Cumhuriyet Halk Partisi’nde kurultaya yönelik 'mutlak butlan' kararı ve istinaf mahkemesinin müdahalesiyle başlayan liderlik krizi sonrası, TBMM’ye taşınan Özgür Özel yeni bir açıklama yaptı. Gelişmelerin ardından makam odasında açıklamalarda bulunan Özgür Özel, parti içindeki mevcut durumu "atanmış CHP" ve "seçilmiş CHP" olarak ikiye ayırdı. Saray yargısının müdahalesiyle partinin yönetiminin el değiştirilmeye çalışıldığını belirten Özel, her şeye rağmen mücadeleye devam edeceklerini vurguladı ve olası bir baskın seçimde yüzde 60 oy oranıyla kazanacaklarını ileri sürdü.
"BU KADARINI BEN DE BEKLEMİYORDUM, ARTIK İKİ CHP VAR"
Yargı kararlarının ardından CHP Genel Merkezi’nden ayrılarak çalışmalarını TBMM’deki odasında sürdüren Özgür Özel, yaşanan süreci şu sözlerle değerlendirdi:
"Bu kadarını ben de beklemiyordum. Butlan kararını okuyunca görüyorsunuz ki korkunç bir iş birliği var. Artık iki CHP var. Atanmış CHP ve SCHP yani seçilmiş CHP. Partiyi bırakmayacağız. Bırakırsak, biz yokuz dersek yüzde 5, yüzde 3’ün altında oy alabilir bunlar. Baskın seçimden de kimse endişe etmesin, adayımızı gösterir yüzde 60 oyla seçiliriz. Ama biz gidersek CHP tarihi, logosu, markası sarayın atadığı bir yönetimin elinde kalır, nasıl bırakalım?"
"KARARDA KORKUNÇ BİR İŞ BİRLİĞİ VAR"
Mahkemenin verdiği butlan kararının hukuki değil, tamamen siyasi bir mühendislik ürünü olduğunu savunan Özel, Ankara ve İstanbul örgütlerine yönelik kararlardaki çelişkilere dikkat çekti:
"İstanbul’u, Gürsel Tekin oraya girerken oluşan manzarayı görünce, ‘bir daha bunu yapmazlar, binaya girmeyi denemezler’ diye düşünüyordum. Butlan meselesini zaten hukukun h’sinden zerre haberi olan kimse beklemiyordu. Ama dünü, bunları, bu kadarını beklemiyorduk. Bir de yıllarca birlikte olduğumuz arkadaşlarımızın bu kadar kötücül bir planın içinde olabileceklerini düşünmüyorduk. Butlan kararını okudukça, iş in içinde korkunç bir iş birliği var. Bilmeyenin yakalayamayacağı detaylar var, bir suçüstü hali var aslında. CHP’nin kurultayına butlan kararı veriyorlar tedbirli, aynı kurultay süreci, İstanbul İl Kongresi var, delegelerini iptal ediyorlar ama tedbir koymuyorlar. Tedbirsiz butlan. Tedbirli butlan Kemal Bey'i geri getirirken tedbirsiz butlan neyi yapıyor o günkü yönetimi geri getirmiyor. Getirse Canan Hanım (Kaftancıoğlu) var ama siyaset yasağı var ama geri kalan yönetimin tamamı bizden. Yeni il başkanı seçilecek. Bunu dikkate almışlar. Bundan beş yıl önce seçilmiş, üç yıl öncesine kadar görev yapmış İstanbul İl Yönetimi’nin bugünkü siyasi pozisyonlarını bile dikkate alarak verilmiş bir karar. Genel Merkez’de tedbirli butlan var, İstanbul’u tedbirsiz. Şu kadarını söyleyeyim. Sadece şu olsa, butlanın var olduğunu kabul etsek bile tutarlılığı yok. Her şartta kimin başta kalacağına karar veren mahkeme. İstanbul’a tedbir uygulamamak bile siyasi bir karar. Bizim dışımızdaki kişilerin görevde olması için her şeyi yapmışlar. Bu butlan kararına, o mahkemenin hakimini bırakın, Adalet Bakanlığı’ndan destek verildi deniliyor çünkü o mahkemenin uzmanlık alanı değil bu. İşin ilginci CHP’li bütün isimlerin siyasi tutumlarını bilen birilerinin desteğiyle yazılmış. Akıl almaz, herkesin eğilimini biliyor. İstanbul’a tedbir uygularsanız Canan Hanım dönemeyeceği için, yönetimin yüzde 80’i değişimci, o yüzden yapmayalım. Özgür Çelik’i seçebilirler diye…"
