CHP’nin kurultaylarına ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği mutlak butlan kararının 56 gün bekletildikten sonra adli tatil öncesinde Yargıtay’a gönderilmesi, yargı sürecinin nasıl ilerleyeceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Avukat M. Tarık Tekbaş, dosyanın 56 gün bekletilmesini değerlendirerek, bu sürenin makul olmadığını söyledi. Tekbaş, Yargıtay’ın BAM kararını bozması halinde mevcut yönetimin hukuken görevine devam edeceğini, BAM’ın karara direnmesi durumunda ise dosyanın Hukuk Genel Kurulu’na gideceğini belirtti.
“56 GÜN MAKUL BİR BEKLEME SÜRESİ DEĞİL”
Mutlak butlan kararının Yargıtay’a gönderilmeden önce 56 gün bekletilmesini değerlendiren Avukat M. Tarık Tekbaş, dosyanın gönderilme süresinin olağan yargı uygulamaları açısından dikkat çekici olduğunu belirtti.
Tekbaş, “Mahkemenin temyiz dilekçesi verilmesinden sonra dosyayı Yargıtay’a göndermek için 56 gün beklemesi usullere ve tecrübelerimize göre makul bir bekleme süresi değildir. Uygulamada dairelerin usuli işlemlerin tamamlanmasından sonra dosyaları 1 ila 2 haftalık sürelerle Yargıtaya gönderdiğine şahit oluyoruz” ifadelerini kullandı.
YARGITAY BOZARSA ÖZGÜR ÖZEL VE YÖNETİM GÖREVİNE DEVAM EDECEK
Yargıtay’ın eylülde BAM kararını bozması halinde ortaya çıkacak hukuki tabloya da değinen Tekbaş, mevcut CHP yönetiminin görevine devam edeceğini belirtti.
Tekbaş, “Yargıtay’ın Eylül ayında BAM kararını bozması durumunda, BAM’ın kurduğu ‘mutlak butlan’ tespiti ve buna bağlı olarak verdiği ‘eski yönetimin iadesi’ yönündeki ihtiyati tedbir kararı hukuki dayanağını kaybeder. HMK m. 373/2 uyarınca dosya BAM’a geri gönderilir. Yargıtay’ın bozma gerekçesi mevcut yönetimin (Özgür Özel ve ekibi) meşruiyetini hukuken tekrar tesis eder. Bozma kararı ile birlikte, ‘tedbiren eski yönetimin iadesi’ kararı hükümsüz kalacağından, mevcut yönetim doğrudan ve hukuken görevine devam eder” dedi.
Ancak Yargıtay’ın eylül ayında mutlaka karar vermesi gerektiğine yönelik bir zorunluluk bulunmadığını da vurgulayan Tekbaş, karar tarihinin kesin olmadığını ifade etti. Tekbaş, “Fakat Yargıtay’ın eylülde karar vermesini gerektiren bir zorunluluk bulunmamaktadır dolayısıyla Eylül ayında bu konu ile ilgili Yargıtay kararının çıkması kesin bir husus değildir” diye konuştu.
BAM DİRENİRSE DOSYA HUKUK GENEL KURULU’NA GİDECEK
Yargıtay’ın bozma kararının ardından BAM’ın direnme ihtimalini de değerlendiren Tekbaş, böyle bir durumda dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşınacağını söyledi. Tekbaş, “BAM, Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnirse ki direnebilir dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na (HGK) gider” ifadelerini kullandı.
Bu ihtimalde sürecin yüksek yargının iş yüküne bağlı olarak uzayabileceğini belirten Tekbaş, özellikle karar kesinleşene kadar mevcut yönetimin görevde kalmasının esas olduğunu kaydetti.
“MEVCUT YÖNETİMİN GÖREVDE KALMASI ASILDIR”
Tekbaş, hukuki sürecin kesinleşmesine kadar mevcut CHP yönetiminin görevde kalacağını belirterek, siyasi parti organlarına ilişkin kararların kişiler hukuku kapsamında değerlendirildiğini ifade etti.
Tekbaş, “HGK incelemesi, yüksek yargının iş yüküne göre uzayabilir. En kritik nokta şudur; mevzuat uyarınca ‘Kişiler hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez’ kuralı geçerlidir. siyasi parti organlarına ilişkin kararlar da ‘kişiler hukuku’ kapsamında değerlendirildiğinden, karar HGK tarafından onaylanıp kesinleşene kadar mevcut yönetimin (Özgür Özel) görevde kalması asıldır” dedi.
“SÜREÇ HUKUKİ KİLİTLENME NOKTASINA GELEBİLİR”
BAM’ın olası direnme kararının süreci daha da karmaşık hale getirebileceğine dikkat çeken Tekbaş, ihtiyati tedbir kararının yeniden tesis edilmesi halinde kararın kesinleşmeden uygulanmasının önünün açılabileceğini belirtti. Tekbaş, “BAM direnme kararı ile birlikte ihtiyati tedbir kararını yeniden tesis ederse bu süreçte kesinleşmeden icra edilebilme hususunun şu anda olduğu gibi önüne geçilebilir” ifadelerini kullandı.
Tekbaş, BAM’ın direnmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek tabloyu ise “hukuki kilitlenme” olarak nitelendirdi. Tekbaş, “BAM’ın direnmesi, süreci bir ‘hukuki kilitlenme’ noktasına getirebilir; ancak HGK’nın vereceği karar kesin olup tüm tarafları bağlayacaktır” dedi.





