İran’da Pehlevî Hanedanı, 1925’ten 1979’daki İslam Devrimi’ne kadar ülkeyi yöneten son monarşik rejim olarak tarihe geçti.

Bu dönem, bir yandan İran’ın modernleşme ve merkezî devletleşme süreçlerinin hız kazandığı, diğer yandan da halkla yönetim arasındaki uçurumun arttığı ve İslami rejimin temelinin atıldığı dönem olarak tarihte büyük önem kazandı.

Pehlevî hanedanı, Rıza Şah Pehlevî ile başlayıp oğlu Muhammed Rıza Şah Pehlevî ile devam etti. Ülkenin değişiminde önemli bir rol oynadı.

1921’de düzenlediği darbe sonrası İran siyasetinde yükselen Rıza Han, 1925’te meclis kararıyla Kaçar Hanedanı’na son vererek resmen şah ilan edildi. Rıza Şah Pehlevî’nin iktidarı, güçlü bir merkezi devlet kurma, modern ordu inşa etme ve geleneksel yapıları tasfiye etme çabalarıyla şekillendi. Bu dönemde laiklik vurgusu ön plana çıktı; ulemanın gücü sınırlandırıldı, eğitim sistemi devlet kontrolüne alındı ve kadınların kamusal hayattaki varlığı artırılmaya çalışıldı.

Aynı zamanda ulaşım, sanayi ve altyapı alanlarında önemli yatırımlar yapıldı. Ancak bu reformlar, çoğu zaman otoriter yöntemlerle uygulandı ve muhalefete neredeyse hiç alan tanınmadı.

1941’de II. Dünya Savaşı’nın etkisiyle Rıza Şah İngiliz ve Sovyet baskısıyla tahttan indirildi ve yerine oğlu Muhammed Rıza Şah geçti. İlk yıllarında daha sınırlı yetkilere sahip olsa da, 1953’te İran Başbakanı Muhammed Musaddık’a karşı ABD ve İngiltere destekli bir darbeyle iktidarını pekiştirdi. Bu tarihten itibaren Muhammed Rıza Şah, mutlak güce sahip bir lider haline geldi. 1963’te başlattığı “Beyaz Devrim” adlı reform programı, toprak reformu, kadın haklarının genişletilmesi ve eğitimin yaygınlaştırılmasını hedefledi. Ancak bu adımlar, sosyal eşitsizlikleri azaltmak yerine zamanla toplumsal gerilimleri artırdı.

Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
İçeriği Görüntüle

Pehlevî rejimi, milliyetçi ve Batı yanlısı bir çizgi izleyerek İran’ı hızla modernleştirmeye çalışırken; toplumsal yapının geleneksel, özellikle de dinî değerlerini büyük ölçüde dışladı. Pehlevi, ABD ve İngiltere’nin ülke üzerindeki etkilerini artıran bir çizgi izledi. İran halkı anti – emperyalist bir çizgi izlediği için Pehlevi’nin yönetim tarzını eleştirdi.

Bu politikala, rejimin halk nezdindeki meşruiyetini zayıflattı. Ayrıca gizli polis teşkilatı SAVAK aracılığıyla uygulanan baskılar, rejime karşı muhalefeti büyüttü. 1970’li yıllarda ekonomik sorunların artması, özgürlük taleplerinin yükselmesi ve dinî liderlerin toplumsal desteği arkasına almasıyla birlikte Pehlevî iktidarı sarsılmaya başladı.

1979 yılında Ayetullah Humeyni liderliğinde gerçekleşen İslam Devrimi, Pehlevî Hanedanı’nın sonunu getirdi. Muhammed Rıza Şah ülkeyi terk etti ve İran, halk referandumu sonucu İslam Cumhuriyeti’ne dönüştü. Böylece yaklaşık yarım yüzyıl süren Pehlevî dönemi, modernleşme çabalarına rağmen halktan kopukluğu ve baskıcı yönetimi nedeniyle sona erdi.

Pehlevî dönemi, İran tarihinde derin izler bırakan bir süreç olarak değerlendirilir. Bir yandan ülkenin altyapısal ve idari yapısını modernleştiren bu dönem, diğer yandan toplumsal uzlaşıyı sağlayamayan, siyasi katılımı engelleyen ve kültürel kimliği bastıran bir rejimin çöküşüne sahne olmuştur.