Türkiye'nin bölgesel rolü ve İsrail ile olan gergin ilişkiler, son dönemlerde özellikle Netahyahu'nun sert açıklamaları ve iki ülke arasındaki gerilimin artması ile ön plana çıkıyor. Bu gelişmelerin arka planında bölgede yaşanan savaşlar, diplomatik hamleler ve politik stratejiler önemli rol oynuyor.

TÜRKİYE'NİN SAÇ EKİM MİZAHI
İsrail'de uzun yıllardır yayımlanan popüler komedi programı Eretz Nehederet, Türkiye'ye saç ektirmeye giden İsrailliler temalı skeçlerle mizahi bir dille iki ülke ilişkilerine dair algıları yansıtıyor. Programda 2019 yılında saç ekimi sonrası davranışları değişen bir İsrailli baba gösterilirken, 2023'te yayımlanan bir bölümde de MİT'in Türkiye'ye saç ekimi için giden İsrailli erkeklere yönelik gizli operasyon yürüttüğü kurgulanıyor. Bu skeçler, İsrailliler arasında Türkiye'nin daha çok turistik ve sosyal ilişkiler anlamında bilindiğinin işaretleri olarak değerlendiriliyor. City St George's University'den Dr. Ayala Panievsky, hala büyük kitleler için Türkiye denince akla ilk olarak savaş değil, saç ekimi geldiğini belirtiyor.
HAMAS SEBEBİYLE İLİŞKİLER GERİLDİ
Ancak son yıllarda özellikle Hamas'ın 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler büyük zarar gördü. Bölgedeki çatışmalar ve ateşkes girişimleri, İsrail'in Türkiye algısını yeniden şekillendirdi. Dr. Panievsky, İsrail kamuoyundaki Türkiye algısının bölgesel travmalar ve güvenlik kaygıları etrafında geliştiğini vurguluyor. Özellikle Türkiye'nin Hamas'ı destekleyen bir aktör olarak görülmesi, geçmişte Gazze ile ilgili algıların değişmesinde etkili oldu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 11 Nisan 2024 tarihinde sosyal medyada doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan sert açıklamaları, Türkiye'de geniş yankı buldu. Netanyahu, Türkiye'yi terör rejimi olarak tanımlayıp Erdoğan'ı sert sözlerle eleştirdi. Türkiye'de ise bu açıklamalar muhalefet ve iktidar tarafından kınandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İsrail'in saldırgan açıklamalarını 'hadsizlik' olarak nitelendirerek Türkiye'nin masumların yanında olduğunu belirtti.

Bu dönemde ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Binyamin Netanyahu dahil 35 İsrailli yetkili hakkında hazırladığı Küresel Sumud Filosu iddianamesi, iki ülke ilişkilerini daha da zorlaştırdı. Tel Aviv Üniversitesi uzmanı Dr. Gallia Lindenstrauss, Netanyahu'nun sözlerinin bu iddianamenin ardından gelmesinin gerilim boyutunu artırdığını ve daha çok Türkiye'nin gerilim tırmandırma kararı karşısında bir tepki olduğunu ifade etti.
"TÜRKİYE İRAN GİBİ DÜŞMAN OLARAK ALGILANMIYOR"
Netanyahu'nun 2024 Ekim'deki genel seçimler öncesi içeride ve dışarıda güçlü görünme ihtiyacı, sert söylemlerinin altında yatan temel gerekçe olarak değerlendiriliyor. Oxford Analytica'dan Laura James, İsrail'in İran ile süren çatışma ortamında dış politikada güçlü duruş sergileme gerekliliğine vurgu yapıyor. İsrail kamuoyunda ise bu tür açıklamaların çok sınırlı yankı bulduğunu söyleyen Dr. Panievsky, gündemin Lübnan ve İran odaklı olduğunu ve Türkiye'nin İsraillilerde İran gibi düşman olarak algılanmadığını belirtiyor.

"İSRAİL'DE BÖLGESEL GÜÇ MÜCADELESİ VAR"
Buna karşın Chatham House araştırmacısı Ksenia Svetlova, İsrail'de Türkiye'ye karşı artan bir gerginlik ve bölgesel güç mücadelesinin var olduğuna işaret ediyor. Türkiye'nin, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerle kurduğu ittifak, İsrail'in bölgesel izolasyon hissini artırıyor. İsrailli politikacıların çoğunlukla sert söylemleri benimsemesi, bölgedeki tehdit algısı ve güvensizliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Netanyahu'nun sosyal medya paylaşımında Kürtleri hedef alması, bölgedeki karmaşık güç oyunlarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Dr. Panievsky, İran'daki Kürtlerin rejim değişikliği umutları bağlamında Netanyahu için önem taşıdığını, Laura James ise bu söylemin insan hakları eleştirisi yapmak için kolay bir yol olduğunu ifade ediyor. Svetlova ise İsrailli politikacıların kriz zamanlarında Kürt meselesini gündeme getirmeyi sıkça tercih ettiklerini, ancak bu konuda somut adım atmadıklarını dile getiriyor.






