Yeni Zelanda hükümeti, yatırım yoluyla oturum hakkı tanıyan Active Investor Plus programında 2025 yılı itibarıyla kapsamlı bir dönüşüme gitti. Şubat ayında koalisyon hükümeti tarafından duyurulan ve Nisan 2025’te yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, ülkeye yatırım yapmak isteyen küresel girişimciler ve varlıklı bireyler için süreci büyük ölçüde kolaylaştırdı.

Yeni çerçeveyle birlikte en dikkat çeken değişikliklerden biri, yatırımcılara yönelik İngilizce yeterlilik şartının tamamen kaldırılması oldu. Bu adım, İngilizce bilmeyen fakat yatırım yapabilecek kapasitedeki kişilere Yeni Zelanda kapılarını daha da araladı. Önceden en az üç yıl ülkede yaşama zorunluluğu bulunan programda da esneklik sağlandı; artık yatırımcıların her yıl yalnızca üç hafta ülkede bulunması yeterli.

Yatırım için gerekli olan minimum eşik tutarı düşürülürken, yatırım seçenekleri de çeşitlendirilerek yalnızca hisse senedi veya emlakla sınırlı kalmayacak şekilde genişletildi.

Dışişleri'nden S. Arabistan'daki helikopter kazası için taziye mesajı
Dışişleri'nden S. Arabistan'daki helikopter kazası için taziye mesajı
İçeriği Görüntüle

Yeni Zelanda’ya Yatırımcı Göçü Patladı

Yeni Zelanda Göç Bakanlığı'nın güncel verileri, 2025’te yürürlüğe giren yeni yatırım programının etkilerini net şekilde ortaya koydu. Programdaki kolaylıkların ardından, özellikle ABD, Çin ve Hong Kong başta olmak üzere birçok ülkeden başvuru yağdı.

Sadece Nisan-Haziran 2025 arasında toplam 189 başvuru alındı. Bu başvuruların 85’i ABD vatandaşlarına ait. Karşılaştırmak gerekirse, önceki sistemin uygulandığı yaklaşık 2,5 yıllık süreçte yalnızca 116 başvuru yapılmıştı. Yani yeni sistemle yalnızca birkaç ayda eski toplamın çok üzerine çıkıldı.

Toplamda verilen yatırım taahhüdü 845 milyon Yeni Zelanda dolarını (yaklaşık 500 milyon ABD doları) aştı. Bu başvuruların çoğu, büyüme odaklı yatırımları teşvik eden “Growth” kategorisinde yoğunlaştı.

Ayrıca programın cazibesini artıran önemli bir faktör daha var: Başvuru sahiplerinin yalnızca kendileri değil; eşleri ve 24 yaş altındaki çocukları da oturum hakkından yararlanabiliyor. Bu durum, Yeni Zelanda’yı yalnızca yatırımcılar için değil, aile göçü açısından da giderek daha çekici bir seçenek haline getiriyor.