Keldânîler, milattan önce II. binyılın sonlarına doğru Güney Mezopotamyaya yerleşen ve zamanla Yeni Babil İmparatorluğunun yönetici sınıfını oluşturan köklü bir kavim olarak tarihte önemli bir yer edindi. İlk olarak Asur kaynaklarında adı geçen bu topluluk, Fırat ile Dicle nehirleri arasında uzanan geniş coğrafyada varlık gösterirken hem siyasi hem de kültürel etkileriyle antik dünyanın şekillenmesinde rol oynadı.

48 Mehmet Simsek Keldaniler

KELDÂNÎLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI

Asur yazıtlarında “Kaldu” olarak geçen Keldânîler, başlangıçta kabileler halinde yaşayan bir topluluktu. Zamanla güçlenerek küçük krallıklar kuran bu kavim, özellikle Asur İmparatorluğu ile olan mücadeleleriyle öne çıktı. Keldânî lider Nabopolassar’ın öncülüğünde kurulan Yeni Babil Devleti, bölgedeki güç dengelerini değiştirirken II. Nebukadnezzar döneminde en parlak zamanını yaşadı. Bu süreçte Kudüs’ün kuşatılması gibi önemli tarihsel olaylar da yaşandı.

BABİL İLE ÖZDEŞ HALE GELDİLER

Keldânîler, Yeni Babil döneminde o kadar etkili oldu ki zamanla “Bâbilli” kavramıyla eş anlamlı kullanılmaya başlandı. Bu dönemde yalnızca siyasi güç değil aynı zamanda dini ve bilimsel otoriteyi de ellerinde bulunduran Keldânîler, özellikle rahiplik ve kâhinlik alanlarında söz sahibiydi. Antik dünyada astroloji ve gökbilim çalışmalarıyla ün kazanan bu topluluk, birçok medeniyet üzerinde iz bıraktı.

ASTROLOJİ VE BİLİMDE ÖNCÜ ROL

Keldânîler, gökyüzü gözlemleri ve astrolojik hesaplamalar konusunda dönemlerinin en ileri topluluklarından biri olarak kabul ediliyordu. Çok katlı gözlem kuleleri inşa ederek yıldız hareketlerini inceleyen Keldânî rahipler, geleceğe yönelik kehanetlerde bulunuyordu. Bu yönleriyle Grek ve Roma dünyasında “müneccim” ve “bilge” kimlikleriyle tanındılar. Batı’daki ezoterik ve gizli bilim geleneklerinin kökeninde de Keldânîlerin etkisi olduğu kabul ediliyor.

DİL VE KÜLTÜREL YAPI

Keldânîlerin dili Ârâmîce olup, bu dil zamanla bölgede yaygınlaşarak Akkadca’nın yerini aldı. Eski Ahid’de de bu dilin Ârâmîce olarak geçtiği biliniyor. Günümüzde dahi bazı Keldânî toplulukları bu dili kullanmayı sürdürüyor. Dil, kültürel sürekliliğin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

HRİSTİYANLIKLA BİRLİKTE DÖNÜŞÜM

Keldânîler, erken dönemlerde Hristiyanlığı kabul eden topluluklar arasında yer aldı. Mezopotamya’da yayılan Hristiyanlık, bu topluluğun dini kimliğini şekillendirdi. Zamanla Doğu Kilisesi içinde yer alan Keldânîler, tarih boyunca farklı mezhepsel ayrışmalar yaşadı. Nestûrîlik ve Katoliklik arasında bölünen topluluk, özellikle 16. yüzyılda Katolik Kilisesi ile bağ kuran grupların ortaya çıkmasıyla yeni bir kimlik kazandı.

GÜNÜMÜZDE KELDÂNÎLER

Bugün Keldânîler, başta Irak olmak üzere Orta Doğu’nun farklı bölgelerinde ve diaspora toplulukları halinde dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşamını sürdürüyor. Nüfuslarının önemli bir bölümü Katolik Keldânî Kilisesi’ne bağlıdır. Türkiye’de ise sayıları oldukça sınırlı olan Keldânîler, daha çok İstanbul, Diyarbakır ve Mardin gibi şehirlerde yaşıyor.

Beykoz'da ters yön tartışması! Erkek sürücü uyardı, kadın sürücü küfür etti
Beykoz'da ters yön tartışması! Erkek sürücü uyardı, kadın sürücü küfür etti
İçeriği Görüntüle

TARİHSEL VE DİNİ MİRASLARIYLA ÖNE ÇIKIYORLAR

Keldânîler, hem antik Mezopotamya uygarlıklarının mirasçısı olmaları hem de Hristiyanlık tarihindeki rolleriyle dikkat çeken bir topluluk olarak öne çıkıyor. Astrolojiden dile, dinden kültüre kadar geniş bir alanda etkileri hissedilen bu kavim, geçmişten günümüze uzanan çok katmanlı bir tarihsel birikimi temsil ediyor.

Günümüzde ise sınırlı nüfuslarına rağmen kültürel varlıklarını sürdürmeye devam eden köklü bir topluluk olarak varlığını koruyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