"ÖNCE KRİMİNAL TİPLERLE SONRA POLİSLE GELDİLER"
Krizin çözümü için uzlaşma arayışında olduklarını ancak karşı tarafın süreci sabote ettiğini ifade eden Özgür Özel, müzakere sürecinin emniyet güçleri ve bazı gruplarla kesildiğini iddia etti:
"Bizce vardı ama uzlaşmak istediğimiz şeyde uzlaşmak istemedikleri için aslında yoktu. Biz uzlaşma arayışı varsa diye iki arkadaş görevlendirdik ve isimlerini ilan ettik. Neye uzlaşacağımızı da söyledik. Kurultay yapın, gelin uzlaşalım. Kurultay yapmak dışında her konuda uzlaşmaya hazır bir yapı var karşımızda ama kurultayı zamana yaymak istiyorlar. Kemal Beyle konuşmamızdan şunu anladım. Ben iki isim görevlendirdim. Kendisi de görevlendirdi. Bu isimler ertesi gün 12’de görüşecekken sabah yedide görevlendirdiği isimleri kriminal tiplerle kapımıza yolladı. 12’de görüşecek iki kişi, sabah yedide kapıya dayanır mı? Önce kriminal tiplerle sonra polisle. 12’de müdahale edeceğiz dedi polis bize. İçişleri Bakanlığı’na iki arkadaş yolladık, çıktılar ve o dakika müdahale başladı. Müzakereyi kesen bir müdahale. Hem kamuoyu önünde müzakereci görevlendireceksin, saati belli. Hatta müzakerecilerden birisi geceyarısı bizim arkadaşı aramış istersen bu gece yarısı bir araya gelelim gibisinden."
“KEMAL BEY İÇİN İTİBARLI FORMÜLE AÇIK OLURDUK”
Eski yönetimin idari ve mali tasarruflarına değinen Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’na her zaman saygılı ve onarıcı yaklaşmaya hazır olduklarını, partinin imkanlarını zorlayarak eski genel başkanın davalarını takip eden avukata ödeme yapmaya devam ettiklerini açıkladı:"Aksini duymayı çok isterim. Biz mesela Kemal Bey, uzlaşmak için gelseydi, hızla kurultaya gideceğini beyan etseydi, Kemal Bey'i zora sokmayacak, bu yaptıklarından sonra toplumda da geri dönüşü olmaz işin ama Kemal Bey için en itibarlı, en onarıcı her türlü formüle açık olurduk. O kurultaya kol kola gitmek dahil. Önceki kurultayda devir teslimde şunları söylemiştim, ofis tutacaksanız tutalım, vakıf kuracaksanız arkanızda olalım. Korumaların araçları vs. dahil. Zaten bir sene öncesine kadar biz ödüyorduk. Bir sene önce bir kavga çıkardılar, kendilerindeki araçları da iade ettiler. Parti ekonomik olarak zorda. Hem bizim hem onların korumalarının Ankara’dayken dışarıdan değil tabldottan yemelerini söyledik, yüksek fatura geliyor diye, kavga çıkardılar. İnanır mısınız bize bu kötülükleri yapan avukata, bir sene öncesine kadar, Kemal Bey'in davalarına bakıyor diye 300 bin lira, ki yıllardır ödenmiş, ödeme yapılıyordu, onu bile sürdürdük. Oysa benim avukatlarım para almıyorlar. Genel başkanı savunuyorsun diye para alınır mı? Türkiye’nin en iyi avukatları koşar gelir. Kimse olmazsa Turgut Kazan gelir. Yeni avukatlardan ordu oluşur. Böyle şey mi olur?"
