İran ve müttefikleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlar, İsrail’in savunma kalkanında açılan gedikler ve Hürmüz Boğazı’ndaki mutlak denetim, Washington’ın "güvenlik garantörü" imajını yerle bir etti. Sahadaki gerçekler tek bir noktaya işaret ediyor: Amerika resmen yenildi.
İRAN DARBELERİ VE DÜŞÜRÜLEN HAVA ARAÇLARI
İran’ın bölgedeki askeri varlığına yönelik saldırılara verdiği misillemeler, teknolojik üstünlük tartışmalarını bitirdi. Gelişmiş hava savunma sistemlerine rağmen, ABD ve İsrail’e ait çok sayıda insansız hava aracı, savaş uçağı ve helikopterin düşürülmesi, hava sahasındaki mutlak hakimiyetin sona erdiğini kanıtladı. Düşürülen her hava aracı, Batı’nın askeri prestijine vurulan bir balyoz etkisi yarattı.
İSRAİL’DE KAOS: BOMBALAR VE YIKILAN YERLEŞİMLER
İsrail’in "aşılmaz" denilen Demir Kubbe sistemi, son saldırılarla birlikte ağır bir sınav verdi. Tel Aviv ve çevresine düşen füzeler, sadece binaları değil, halkın güvenlik algısını da yıktı. Onlarca İsrail askerinin hayatını kaybettiği operasyonlar sonrası, şehirlerdeki tahribat havadan görüntülendi. Yıkılan evler ve boşaltılan yerleşim birimleri, İsrail’in tarihinde görmediği bir savunma zafiyetini gözler önüne serdi.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA KONTROL KAYBI VE EKONOMİK ÇÖKÜŞ
Dünya enerji ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı, tamamen bölge güçlerinin kontrolüne geçti. ABD donanmasının güvenliği sağlama konusundaki acziyeti, küresel piyasalarda şok dalgaları yarattı. Petrol sevkiyatının sekteye uğramasıyla tırmanan enerji fiyatları, dünya ekonomisini büyük bir resesyonun eşiğine getirdi. Lojistik hatların kesilmesi, Batı merkezli ekonomik sistemin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi.
GÜVENLİK VAATLERİ BOŞA ÇIKTI: ORTADOĞU ÜLKELERİ YALNIZ KALDI
Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki müttefiklerine verdiği "güvenlik garantisi" sözü, son olaylarla birlikte tamamen geçerliliğini yitirdi. Kendi üslerini dahi korumakta zorlanan ABD, bölge ülkelerinin güvenliğini sağlama iddiasından uzaklaştı. Bu durum, Ortadoğu ülkelerinin kendi güvenlik politikalarını yeniden gözden geçirmesine ve Washington ile olan stratejik bağlarını sorgulamasına neden oldu.
STRATEJİK İFLASIN RESMİ
Savaş sahasındaki kayıplar, ekonomik darboğaz ve bozulan ittifaklar zinciri, ABD’nin Ortadoğu’daki varlığının sürdürülemez olduğunu gösteriyor. Washington’ın on yıllardır kurduğu baskı rejimi çökerken, bölgenin kaderi artık kendi halkları ve direnç gösteren güçler tarafından tayin ediliyor. Tarih, bu dönemi Amerika’nın küresel liderlik iddiasının Ortadoğu çöllerine gömüldüğü dönem olarak kaydedecek.




