Yedioth Ahronoth gazetesinin İsrailli kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail’in İran’ın etkisinin yoğun olduğu Hürmüz Boğazı’na alternatif oluşturacak ekonomik bir koridor üzerinde yoğunlaştığı belirtildi. Haberde, bu girişimin bölgesel ticaret akışını deniz yollarından kara ve demiryolu hatlarına kaydırmayı hedeflediği ileri sürüldü.
“MODERN HİCAZ DEMİRYOLU” VE BÖLGESEL DENGELER
Haberde ayrıca Türkiye’den Suudi Arabistan’a uzanan “modern Hicaz Demiryolu” projesinin yeniden gündeme gelmesinin, bölgesel rekabeti artırdığı iddia edildi. İsrailli yetkililerin, mevcut jeopolitik gerilimlerin ve deniz ticaretindeki risklerin bu tür projeleri daha kritik hale getirdiğini düşündüğü ifade edildi. Bu çerçevede, IMEC’in hızlandırılmasının stratejik bir zorunluluk olarak görüldüğü öne sürüldü.
IMEC PROJESİNİN STRATEJİK HEDEFİ
Haberde yer alan değerlendirmelere göre, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun temel amacı Hindistan’ı Körfez üzerinden Avrupa’ya bağlayan çok modlu bir ticaret ağı oluşturmak. Proje; deniz taşımacılığı, demiryolu, enerji hatları ve iletişim altyapısını birleştirerek Çin’e alternatif bir ekonomik hat kurma hedefiyle öne çıkıyor. İsrail tarafının ise bu koridoru İran’ın küresel ticaret üzerindeki etkisini azaltacak bir araç olarak değerlendirdiği iddia ediliyor.
SUUDİ ARABİSTAN BELİRSİZLİĞİ VE “ZORLU DENKLEM”
Haberde en kritik başlıklardan birinin Suudi Arabistan’ın projeye yaklaşımı olduğu vurgulandı. Riyad yönetiminin IMEC’e katılım konusunda temkinli davrandığı, bazı Körfez ülkelerine kıyasla daha düşük bir iştah gösterdiği ileri sürüldü. Bu durumun, projenin hayata geçirilmesindeki en büyük belirsizliklerden biri olduğu ifade edildi.
ABD’NİN DUYURUSU VE JEOPOLİTİK ARKA PLAN
IMEC, 2023’te G20 Zirvesi kapsamında dönemin ABD Başkanı Joe Biden tarafından duyurulmuştu. Hindistan’dan başlayarak BAE, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail üzerinden Avrupa’ya uzanması planlanan proje, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirme potansiyeli nedeniyle dikkat çekmişti. Ancak Gazze savaşı sonrası bölgesel gelişmelerin projeye etkisi ve fizibilite tartışmaları gündemdeki yerini koruyor.




