Lübnan merkezli Al-Mayadeen televizyonunun Tahran kaynaklı haberine göre, İran, ABD ile yürütülen temaslarda arabulucular üzerinden üç aşamalı bir plan iletti. Haberde, Washington yönetiminin bu çerçeveyi kabul etmesi halinde müzakerelerin yeniden başlayabileceği ifade edildi.
İRAN’IN ÜÇ AŞAMALI PLANI
Tahran’ın sunduğu plana göre ilk aşamada, bölgede devam eden çatışmaların tamamen sona erdirilmesi ve İran ile Lübnan’a yönelik saldırıların yeniden başlamayacağına dair açık ve bağlayıcı garantiler talep ediliyor.
Al-Mayadeen muhabiri, İran’ın bu aşamada başka herhangi bir konunun masaya getirilmesini kesin şekilde reddettiğini ve önceliğin yalnızca güvenlik garantileri olduğunu vurguladı.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE NÜKLEER DOSYA MASADA
Habere göre, ilk aşamada mutabakat sağlanması halinde süreç ikinci faza taşınacak. Bu aşamada, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve yönetimi ele alınacak.
Üçüncü ve son aşamada ise tarafların en tartışmalı başlıklarından biri olan İran’ın nükleer programı masaya yatırılacak. Bu kapsamda uranyum zenginleştirme faaliyetleri, denetim mekanizmaları ve olası yaptırımların kaldırılması gibi başlıkların görüşülmesi bekleniyor.
NE OLMUŞTU?
İran ile ABD arasındaki gerilim, son dönemde Orta Doğu’da artan çatışmalar ve karşılıklı sert açıklamalarla yeniden tırmanmıştı. Özellikle İran’a yakın grupların bölgedeki saldırıları ve buna karşılık ABD’nin askeri hamleleri, tarafları doğrudan karşı karşıya getirme riskini artırdı.
Washington yönetimi, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmasını isterken; Tahran ise yaptırımların kaldırılması ve güvenlik garantileri olmadan yeni bir anlaşmaya yanaşmayacağını sık sık dile getiriyordu.
Daha önce 2015 yılında imzalanan İran Nükleer Anlaşması (JCPOA) ile taraflar arasında önemli bir uzlaşı sağlanmış, ancak ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesiyle süreç yeniden çıkmaza girmişti.
BÖLGESEL DENGELER İÇİN KRİTİK SÜREÇ
Uzmanlara göre İran’ın sunduğu bu üç aşamalı plan, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki güç dengelerini de doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve nükleer programın geleceği, küresel enerji piyasaları ve uluslararası güvenlik açısından kritik önem taşıyor.
Tarafların bu çerçevede nasıl bir yol izleyeceği ise önümüzdeki günlerde diplomasi trafiğinin seyrini belirleyecek.







