Kahire yönetiminden yapılan açıklamada, Washington ile Tahran arasındaki ateşkesin bölgesel istikrar açısından yalnızca iki ülkeyle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, ateşkesin Lübnan’da da karşılık bulmasının; ülkenin egemenliği, birliği ve toprak bütünlüğünün korunması açısından kritik önemde olduğu ifade edildi.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararına işaret edilerek, yerinden edilen sivillerin güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönebilmesi için gerekli koşulların sağlanması gerektiği kaydedildi. Mısır, bu hassas süreçte Lübnan hükümeti ve halkıyla tam dayanışma içinde olduğunu da bildirdi.
OPERASYONLARIN SÜRECEĞİ MESAJINI VERDİ
Öte yandan İsrail ordusu, 2 Mart’ta başlattığı saldırılarını sürdürürken, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ateşkesi sağlamak amacıyla diplomatik temasların yoğunlaştırıldığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ABD-İran ateşkesinin Lübnan’ı kapsamadığını savunarak operasyonların süreceği mesajını verdi.
NE OLMUŞTU?
Bölgede tansiyon, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından İran’ın misillemeleriyle hızla yükselmiş ve çatışmalar geniş çaplı bir krize dönüşmüştü. ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın açık kalması şartıyla 2 haftalık geçici ateşkesi kabul ettiklerini duyurdu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise savaşta hedeflerine ulaşıldığını öne sürerek, nihai müzakerelerin en geç 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın da sürece diplomatik katkı sunduğu belirtilirken, İsrail yönetimi ateşkesi desteklediğini açıklasa da Lübnan’ın bu kapsamın dışında olduğunu savunuyor.