"MİLLET BU DARBEYE TEPKİ GÖSTERDİ"
Mevcut delegelerin ve parti tabanının kendilerini desteklediğini söyleyen Özel, teşkilatların hesaplarına el konulmaya çalışıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Çok üzülerek söylüyorum, biz burada durdukça, milletvekilleri, toplumun kabulü, iki tane CHP var artık. Bir tanesi SCHP, seçilmiş CHP, diğeri atanmış CHP. Toplum bu atanmış CHP’yi benimsemez. Dün sokakta bunu gördük. Bir araba geliyor, üç kişi var, iki kişi iniyor bizimle yürüyor. Yüz araçtan 98’i korna çalıp el salladı. CHP’nin oy oranı yüzde 98 değil. Millet bu darbeye tepki gösterdi. Millet atanmış CHP’ye dönüp de bakmayacak. Bunu görüyorlar. Ancak bir umut bağlamışlar. Seçilmiş CHP’yi buradan uzaklaştırırsak, deport edersek. Öyle şeyler duyuyorum ki seçilmiş il başkanlarının hesaplarına el koyuyorlar. Vekil maaşlarından grupta çalışan arkadaşlara takviye yaptığımız bir havuz hesabımız var, o hesabın ödemesini kesmeye çalıştılar. Öyle bir noktaya geldi ki CHP’nin mitinglerine mani olunması için miting başvurusu yapan il başkanını görevden alacaklarmış. Ama biz kalacağız. Ve yarın İzmir’de Cumhuriyet Meydanı’nda miting yaparak başlayacağız. Ben insanların bu işi ne kadar sahiplendiğini görüyorum, göstermek istiyorum. Oradan Manisa’ya geçeceğim ve bir karşılama olacak. Oradan başlayıp devam edeceğiz."
"NİYETLERİ KURULTAYI YAPMAMAK, İMZA TOPLAYACAĞIZ, HER YOLU DENEYECEĞİZ”"
Yönetimin kurultay sürecini zamana yaymaya çalıştığını iddia eden Özel, yasal ve demokratik tüm yolları deneyeceklerini aktardı:
"Kemal Bey ve adına konuşanlar, muğlak laflar ediyor, kurultay yapacağız diyorlar ama söyledikleri zamana yaymak ve yapmamak. Eğer en kısa zamanda yapmazlarsa delege imzası toplayacağız ve kurultayı yapacağız. Yine yapmazlarsa ilgili mahkemeye gideceğiz. Mahkemeye müdahale olursa millete şikâyet edeceğiz. Bu mücadeleyi sürdüreceiz. Butlanla parti içinde sonuna kadar mücadele edeceğiz ama baskın seçim ihtimalinden de kimse endişe etmesin. Cumhurbaşkanı adayımızı gösterir yüzde 60 oyla seçiliriz. O şartlar altında da CHP’nin listesine müdahale olursa… Benim en büyük itirazım şu, şu an CHP’yi kapattı Saray. Nasıl kapattı? Resmen CHP’yi kimin yöneteceğine delegeler değil de sarayın atadığı hakim karar veriyorsa CHP kapanmıştır. Biz CHP’yi yeniden açma mücadelesi veriyoruz. Yeniden açılış, kurultayda Divan Başkanı’nın sonuçları ilan ettiği andır. O an açılmış olur. Şu an ara dönemdeyiz. Atanmış CHP, seçilmiş CHP. Sandığı getirmek için, yeni bir kuruluş mücadelesi başlattık."
