Kredi kartı borçlarının hane bütçesi üzerindeki baskısı sürerken, özellikle yalnızca asgari ödeme tutarının yatırılması borcun yönetiminde önemli bir risk oluşturabiliyor. Özel bir bankada müşteri temsilcisi olarak görev yapan Bahar Kılınç, kredi kartı borcunu azaltmak isteyen tüketicilerin ödeme planı oluştururken yalnızca o ay ödeyecekleri miktara değil, borcun tamamına ve sonraki dönemlerde oluşabilecek maliyetlere dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
Kılınç, Türkinform’a yaptığı değerlendirmede, asgari ödemenin borcun tamamen kapatılması anlamına gelmediğini belirterek, “Asgari ödeme, o ay için ödeme yükünü azaltabilir ancak kalan borcun sonraki döneme taşınması, tüketicinin borcunu daha uzun süre taşımasına neden olabilir” dedi.

ASGARİ ÖDEME BORCU KAPATMIYOR
Kredi kartı ekstresinde yer alan asgari ödeme tutarının, dönem borcunun yalnızca belirli bir bölümünü karşılamaya yönelik olduğunu belirten Kılınç, tüketicilerin burada önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırabildiğini söyledi.
Kılınç, “Ekstrede görülen asgari tutarın ödenmesi, kart borcunun tamamının kapandığı anlamına gelmiyor. Kalan bakiye sonraki hesap dönemine taşınabiliyor” ifadelerini kullandı.
Özellikle yüksek bakiyesi bulunan tüketicilerin yalnızca minimum ödemeyle ilerlemesi halinde borcun kapanma süresinin uzayabileceğine dikkat çeken Kılınç, faiz ve diğer maliyetlerin de toplam geri ödeme tutarını etkileyebileceğini belirtti.
YENİ HARCAMALAR BORÇ YÜKÜNÜ ARTIRABİLİR
Kredi kartı borcunu azaltmaya çalışan tüketicilerin yaptığı önemli hatalardan birinin de eski borç devam ederken kartı aynı yoğunlukta kullanmayı sürdürmek olduğunu belirten Kılınç, bunun borç yönetimini zorlaştırabileceğini söyledi.
Kılınç, “Bir taraftan önceki dönemden kalan borç taşınırken diğer taraftan yeni alışverişlerin karta eklenmesi, tüketicinin toplam borcunu takip etmesini güçleştirebilir. Bu nedenle borç azaltılmak isteniyorsa yeni harcamaların da mutlaka kontrol altına alınması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

ÖNCE TOPLAM BORCU HESAPLAYIN
Borç ödeme sürecinin sağlıklı yönetilebilmesi için tüketicilerin öncelikle tüm kredi kartlarındaki toplam borcu, aylık gelirini ve zorunlu giderlerini birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirten Kılınç, yalnızca tek bir kartın ekstresine bakarak karar verilmemesi gerektiğini söyledi.
Kira, fatura, gıda ve ulaşım gibi zorunlu harcamaların da hesaba katılması gerektiğini ifade eden Kılınç, tüketicinin ödeme kapasitesini aşmayacak gerçekçi bir plan oluşturmasının önem taşıdığını kaydetti.

KREDİ KARTI BORCUNU AZALTMAK İSTEYENLER NE YAPMALI?
Kılınç’a göre borç azaltma sürecinde ilk adım, ertelenebilecek harcamaları mümkün olduğunca kısmak ve mevcut borcun üzerine yeni yük bindirmemek.
Tüketicilerin ödeme planı oluştururken gelir-gider dengesini dikkate alması gerektiğini belirten Kılınç, “Önemli olan yalnızca bu ayı kurtarmak değil, borcun sürdürülebilir şekilde azaltılmasını sağlamak” dedi.
Ödeme güçlüğünün devam etmesi halinde ise tüketicilerin bankalarının sunduğu yapılandırma veya farklı ödeme seçeneklerinin güncel koşullarını öğrenebileceğini belirten Kılınç, karar verilmeden önce toplam maliyetin ve ödeme koşullarının dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi.

“BORCU KAPATIRKEN YENİ BORÇ OLUŞTURMAYIN”
Kredi kartı borcunun azaltılmasında en önemli noktanın borç ödenirken yeni harcamalarla aynı borcun yeniden büyütülmemesi olduğunu vurgulayan Kılınç, tüketicilerin ödeme gücünü aşan harcamalardan kaçınması gerektiğini ifade etti.
Kılınç, “Kredi kartında asgari ödeme bir kolaylık gibi görünse de uzun süre yalnızca minimum tutarla ilerlemek borcun yönetimini zorlaştırabilir. Tüketici, toplam borcunu, gelirini ve zorunlu giderlerini birlikte değerlendirerek hareket etmeli” diye konuştu.





