Norveç Savcılığı’nın yürüttüğü yaklaşık bir yıllık soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, Høiby’nin dört farklı tecavüz olayına karıştığı, mağdurlardan birine ait taciz görüntülerini gizlice cep telefonuyla kaydettiği öne sürülüyor. Soruşturma sırasında elde edilen dijital veriler, davanın seyrini değiştirecek nitelikte kabul ediliyor.
Suçlamaların ciddiyeti göz önüne alındığında, Høiby’nin en ağır suçlardan hüküm giymesi durumunda 10 yıla kadar hapis cezası alabileceği bildirildi. Duruşmaların 2026 yılı başında başlaması bekleniyor.
"PİŞMANIM"
Høiby, Kasım 2024’te yürütülen soruşturma kapsamında bir hafta süreyle gözaltında tutulmuştu. Geçmişte verdiği bir açıklamada, alkol ve kokain etkisi altındayken birlikte olduğu kadına zarar verdiğini ve evine maddi hasar verdiğini kabul etmiş, ancak derin pişmanlık duyduğunu dile getirmişti. Şimdi ise çok daha ağır iddialarla karşı karşıya.
Marius Høiby’nin avukatı Petar Sekulic yaptığı basın açıklamasında, müvekkilinin tecavüz ve aile içi şiddet suçlamalarını “kesin bir dille” reddettiğini söyledi. Ancak bazı daha hafif nitelikteki suçlamaları kabul etmeyi planladıklarını da ekledi.
MAZİDEKİ BİR AŞK, BUGÜNÜN KRİZİNE DÖNÜŞTÜ
Norveç Kraliyet Sarayı, olayla ilgili kısa ve tarafsız bir açıklama yaptı: “Bu davayı mahkemeler dinleyecek ve kararı onlar verecek.” Høiby’nin herhangi bir kraliyet unvanı bulunmuyor ve Norveç tahtı sıralamasında yasal bir yeri yok. Ancak kamuoyundaki algı, onun hala kraliyet ailesiyle özdeşleştirildiği yönünde.
Prenses Mette-Marit’in oğlu olan Marius, Prens Haakon ile evlenmeden önceki ilişkisinden dünyaya gelmişti. Norveç kamuoyu, uzun yıllar boyunca onu ‘kraliyet ailesinin dışındaki prens’ olarak tanımladı. Ancak bugün gelinen noktada, geçmişin masum bir hikâyesi, ülkenin monarşi tarihinde kara bir lekeye dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya.