"BİZ GİDERSEK CHP LOGOSU SARAYIN ATADIĞI YÖNETİME KALIR"
Kılıçdaroğlu’nun mevcut yapıyla partiyi yönetmesinin büyük bir çöküş getireceğini savunan Özel, Parti Meclisi (PM) toplantılarına katılım ve kurultay senaryolarına değindi:
"Kemal Bey partiyi yönetiyormuş gibi yapabilir. Kemal Bey'in yönettiği CHP’nin gerçek CHP olduğuna insanlar ikna olursa parti tarihinin en büyük çöküşünü yaşar. O yüzden biz partiden gitmeksizin CHP biziz diyoruz. Biz gidersek CHP tarihi, logosu, markası sarayın atadığı bir yönetimin elinde kalır, nasıl bırakalım. Tayyip Bey bir tercihte bulundu. Tayyip Bey, Kemal Bey'i tercih etti. Kemal Bey hızla kongre yaparsa sarayın bu oyununu bozar ve CHP’nin iktidar yürüyüşüne katkı sağlar. Oyunu boşa çıkaran ve dün yaşananlardan sonra da kurultay yaparsa hem itibarını hem partinin geleceğini kurtarırsa, ihtimal vermesem de umut ediyorum, bunu yaparsa Haziran ayı ölçümlerinde CHP’nin yüzde 40’ın üzerinde olacağını düşünüyorum. Aksine inat ederse de tarihi bir çöküş gerçekleşir. Hele ki biz yokuz, CHP budur dediğimizde yüzde 5’in altında yüzde 3’ün altında oranlara düşer. PM olursa, Kemal Bey toplarsa, bizim arkadaşlarımız da gidecek. Orada da çoğunluktayız. Hatta Siyasi Partiler Kanunu göre bize yakın isimler istifa ederse 45 gün içinde kurultay zorunluluğu var. Daha birçok seçeneği değerlendiriyoruz. Bir aklıselimin hakim olmasını ve bunun zaman geçirmeden bir büyük kaldıraç olarak kullanılması lazım. Bir sopa verdi saray yargısı. Bu sopayı kaldıraç yaparsanız iktidara taşırsınız, güçlendirirsiniz. Kemal Bey ya da iktidar yürüyüşüne çomak sokar. Her geçen gün partiyi iktidardan uzaklaştırır, Tayyip Bey'i yaklaştırır."
"ÇOK KİRLİ BİR TEKLİF BU, 20 YIL HAPİS YATMAYI TERCİH EDERİM"
Kulislerde yer alan "Ekrem İmamoğlu ve ekibinin tasfiye edilmesi karşılığında uzlaşı sağlanacağı" iddialarına çok sert tepki gösteren Özgür Özel, yol arkadaşlarını satmayacağını belirtti:
"Bu süre zarfında bunu duymadım ama görüşürsek bunu söyleyeceğini söyleyenler var. Ama kurultaydan sonra doğrudan Kemal Bey değil, bugün yanında duran ve dün partinin önünde görülen arkadaşlar bana bunu defalarca teklif ettiler. Hatta elimizde bu kadar delege gücü var, kemik delege var, İmamoğlu’nun ekibini tasfiye edelim, biz yürüyelim dediler. Ben de aklım erdiğimden beri, 10 yaşımdan beri yola çıktığım kimseyi, inandığım kimseyi, hiçbir arkadaşımı satmadım. Çocukluk arkadaşımdan da bakabilirsiniz. Sözümden dönmek ve arkadaşımı satmak, bunları hiç yapmadım. Dilimde tüy bitti, onlara söyledim. Şimdi de söylerlerse, “arınmak, marınmak”. Ekrem İmamoğlu’na hırsız, casus demek, bütün iftiraları kabul etmek demek. Desinler ki Ekrem Bey'i geçelim, Bayrampaşa, Avcılar belediye başkanlarını bırakalım. O çocuklar ne yaptı. Bayrampaşa Belediye Başkanı, Bursa Belediye Başkanı kaç kez AKP’ye geçselerdi içeride değillerdi. Şimdi bu arkadaşları partiden atacağız niye, partiyi satmadıkları için. Desinler ki Ekrem Bey istisna, diğerlerini atalım, yine olmaz. Partiyi satmadıkları için adam mı atılır? Aydın’ın yaptığını yapmayanları nasıl atarsın? Aydın kendini AKP’ye atmış, diğerleri atmamış, biz partiden atacağız. Çok kirli bir teklif bu. Bunu yapmak yerine 20 yıl hapis yatmayı tercih ederim. Giderim Ekrem başkanın yan odasında 20 yıl da ben yatarım. 55 fezlekem var. Dokunulmazlığım kalksa, 200 yıl ceza olabilecek fezlekeler. Gerçek yargılama olsa ceza olmaz ama bu şartlarda mümkün. Arkadaşını sat, yan yat, öyle bir şey yok. Bugün bir karikatür gördüm. Sen mutlak butlan, ben mutlak sultan. Teklif bu. Bakın, gel tarafımıza geç, Tayyip Bey iktidarı bırakacak deseler bunu da reddederim. Bu iktidarla uzlaşırsan zaten olmaz. Buna karşı mücadele ediyoruz biz."




