İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük askeri gerilim, ABD Başkanı Donald Trump’ın duyurduğu ateşkesle son bulurken, uluslararası basın sürecin bölgesel yansımalarını tartışmaya açtı. ABD merkezli Newsweek dergisi, çatışmanın sona ermesinin ardından hazırladığı analizde “kazanan tarafın” Orta Doğu’daki diplomatik manevra alanını genişleten Körfez ülkeleri olduğunu vurguladı.

Newsweek, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar’ın; sadece ekonomik güçleriyle değil, diplomatik etkinlikleriyle de hem İran’la hem İsrail’le kurdukları mesafeli ama stratejik ilişkiler sayesinde bölgenin yeni yön tayin edici aktörleri haline geldiğini yazdı.

"Yeni Güç Merkezi: Körfez"

BAE merkezli siyaset bilimci Dr. Abdulkhaleq Abdulla, dergiye yaptığı değerlendirmede Körfez ülkelerinin artık yalnızca ekonomik anlamda değil, siyasi etkileriyle de küresel başkentlerde karşılık bulan bir ağırlığa sahip olduğunu belirtti. Abdulla, “Bölge ülkeleri kolektif ve bireysel olarak dünyanın dikkatini çeken yeni merkezler haline geldi” ifadelerini kullandı.

Haberde, Körfez devletlerinin İran’ın bölgedeki nüfuzu karşısında dengeleyici bir konum üstlendiği, buna karşın İsrail’le olan mesafelerini korudukları ve zaman zaman Tel Aviv yönetimini açıkça eleştirdikleri kaydedildi.

Istihbarat Raporlari Trumpin Aksini Soyledi Iran Saldirisinda Dikkat Ceken Ayrinti 3229530

Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
İçeriği Görüntüle

Diplomaside Yeni Rol Dağılımı

Newsweek, bölgedeki diplomatik denklemde Mısır ve Ürdün gibi geleneksel oyuncuların ise geri planda kaldığını öne sürdü. Chatham House Kuzey Afrika Programı’ndan Dr. Neil Quilliam’a göre, Körfez ülkeleri “ulusötesi” bir siyasi anlayışı benimsedi ve bu sayede Trump yönetimiyle daha stratejik bir uyum yakaladı. Quilliam, bu gelişmelerin Arap dünyasındaki güç dengelerini değiştirdiğini belirtti.

Katar'ın Sessiz Diplomasisi

Haberde öne çıkan bir diğer unsur ise Katar’ın arabuluculuk rolü oldu. İran’ın, ABD’nin nükleer tesislerine yönelik saldırılarına misilleme olarak Katar’daki Amerikan üssünü hedef aldığı bir senaryoda bile, Doha yönetiminin hem Tahran hem Washington ile koordinasyon içinde hareket ettiği ve bölgesel gerilimin tırmanmasını engelleyen bir aktör olarak rol oynadığı aktarıldı.

Quilliam, Katar’ın İran ile sahip olduğu güçlü ilişkilere dikkat çekerek, bu bağlamda Tel Aviv ile Tahran arasındaki ateşkesi müzakere edebilmesinin şaşırtıcı olmadığını ifade etti.

Muhabir: TURKİNFORM MEDYA HABER MERKEZİ