. Beni sahtekarlar anlayamaz. Bu iddianameyi yazana soruyorum. Bana hangi belgeyle sahteci diyeceksiniz. Köyümde atamın mezar taşlarına bile baktılar. Videolarını çektiler. Eşimin, ailemin, çevremdeki herkesin tarlalarını kazıdılar. Utanç verici. Evleri aradılar baktılar. Yazıklar olsun bunu yapanlara.”
"SEN İFTİRACI OL, SENİ TAHLİYE ETTİRELİM DİYORLAR"
İmamoğlu, İBB davası tutuklusu Fatih Keleş’e yönelik cezaevindeki girişimleri ise şu sözlerle anlattı:
“Yarın size de ıslık çalacaklar. O yüzden doğru kararı vermekle yükümlüsünüz. İftiracıların avukatlığını yapan Recep Seyhan ve Hamza Uçan, Kandıra’da Fatih Keleş kardeşimi ziyaret ederek ‘Sen iftiracı ol, seni tahliye ettirelim. Ama bunu yapmazsan iddialar ağırlaşacak ve tahmin edemeyeceğin şeylerle karşı karşıya kalacaksın’ diyorlar. Fatih Bey bunları dinleyip sert bir şekilde geri gönderiyor. Haklarında şikayet oldukları için isimlerini vermekten hiç çekinmiyorum. İlk ziyaretten 12 gün sonra bir daha gece yarısı gidiyorlar. Birisi içeri giriyor birisi de kapıda bekliyor. Tekliflerini yineliyorlar. Fatih Bey’in bir azmettirici ile Aziz İhsan Aktaş’ı öldürme senaryosunu hazırladıklarını anlatıyorlar. Fatih dehşetle ayağa kalkara bu sefer o iki avukatı kovuyor. Ertesi sabah yazdığı bilgi notu üzerinden olanları İstanbul’daki avukatına gönderiyor. Bu aşağılık girişimin üzerine biraz beklemeye başlıyorlar. Tezgaha bakar mısınız? 12 gün sonra ise Sabah gazetesinin manşetine bakın: ‘İtirafçı Aktaş’ı öldürün emri’ diye bir manşet. Manşetler üç gün üst üste devam ediyor. Bunu gören Keleş’in avukatı, hemen o hukukçuları ve gazeteyi suç duyurusuyla savcılığa şikayet ediyor.”
"DEDİM YA ‘SIÇAN GİBİ KAÇACAKLAR’ DİYE"
Keleş olayıyla ilgili yaşanan gelişmelere MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin adını da karıştırarak değinen İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Cinayet için azmettirici olduğu öne sürülen Selahattin Yılmaz isimli bir kişi, sonraki günlerde bu iddiayla gözaltına alınıyor. MHP lideri Devlet Bahçeli ise sonraki günlerde ‘Yılmaz benim kardeşimdir’ diyor. Sonraki günlerde haberler kesiliyor. Sonrasında genel yayın yönetmeni istifa ediyor. Dedim ya ‘sıçan gibi kaçacaklar’ diye. Bu, sadece küçük bir göstergesi. Sonra Selahattin Yılmaz benimle aynı cezaevine gönderildi. Gazetelerde benimle yan yana koyulduğunu gördükten sonra görüş sırasında arkamda isminin söylendiğini duydum. Tanımıyordum ama o beni tanıdığını, Trabzonspor’daki yöneticilik günlerimden bildiğini söyledi. Peki bu avukatların niye ifadesi alınmadı? Bunların ortakları kim? Bazı gazeteciler sabah gözaltına alınırken manşeti 12 gün önceden atan gazeteye neden bir işlem yapılmadı?”
"A HABER’E ÇIKAN YENİ ADALET BAKANININ TARİHTE BİR BENZERİ VAR MI?"
Adalet Bakanı Akın Gürlek'i de sert sözlerle eleştiren İmamoğlu, casusluk suçlamasına ilişkin ise şunları söyledi:
“HSK’ya başvuru yapıldı ama bilmiyorum. Yargıyla ilk kez burada tanışıyorum. Sorduğunuz için teşekkürler. Sabah ile aynı grupta yer alan A Haber’e çıkan yeni Adalet Bakanının, İBB davası devam ederken oraya çıkıp dava ile ilgili suçlamalar yapmasının tarihte bir benzeri var mı? Cürmün kadar yer yakarsın. Butlan davasını beklerken alt yazıda casusluk soruşturmasını gördüm. Butlan davasından olumlu bir karar çıkar çıkmaz altta böyle bir yazı geldi. Sonraki günlerde ifade için Çağlayan’a götürülüp 6.5 saat -7. Katta bekletildim. Çıktığımızda karşımızda gergin bir savcı vardı. Saatlerce ben bekledim ama o gergindi. Casusmuşum.. Necati Özkan’dan, Merdan Yanardağ’dan casus mu çıkaracaksınız? Yanardağ gözaltına alındığı saatte TELE1’e el konuldu. Üniversite avukatı bile ‘İmamoğlu’nun doğrudan yaptığı bir fiili kastetmiyoruz diyor. Bu şartlarda bir suç isnat etmek nasıl oluyor? ‘Eyy’ diye seslenesim geliyor. ‘Eyyy Trump’. Ben de ABD’ye mi seslensem? Ne yapsam? Bu zihniyet, bu süreçte Türkiye’yi otoriterliğin test aşamasına sokmuştur. Yürütülen tüm işlemler bu sürecin parçasıdır. Teşekkür ediyorum sayın hakim.”
Duruşma sonunda savcı, İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ndeki iptal davasının sonucunun kesinleşmesinin beklenmesini talep etti. Mahkeme heyeti, İmamoğlu’nun avukatlarının itirazına rağmen, idare mahkemesinin gerekçeli kararının kesinleşmesini beklemek üzere davayı 6 Temmuz 2026 saat 10:00’a erteledi.





