Türkinform’un ulaştığı kaynaklara göre, İsrail ordusu tarafından yapılan son açıklamalar sadece askeri bir rapor değil, bir katliam itirafı niteliği taşıyor. 28 Şubat’ta başlayan ve ilk aşaması tamamlandığı belirtilen operasyonlarda tam 148 çocuğun hayatını kaybettiği bizzat ordu kaynaklarınca kabul edildi. T
Uzmanları, bu can kayıplarının bir "yan hasar" olmadığını, aksine İsrail’in hedef önceliklerinde sivil yapıları merkeze alan bilinçli bir dönüşüm yaşandığını vurguluyor. Okulların ve sığınma merkezlerinin vurulması, saldırıların sistematik bir yıldırma politikasına dönüştüğünü kanıtlıyor.
YERALTI BAHANESİYLE SİVİL KATLİAMI MEŞRULAŞTIRILIYOR
Operasyonun "ikinci fazı" ilan edilirken, İsrail ordusu hedef tahtasına yeraltı tünellerini koyduğunu iddia ediyor. Ancak stratejik analiz kaynakları, bu tünel iddialarının hastane, cami ve okul gibi dokunulmazlığı olan binaları yerle bir etmek için üretilmiş hain birer kılıf olduğunu belirtiyor. "Tünel var" bahanesiyle tonluk bombaların sivil yerleşimlerin kalbine bırakılması, bölgedeki insani dramı geri dönülemez bir noktaya taşıyor. Uzmanlar, bu yöntemin sivil halkı toplu cezalandırmaya yönelik bir savaş suçu olduğunun altını çiziyor.
HASTANELER VE OKULLAR HAİNCE HEDEF TAHTASINA OTURTULDU
Türkinform’un ulaştığı kaynaklar, sahadan gelen istihbarat verilerinin resmi açıklamalarla taban tabana zıt olduğunu ortaya koyuyor. Ordu "sadece askeri unsurları vuruyoruz" dese de, vurulan yerlerin büyük çoğunluğunu yaralıların tedavi edildiği hastaneler ve evsiz kalanların sığındığı okullar oluşturuyor.
Güvenlik uzmanlarına göre, yer altı yapılarını bahane ederek bu binaların vurulması, hem etik hem de uluslararası hukuk açısından tam bir kara lekedir. Bu strateji, savunmasız sivilleri doğrudan ateş hattında bırakarak bölgedeki yaşam şansını tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyor.
KATLİAMA "DEVAM" MESAJI: HUKUK VE ETİK YOK SAYILIYOR
İsrail ordusunun "Vurmaya devam edeceğiz" şeklindeki küstah ve pervasız çıkışı, önümüzdeki günlerde dökülecek kanın miktarının artacağının açık bir ilanıdır. Türkinform’un ulaştığı diplomatik kaynaklar, bu söylemin herhangi bir insani kaygı taşımadığını ve uluslararası toplumun tepkilerinin hiçe sayıldığını gösterdiğini ifade ediyor. 148 çocuğun katledilmesini bir "başarı" veya "aşama" olarak gören bu zihniyet, bölgeyi topyekün bir yıkıma sürüklerken, insanlık onurunu da enkaz altında bırakıyor. Uzmanlar, bu saldırgan tutumun bölgedeki tansiyonu benzeri görülmemiş bir seviyeye çıkaracağı konusunda uyarıyor.




