Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
İçeriği Görüntüle
13 Haziran 2025 tarihinde İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği geniş çaplı hava saldırısı, Ortadoğu’da tansiyonu yeniden zirveye taşıdı. İran’ın nükleer tesisleri ve askeri komuta kademesinin hedef alındığı saldırılarda, ülkenin en stratejik pozisyonlarında görev alan dört üst düzey komutan yaşamını yitirdi. Bu gelişme yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel diplomatik ilişkileri de derinden etkileyebilecek bir kırılma noktası olarak görülüyor. Peki, bu saldırılarda ölen İranlı askeri liderler kimdi ve neden bu kadar önemliydiler?

İran Silahlı Kuvvetleri'nin Beyni: Muhammed Bakıri

İran Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten Tümgeneral Muhammed Bakıri, 1980’lerden itibaren İran ordusunun en kilit isimlerinden biri haline gelmişti. Gerçek adıyla Muhammed Hüseyin Afşardi, 1939 yılında Tahran’da dünyaya geldi ve 1981'de Devrim Muhafızları'na katılarak askeri kariyerine ilk adımını attı. İran-Irak Savaşı süresince özellikle istihbarat biriminde üstlendiği görevlerle yükselişe geçen Bakıri, 2007 yılında İran’ın askeri operasyonlarının merkezi olan Hatam el-Anbiya Karargâhı’nda görev aldı. 2016 yılında İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı olarak atanması, onun askeri strateji ve istihbarat koordinasyonundaki gücünü teyit etmişti.

Sert Tutumuyla Tanınan Komutan: Hüseyin Selami

İran Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, özellikle Batı ve İsrail karşıtı açıklamalarıyla tanınıyordu. 65 yaşındaki komutan, 1980 yılında Devrim Muhafızları’na katıldı ve zamanla askeri hiyerarşide hızla yükselerek 2019’da kurumun en tepe ismi oldu. Özellikle son aylarda yaptığı sert çıkışlarla dikkat çeken Selami, İran’ın “cehennemin kapılarını açacak güçte” olduğunu ifade etmişti. İsrail'in bölgedeki askeri operasyonlarına karşı açık tehditlerde bulunan Selami, İran'ın savunma kapasitesine olan güveniyle öne çıkan bir figürdü. İsrail saldırısından sadece bir gün önce, ülkesinin her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olduğunu açıklamıştı.

Askeri Stratejinin Mimarı: Gülam Ali Reşid

İran ordusunun beyin takımında yer alan Tümgeneral Gülam Ali Reşid, 1979 devriminden sonra Devrim Muhafızları saflarına katılarak, örgütün kuruluş döneminde kritik roller üstlendi. 1953 doğumlu olan Reşid, özellikle İran-Irak Savaşı döneminde büyük çaplı askeri operasyonların planlayıcılarından biri olarak biliniyordu. 2016 yılında İran’ın tüm askeri operasyonlarının koordine edildiği Hatam el-Anbiya Karargahı'nın başkomutanı olarak atanması, onun operasyonel karar alma mekanizmasındaki kilit rolünü pekiştirdi. Stratejik derinliği yüksek açıklamalarıyla tanınan Reşid, basında nadir görünse de İran’ın askeri doktrinlerinde önemli bir mimar olarak kabul ediliyordu.

Füze Programının Başındaki İsim: Amir Ali Hajizadeh

İran’ın balistik füze programının kilit ismi olan Tuğgeneral Amir Ali Hajizadeh, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapıyordu. 1962 doğumlu Hajizadeh, İran-Irak Savaşı sırasında keskin nişancı olarak başladığı askerlik hayatında, zamanla İran’ın füze teknolojilerinde belirleyici bir rol üstlendi. 2009 yılında bu göreve atanmasının ardından, özellikle İran’ın füze savunma kabiliyetlerini artırmak için yürütülen çalışmaların lideri haline geldi. 2019’da ABD’ye ait bir İHA’yı düşüren İran güçlerinin komuta kademesinde yer alması, onu Washington’un yaptırım listesine dahil etti.

Nükleer Bilim İnsanları da Hedefteydi

Saldırılar sadece askeri liderlerle sınırlı kalmadı. İran’ın nükleer programının beyin takımı da ağır darbe aldı. Aralarında Nükleer Bilim ve Teknoloji Araştırma Enstitüsü Başkanı Seyid Amir Hüseyin Fakhi, Shahid Beheshti Üniversitesi’nin nükleer mühendislik profesörleri Abdulhamid Minouchehr, Ahmad Reza Zolfaghari ve Amirhossein Feqhi gibi önemli isimlerin de bulunduğu en az 6 bilim insanı hayatını kaybetti.

Bölgedeki Dengeler Değişiyor mu?

İsrail’in bu kapsamlı ve hedef odaklı saldırısı, Ortadoğu’da yeni bir askeri dengeyi işaret ediyor olabilir. İran’ın askeri ve nükleer yapısının karar alma mercilerinde yer alan figürlerin kaybı, yalnızca kısa vadeli bir darbe değil, aynı zamanda uzun vadeli bir stratejik boşluk anlamına da geliyor. Analistler, bu gelişmenin İran’ın askeri reflekslerinde zayıflamaya ve bölgesel etkisinin sınırlanmasına neden olabileceğini belirtiyor.