Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu, 17 Nisan itibarıyla kapılarını açtı. TÜRKINFORM Genel Yayın Yönetmeni Bülent Sarıdiken’in yerinden takip ettiği forumda, forumda Orta Doğu Uzmanı Dr. Oytun Orhan, TÜRKINFORM'a özel açıklamalarda bulundu.
Orhan, Suriye’deki son gelişmeler, bölgesel güvenlik dengeleri ve İran–ABD hattındaki gerilime ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler yaptı.
SURİYE’DE GÜVENLİK VE EGEMENLİK VURGUSU
Suriye’de mevcut tabloya ilişkin konuşan Orhan, ülkede güvenlik alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek, “Suriye hükümeti neredeyse ülkenin tamamında egemenliğini ve otoritesini tesis etmiş durumda” dedi. Orhan, “Suriye hükümeti neredeyse ülkenin tamamında egemenliğini ve otoritesini tesis etmiş durumda” ifadelerini kullanarak, devlet otoritesinin ülke genelinde daha görünür ve etkin bir yapıya kavuştuğunu söyledi. Bu durumun, uzun süredir devam eden iç çatışma ve parçalı kontrol yapısının ardından önemli bir aşama olarak değerlendirilebileceğini belirten Orhan sözlerini şöyle sürdürdü;
“Tabi Suriye’nin en büyük önceliği artık güvenliğin tesis edilmesinin ardından ekonomi ve yeniden inşa meselesi haline gelmiş durumda. Bu çerçevede Suriye’nin uluslararası topluma hem ülkenin güvenli olduğuna dair bir mesaj vermesi hem de daha dengeli bir dış politika yaklaşımı sergilemesi gerekiyor. Bunun Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın açıklamalarına da yansıdığını görüyoruz. Hatta İsrail konusunda bile daha önceki dönemlere kıyasla çok daha temkinli bir dil kullanıldığı, aşırı agresif ve sert açıklamalardan kaçınıldığı dikkat çekiyor. Aynı şekilde bölgedeki İran geriliminde de doğrudan bir pozisyon almaktan uzak durulmaya çalışıldığı görülüyor. Bu yaklaşım, Suriye’nin kendisini bölgesel çatışmaların dışında tutarak daha çok iç istikrara ve yeniden inşa sürecine odaklanma çabasını ortaya koyuyor. Şara’nın mesajlarında da genel olarak bu denge arayışı ve pragmatik dış politika yönelimi açık şekilde gözlemleniyor.”
SDG/YPG ENTEGRASYONU VE SAHADAKİ DÖNÜŞÜM
Orhan, SDG/YPG’nin entegrasyon sürecine de değinerek, “Türkiye açısından uzun süredir sorun teşkil eden SDG/YPG’nin entegrasyonu konusunda sürecin büyük ölçüde tamamlandığı görülüyor. Yabancı unsurların da ülke dışına çıktığı ifade ediliyor” dedi. ABD üslerinin boşaltılması ve Semerkant sınır kapısının devri gibi gelişmelerin sahadaki dönüşümü hızlandırdığını söyleyen Orhan, Suriye’nin artık önceliğini güvenlikten çok yeniden inşa ve ekonomik toparlanmaya verdiğini vurguladı.
“ŞARA DAHA DENGELİ BİR DIŞ POLİTİKA İZLİYOR”
Suriye yönetiminin dış politika yaklaşımında da değişim gözlendiğini belirten Orhan, “Ülkenin uluslararası topluma güvenli olduğu mesajını vermesi gerekiyor. Aynı zamanda daha dengeli bir dış politika sergilenmesi gerektiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. Suriye lideri Şara’nın mesajlarına da değinen Orhan, “İsrail konusunda aşırı sert ve agresif açıklamalardan kaçınıldığını, İran-İsrail geriliminde ise doğrudan pozisyon almaktan uzak durulduğunu görüyoruz. Bu da daha dengeli bir Suriye arayışına işaret ediyor” dedi.
🟡 Antalya Diplomasi Forumu'na katılan Orta Doğu uzmanı Dr. Oytun Orhan, Türkinform'a özel açıklamalarda bulundu. pic.twitter.com/TqmglpSH3t
— TURKINFORM (@TurkinformMedya) April 18, 2026
İSRAİL–SURİYE HATTINDA GÜVENLİK ANLAŞMASI TRAFİĞİ
İsrail’in Suriye’nin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Orhan, 1974 güvenlik anlaşmasının revize edilmesi yönünde görüşmeler yürütüldüğünü söyledi. Orhan, “İsrail ile Suriye arasında 1974 güvenlik anlaşmasını temel alan ve revize edilmiş bir metin üzerinde süreç yürütülüyor. ABD’nin arabuluculuğunda, Türkiye’nin de destek verdiği bir çaba söz konusu” dedi. Orhan sözlerine şöyle devam etti;
“Eğer bu anlaşma sağlanabilirse, İsrail’in Suriye’deki varlığının özellikle devrim sonrası oluşan yeni işgal alanları bakımından belirli ölçüde gerilemesi ve aynı zamanda Suriye’ye yönelik artan askeri saldırıların önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede yoğun diplomatik görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. Öte yandan İsrail’in işgal ve yayılmacı politikalarını tamamen sonlandırmadığı, son dönemde yaşanan İran gerilimini de gerekçe göstererek özellikle güneyde Suveyde ve Dürzi bölgeleri ile Lübnan sınır hattında güvenlik gerekçesiyle bazı askeri hareketliliklerini sürdürdüğü görülüyor”
Bu sürecin gerçekleşmesi halinde İsrail’in Suriye’deki askeri varlığının belirli ölçüde geri çekilebileceğini ifade eden Orhan, “İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının da engellenmesi hedefleniyor” diye konuştu.
