AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, dış politikada yaşanan gelişmeleri değerlendirerek AB'nin çifte standartlarını ve İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarını sert bir dille eleştirdi. Çelik ayrıca 27 Nisan e-muhtırasını hatırlatarak, Türkiye'nin vesayetle mücadelesinde elde ettiği demokrasi kazanımlarının önemini vurguladı.

FRANSA VE MACRON'A SERT TEPKİ

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde MYK toplantısına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Çelik, "Fransa'nın açıklamalarını yakından takip ediyoruz. NATO'da müttefiklik ilişkimiz varken Türkiye'yi karşısına alan söylemleri yanlış. Sayın Macron'un NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti deyip bu tutumundan geri adım attı. Gereksiz bir cüretkarlıkta olduğunu görüyoruz Fransa'nın." dedi.

Muharrem İnce’den yeni parti iddialarına net yanıt: Özgür Özel’e hangi mesajı verdi?
Muharrem İnce’den yeni parti iddialarına net yanıt: Özgür Özel’e hangi mesajı verdi?
İçeriği Görüntüle

Macron 28

27 NİSAN VE VESAYETLE MÜCADELE

Çelik, dün 27 Nisan Muhtıra Teşebbüsü’nün yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "O şekildeki karanlık günlerden, vesayet günlerinden bugünlere gelen mücadele çok büyük hikâyeler, çok büyük fedakârlıklar, çok büyük bedeller, çok büyük meydan okumalara verilen cevaplar ve cesaretler içeriyor. Bu muhtıra, darbe mekaniği açısından Türkiye’de seçilmiş iradenin milletten aldığı gücün yaralanması ve işlevsiz bırakılması bakımından çok çirkin bir geleneğin, siyaset karşıtı bir geleneğin maalesef önemli enstrümanlarından biriydi. 27 Nisan’da da bu ortaya konulmaya çalışıldı. Fakat Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir başbakan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve bir hükümet, AK Parti hükümeti buna direnerek muhtıra haline getirilmek istenen girişimi bir kâğıt parçasına çevirdi." dedi.

AVRUPA BİRLİĞİ VE STRATEJİK GÜÇ TARTIŞMALARI

Dış politikadaki gelişmeleri yakinen takip etiklerini belirten Çelik şöyle devam etti:

"Gerek Rusya-Ukrayna savaşı, gerek Gazze konusu, gerek diğer kriz alanları ve şu anda İran konusu olmak üzere pek çok ittifak sistemi arasında ülkeler arasındaki ittifaklar çatlar, NATO ile ilgili tartışmalar yaşanırken Avrupa Birliği kendi içerisinde pek çok tartışma yaşıyor. Avrupa Birliği bu krizlerde bir bütün olarak hareket edemiyor. AB Komisyon Başkanı Von der Leyen’in de çok talihsiz bir açıklaması oldu. Türkiye’yi de içine katarak bazı ülkeleri zikrederek bunların Avrupa’ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye gibi AB’ye aday bir ülkeyi karşıt konumda değerlendirmek, göç ve güvenlik konusunda sürekli kapımızı çalanların zihniyetini göstermesi bakımından çok önemlidir."

Nato 1-6

NATO MESELESİ

"Görüldüğü gibi NATO meselesinde kendi güvenliğini bile sağlayamayan bir birlik durumundadır. Bütün bunlar tartışılırken onların aday ülke olan Türkiye’nin etkisini engellemeye dönük bir tutum içine girmesi Avrupa Birliği’nin neden bu halde olduğunu açıkça göstermektedir. Bir diğer konu da şudur. Madem Türkiye bütün Balkanları ve Avrupa’yı domine edecek kadar büyük bir güçtür, normal bir siyasi akıl Türkiye ile iş birliği yapmayı gerektirir. Bu kadar büyük bir güç olduğunu aslında Ursula Von Der Leyen söylediklerinin satır aralarında itiraf etmektedir. Bu itirafıyla aslında büyüyen ve ilkelere dayanan bir Avrupa’dan değil, küçülen ve kendi bürokrasisine gömülmüş bir Avrupa’dan bahsetmektedir."

İDEOLOJİK FANATİZM VE İNSANLIK İTTİFAKI

Netanyahu yönetiminin fanatizminin sadece Müslümanlarla sınırlı olmadığını, insanlığın tüm unsurlarını hedef aldığını belirten Çelik, İsrail askerlerinin Lübnan'da Hz. İsa’ya ait bir heykeli parçalamasının Hristiyan dünyasında yarattığı tepkiye dikkat çekti. İdeolojik motivasyonla hareket eden bu yapıya karşı "insanlık ittifakı" kurulması gerektiğini ifade etti. Ayrıca Papa Franciscus'un savaş karşıtı ifadelerini hatırlatarak; savaş için adil neden, doğru niyet, son çare ve orantılı araçlar kriterlerine vurgu yaptı. Çelik, bölgedeki mevcut savaşların bu ölçütler bakımından gayrimeşru olduğunu belirtti.

İRAN VE İSLAMABAD MÜZAKERELERİNDE SON DURUM

İran'a yönelik haksız saldırıların ardından oluşan tabloyu yakından takip ettiklerini söyleyen Çelik, ateşkes sağlanmasına rağmen İslamabad müzakerelerinin istenilen seviyede ilerlemediğini belirtti. Sürecin sağlıklı ilerlemesi ve ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi gerektiğini yineledi. Zenginleştirilmiş uranyum, Hürmüz ve tazminat gibi konuların masada çözülebileceğini belirten Çelik, İsrail'in saldırganlığının sona ermesi için uluslararası toplumun kalıcı barışa tam destek vermesi gerektiğini ifade etti.

İSRAİL'İN SALDIRGANLIĞI VE LÜBNAN'DAKİ DURUM

İsrail'in Lübnan, İran ve diğer bölgelerdeki krizleri, Gazze'yi unutturmak için kullandığını savunan Çelik, Lübnan'daki durumun vahametine değindi. Litani Nehri'ne kadar olan bölgede bir milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini ve tarihi değerlerin tahrip edildiğini belirtti. İsrail'in savaşın büyümesi için kışkırtıcı adımlar attığını ve ateşkes çağrılarını dikkate almadığını vurgulayarak, uluslararası toplumun Lübnan konusunda çok daha yüksek bir hassasiyet göstermesi gerektiğini söyledi.

GAZZE VE BATI ŞERİA'DA YAŞANAN İNSANİ DRAM

Gazze'de ikinci aşamaya geçilmesini engelleyen tarafın İsrail olduğunu vurgulayan Çelik, işgalci güçlerin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve tek taraflı dayatmalarla süreci tıkadığını ifade etti. Refah Kapısı'nın açılması ve insani yardımların tam ulaşımı gibi temel şartların karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca Batı Şeria'daki saldırıların durdurulması gerektiğini söyleyen Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasi masalarını güçlendirmek için yoğun mesai harcadığını ve Türkiye'nin barış için en güvenilir liman olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: HABER MERKEZİ