Başkan Donald Trump'ın en yakın müttefiklerinden biri olan Graham'ın vefatı, yasama faaliyetlerinin hız kazandığı bir dönemde Cumhuriyetçi Parti'yi zorlu bir süreçle baş başa bıraktı. Mitch McConnell'ın sağlık sorunlarıyla birlikte Graham'ın koltuğunun boşalması, kritik bütçe görüşmeleri ve "SAVE America Act" gibi tasarıların geleceğini belirsizliğe itti.
KONGRE'DE ÇOĞUNLUK HESAPLARI KARIŞTI
Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı korumaya çalıştığı kıl payı çoğunluk, Lindsey Graham'ın ölümüyle ciddi bir sınava dönüşmüş durumda. Özellikle Senato'da 60 oy eşiğinin aşılması gereken durumlarda (filibuster prosedürleri), Graham gibi stratejik bir ismin eksikliği, partinin yasama gündemini tıkama riski taşıyor. Senato'da yaşanan bu boşluklar, Beyaz Saray'ın beklediği ek bütçe taleplerinin oylanmasında da belirleyici bir faktör olacak.
GÜNEY CAROLINA'DA SEÇİM SÜRECİ HIZLANDIRILIYOR
Güney Carolina yasalarına göre Graham'dan boşalan koltuğun doldurulması için hızlı bir takvim işleyecek. Vali Henry McMaster'ın geçici bir atama yapma yetkisi bulunsa da, koltuğun kalıcı sahibi kasım seçimleri öncesinde özel bir ön seçim süreciyle belirlenecek. 11 Ağustos'ta yapılması planlanan özel ön seçimler ve gerekirse 25 Ağustos'taki ikinci tur, eyaletin siyasi geleceği kadar Cumhuriyetçi Parti'nin Washington'daki gücünü de yeniden tanımlayacak.
İSRAİL VE İRAN POLİTİKASINDA "GÜÇLÜ SAVUNUCU" EKSİKLİĞİ
Graham, İsrail-İran geriliminin tırmandığı bu süreçte, Beyaz Saray'a yönelik askeri yardım ve ek bütçe savunuculuğunda başı çeken isimlerden biriydi. Onun yokluğu, sadece iç siyasette değil, ABD'nin dış politika gündeminde de bir boşluk yaratıyor. İsrail'e verilecek desteklerin Senato onayından geçirilmesi aşamasında, Graham'ın ikna edici ve uzlaştırıcı siyasi figürünün eksikliğinin Cumhuriyetçi saflarda ciddi bir strateji boşluğu yaratacağı tahmin ediliyor.
Bu arada, Trump, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın ani ölümünün, ABD Senatosunda görüşülen "Amerika'yı Kurtarma Yasası"nın (SAVE America Act) akıbeti için "büyük bir darbe" olduğunu da söylemişti.





