İran’a başlatılan saldırıların ardından yapılan ilk yorumlarda “İran’ın güçlü bir hava savunması olmadığı” görüşüne yer verilirken, konuyu Türkinform’a değerlendiren askeri uzmanlar, asıl belirleyici faktörlerin farklı olduğunu söyledi.
Askeri uzmanlar, İran’ın yıllardır farklı menzillerde radar ve füze sistemleri kurarak katmanlı bir hava savunma ağı oluşturmaya çalıştığını hatırlatıyor. Bu sistemler arasında Rus yapımı S-300 hava savunma sistemi gibi füzeler de bulunuyor. Uzmanlara göre, modern savaşta radarların ve iletişim ağlarının devre dışı bırakılması durumunda bu sistemler adeta “kör” oluyor.
Uzmanlara göre, ABD ve İsrail uçaklarının İran hava sahasında nispeten rahat hareket edebilmesinin arkasında, elektronik harp platformlarının oluşturduğu “dijital sis” yer alıyor.
ELEKTRONİK SALDIRI
ABD donanması envanterinde bulunan Boeing EA-18G Growler gibi uçaklar, elektronik saldırı uçağına çevriliyor. Askeri literatürde “havadan elektronik harp platformu” olarak tanımlanan bu uçak, aslında Boeing F/A-18F Super Hornet savaş uçağı gövdesi üzerine geliştirilmiş özel bir versiyon. Growler’ın temel görevi düşman radarlarını ve iletişim sistemlerini karıştırarak, saldırı uçaklarına güvenli bir hava koridoru açmak. Bu sayede bombardıman ve avcı uçakları, hedef bölgeye ulaşırken daha az tespit edilme riskiyle hareket edebiliyor.
RADARLARI “KÖR” EDİYOR
Growler’ı diğer uçaklardan ayıran en büyük farkın, kanatlarında klasik bombalar yerine elektronik harp ekipmanları taşıması olduğunu belirten uzmanlar, bunun başında radar ve iletişim sistemlerini bastıran AN/ALQ-99 elektronik savaş karıştırma kapsülünün geldiğine işaret ediyor.
Bu arada aynı uçak üzerinde yer alan ve radar sinyallerini tespit edip konumlandıran AN/ALQ-218 alıcı sistemi ise elektronik istihbarat sağlayarak karıştırma faaliyetini daha etkili hale getiriyor.
Askeri uzmanlar, buna ek olarak uçağın radar kaynaklarını doğrudan hedef alan AGM-88 HARM anti-radyasyon füzeleri taşıdığını belirterek, bu mühimmatın aktif radar yayınlarını takip ederek, radar sistemlerini imha etmeyi amaçladığını söylüyor.
Uzmanlara göre Growler’ın en önemli özelliklerinden biri de karıştırma yaparken, kendi iletişim sistemlerini koruyabilmesi. “INCANS” olarak bilinen teknoloji sayesinde uçak, düşman radarlarını bastırırken, kendi pilotlarının iletişim ve veri bağlantısını kesintiye uğratmıyor.
Bu sayede elektronik harp uçakları, saldırı paketindeki diğer savaş uçaklarıyla sürekli koordinasyon içinde kalabiliyor.
BU SALDIRI NASIL ENGELLENİR?
Askeri stratejistler, bu tür bir elektronik saldırıya karşı koymanın mümkün olduğunu, ancak bunun gelişmiş ve entegre bir savunma mimarisi gerektirdiğini vurguluyor. Rus yapımı birkaç farklı yöntemin bulunduğuna işaret eden uzmanlar, bunlardan birinin Mikoyan MiG-31 gibi uzun menzilli önleme uçakları kullanmak olduğunu belirtiyor. MiG-31 ve R-37M havadan havaya füze kombinasyonunun, elektronik harp uçaklarını daha karıştırma menziline girmeden hedef almayı amaçlıyor.
Bir diğer yöntem ise güçlü kara konuşlu elektronik harp sistemleri olduğunu kaydeden uzmanlar, Rusya’nın geliştirdiği Krasukha-4 ve Murmansk-BN elektronik savaş sistemlerinin, havadan yapılan karıştırmaya karşı yüksek güçlü yer tabanlı elektronik karşı tedbirler olarak kullanıldığını belirtiyor.
AMAÇ AVCIYI AVLAMAK
Elektronik harp uçaklarının, radarları karıştırırken aynı zamanda yoğun elektromanyetik sinyaller yaydığını vurgulayan askeri uzmanlar, bu durumun pasif sensör sistemleri için bir avantaj oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Rusya’nın geliştirdiği Kolchuga pasif sensör sistemi ve Moskva-1 elektronik savaş sistemleri, bu tür sinyalleri tespit ederek, karıştırma yapan uçakların konumunu belirlemek için kullanılıyor. Uzmanlara göre, bununla birlikte devreye giren S-400 gibi uzun menzilli füzeler de karıştırma yapan avcı uçağını vurabiliyor.
İRAN NEDEN ENGELLEYEMEDİ?
Uzmanların ortak değerlendirmesine göre, İran’ın yaşadığı en büyük sorun, elektronik harp karşı tedbirlerinin sınırlı olması. Bunların içinde uzun menzilli önleme uçaklarının yetersizliği, güçlü kara konuşlu elektronik harp sistemlerinin eksikliği ve pasif sensör ağının sınırlı olması da elektronik saldırılara karşı savunmayı zorlaştırıyor.
Analistler, modern savaşta hava üstünlüğünün yalnızca savaş uçaklarıyla değil, elektronik harp sistemlerinin de güçlü olmasıyla sağlandığını belirtiyor.