“ABD’NİN TAVRI BELİRLEYİCİ OLACAK”
Bölgedeki dengelerde ABD’nin rolüne dikkat çeken Orhan, “ABD’nin tavrı burada belirleyici olacak. ABD içinde İsrail’e yönelik daha eleştirel bir yaklaşım oluştuğunu görüyoruz” dedi. Suriye’nin güvenlik anlaşmasıyla İsrail’le ilişkilerini belirli bir çerçeveye oturtmak istediğini de aktaran Orhan, Şara’nın konuşmalarında da buna vurgu yapıldığını söyledi.
İRAN–ABD GERİLİMİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI VURGUSU
İran ile ABD arasındaki gerilime de değinen Orhan, savaşın seyrinin sahadaki hamlelerle birlikte masadaki müzakereleri etkilediğini belirtti. “Şu an gelinen noktada savaşın en azından psikolojik ve hedefler açısından İran’ın kazanan tarafta olduğu görülüyor” diyen Orhan, ABD’nin savaşın maliyetleri nedeniyle süreci sürdürmekte zorlandığını ifade etti.
Orhan, “ABD açısından bu savaş sürdürülebilir bir noktada değil. Ekonomik getirisi yok, güvenlik açısından da bir kazanım sağlamıyor. Aksine uluslararası alanda yalnızlaşma etkisi yaratıyor” değerlendirmesinde bulundu. Orhan sözlerine şu şekilde devam etti;
“Önümüzdeki hafta içerisinde, Pazartesi veya Salı günü yeni bir ateşkes ve ikinci tur görüşmelerin Pakistan’ın İslamabad kentinin arabuluculuğunda gerçekleşmesi bekleniyor. Bu süreçte atılan adımların, tarafların masa öncesinde sahadaki pozisyonlarını güçlendirme çabası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylemek mümkün. Yani sahada yaşanan her gerginliği, ateşkes görüşmelerinin başarısız olacağı ya da sürecin tamamen çökeceği şeklinde yorumlamak doğru olmaz. İlk ateşkes görüşmesinden bir gün önce Donald Trump’ın İran’a yönelik oldukça sert ve yüksek tonda açıklamalar yaptığı, ‘İran’ın uygarlığını yok edeceğiz, ortadan kaldıracağız’ gibi ifadeler kullandığı görülmüştü. Ancak buna rağmen daha sonra tarafların yeniden masaya oturduğu da bir gerçek. Bu nedenle yaşanan gelişmeleri, müzakereler öncesi tarafların pazarlık gücünü artırmaya dönük hamleler olarak okumak gerekir. Trump’ın söylemlerinin zaman zaman sahadaki gerçeklikle tam örtüşmediği, buna rağmen bir çıkış arayışı içinde olduğu da gözlemleniyor. Zira mevcut tablo, savaşın Trump açısından sürdürülebilir bir noktada olmadığını gösteriyor.”
“HÜRMÜZ BOĞAZI KARTI ÇOK ETKİLİ KULLANILIYOR”
İran’ın bölgesel baskı araçlarına da değinen Orhan, “Hürmüz Boğazı kartının ne kadar etkili olduğu görüldü. Babülmendep de buna eklenebilir. Bu geçiş noktaları İran’ı masada güçlü kılıyor” ifadelerini kullandı.
Savaşın geleceğine ilişkin öngörüsünü paylaşan Orhan, “ABD’nin bu savaşı sürdürmek istemeyeceği ve bir noktada ateşkesin gündeme geleceği kanaatindeyim” dedi.
“KAYBEDEN İSRAİL OLACAK” DEĞERLENDİRMESİ
Orhan, savaşın olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde ise, “Bu süreçte kazanan taraf İran olacaktır. ABD ise ekonomik kazanımlar üzerinden bir zafer söylemi üretmeye çalışacaktır” ifadelerini kullandı. “Kaybeden kim olur diye sorarsanız, İsrail olacağı kanaatindeyim” diyen Orhan, savaşın sona ermesi halinde İsrail iç siyasetinde de ciddi tartışmalar yaşanacağını sözlerine ekledi.




