Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun doruk noktasıdır. Kanuni döneminde imparatorluk en geniş sınırlara ulaşmış ve dünya siyasetinin merkezine oturmuştur. Avrupa’nın içlerinden, Akdeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada Osmanlı İmparatorluğu, adaletle hükmetmiş ve birçok farklı kavmi bir arada yaşatmayı başarmıştır.
Kanuni Döneminde Türk Edebiyatı
Osmanlı padişahlarının her biri aynı zamanda şairdi. Çeşitli mahlaslarla şiirler yazar ve kendi adlarına divan oluştururlardı. Ayrıca şehzadelerin gelişiminde de şiirlerin önemli bir yeri vardı. Her şehzade, sancak beyi olduğu illerde o dönemi ve iç dünyasını yansıtan divanlar yazardı. Kanuni Sultan Süleyman’ın şiir yazarken kullandığı mahlası “Muhibbi” idi. Muhibbi, adıyla yazdığı şiirler Osmanlı tarihinin anlaşılmasında, Kanuni’nin iç dünyasının tanınmasında önemli bir rol oynadı.
Dönemin Divan edebiyatını oluşturan şairler saraya yakın durmayı tercih ederlerdi. Pek çok Divan şairi, bulunduğu dönemin padişahına şiirler yazarak ulufe (bahşiş) kazanırdı. Padişahlar, bu sayede Osmanlı kültürünü ileriye taşıyacak birikimin oluşmasına ön ayak olurdu. Kanuni dönemi birçok önemli şairin yaşadığı, Türk şiiri açısından eşsiz bir dönemdi.
Sınırların kıtaları aştığı dönemde kültür sanat faaliyetleri de doruğa ulaştı. Edebiyatın yanı sıra mimari, resim gibi sanatlarda görünür hale geldi. Osmanlı İmparatorluğu içinde farklı uğraşlarla hemhal olan hanedan üyeleri yetişti.
Fuzuli, Hayali, Yahya Bey, Baki gibi Divan edebiyatının büyük şairleri Kanuni ile aynı dönemde yaşadı. Ayrıca İslami ilimlerde imparatorluğun aklı olan Ebu Suud ve İbni Kemal isimlerde kalem oynatıyordu. Fıkhi anlamda yapılan atılımlar imparatorluğun İslami temellerini güçlendiriyordu. Mimar Sinan ise Mimaride erişilmez bir noktadaydı.
![]()
*Dönemin ünlü şairi Fuzuli Tasviri
Menakıb-ı Sultan Süleyman Neden Yazıldı?
Kanuni döneminde yaşayan şairlerden biri de Eyyubi’ydi. Eyyubi yaşadığı dönemde diğer şairler kadar popüler değildi. Sarayla olan ilişkisine dair bugünde kaynaklar ihtilaflıdır.
Eyyubi’nin ünü, tarihi kaynaklarımıza neredeyse girmedi. Ancak yazdığı Menakıb-ı Sultan Süleyman eseri ölümsüz bir hale geldi. Eyyubi, eserinde Kanuni Sultan Süleyman döneminin bir panoramasını çizdi. Eserde, Osmanlı İmparatorluğunun gözünden yaşanan olayları yorumladı. Kendine has bir sanat çizgisi izleyerek edebiyatın en uç örneklerinden birini verdi.
Eserinde dönemin adet ve geleneklerinden, mimari anlayışına kadar birçok konuda bilgi verdi. Kanuni’nin yaptığı savaşları en ince ayrıntısına kadar anlattı. Osmanlı askerlerine övgüler dizdi.
Eyyubi yalnızca ideolojik veya sanatsal sorunları eserine taşımadı. İstanbul’un suya kavuşturulmasıyla çözüme kavuşan su sorununu, sorunun çözümü için yapılan çeşmeleri, orijinal bilgiler vererek anlattı. Bugünden bakıldığında belediyecilik faaliyeti olarak yorumlanabilecek konulardan sıklıkla bahsetti.
Tarihimizdeki Yeri Nedir?
Menakıb-ı Sultan Süleyman, Kanuni dönemini en iyi anlatan eserlerden biridir. Osmanlı İmparatorluğunun doruk noktasını en ince ayrıntısına kadar kaydetmeyi başarmıştır. Günümüzde tarih araştırmacıları esere sıklıkla başvurmaktadır.
Divan edebiyatı araştırmacıları açısından, kitabın dili cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren inceleme konusu kabul edildi. Eyyubi’nin kullandığı dil, eski Türkçe yazılarındaki sadelik ve eserin içinde geçen deyimler büyük bir özenle incelendi. Eyyubi’nin dilimize kazandırdığı kavramlar hakkında birçok makale yazıldı. Bilimsel çalışmalarda, tarih, Türkoloji ve edebiyat başta olmak üzere başvuru kaynaklarından biri oldu.
![]()
*Kanuni Sultan Süleyman Tasviri
Hangi Basımı Okunmalı?
Ülkemizde 1987 yılı Kanuni Sultan Süleyman yılı ilan edildi. Kanuni yılında, padişahın dönemine ait çok sayıda eser hakkında çalışmalar yapıldı. Kanuni’yi anlatan kitaplar Kültür Bakanlığı bünyesinde basılarak 1000 temel esere eklendi.
1991 yılında o dönem akademik unvanı doktor olan Mehmet Akkuş’un yoğun çalışmalarıyla Eyyubi’nin unutulmaz eseri “Menakıb-ı Sultan Süleyman” günümüz Türkçesine çevrildi. Şu anda okunan en iyi çalışmalardan biri Mehmet Akkuş’a aittir.
Kültür Bakanlığı 1000 temel eser arasında kabul edilen baskısı, meraklıların başvurabileceği bir kaynaktır.