Pentagon kaynaklarından sızan kulis bilgilerine göre Washington, bölgeye 10 bin ek asker göndermek için düğmeye bastı. Bu sevkiyat, yalnızca bir "takviye" değil, İran’ın beklenmedik direnci karşısında tıkanan hava operasyonlarını karadan destekleme stratejisinin ilk adımı olarak değerlendiriliyor.

İşte bölgeyi ve küresel dengeleri sarsacak o kritik gelişmenin detayları ve perde arkasındaki senaryolar:

PENTAGON’UN MASASINDAKİ DEV SEVKIYAT: 10 BİN POSTAL YOLDA

The Wall Street Journal ve Pentagon’a yakın kaynakların aktardığına göre, halihazırda bölgede bulunan 82. Hava İndirme Tümeni ve Deniz Piyadelerine ek olarak gönderilecek 10 bin kişilik güç, ağır zırhlı birlikleri ve piyade tümenlerini kapsıyor. Washington kulislerinde bu hamle, "İran’ı içeriden kilitleme planı" olarak konuşuluyor. Ancak askeri uzmanlar, bu rakamın geniş çaplı bir işgal için yetersiz olduğunu, asıl amacın Hürmüz Boğazı çevresindeki kritik enerji tesislerini ve füze rampalarını doğrudan kontrol altına almak olduğunu belirtiyor.

İRAN’IN "ASİMETRİK DUVARI": ABD VE İSRAİL İÇİN BEKLENMEDİK DİRENÇ

Savaşın ilk günlerinde hava üstünlüğüyle hızlı bir sonuç almayı hedefleyen ABD-İsrail koalisyonu, İran’ın "asimetrik savunma doktrini" ile sarsılmış durumda. İran’ın yeraltı füze şehirlerinden fırlattığı balistik füzeler ve binlerce kamikaze İHA, İsrail’in "Demir Kubbe" ve ABD’nin "Patriot" sistemlerini doyuma ulaştırarak delmeyi başardı.

Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
İçeriği Görüntüle

Özellikle Tel Aviv ve Hayfa gibi merkezlerin doğrudan hedef alınması, koalisyonun "kayıpsız zafer" illüzyonunu yıktı. Tahran’ın, rejimin üst kademesine yönelik suikastlara rağmen komuta zincirini koruması ve vekil güçleri (Hizbullah ve Husiler) üzerinden bölgedeki tüm ABD üslerini ateş çemberine alması, Pentagon’un hesaplarını altüst etti.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA "KİLİT" OPERASYONU

Kulislerde konuşulan ilk ve en güçlü senaryo, 10 bin askerin doğrudan İran topraklarına girmesi yerine, Hürmüz Boğazı’nın iki yakasında stratejik noktaları tutması. İran’ın Boğaz’ı kapatarak dünya petrol arzını %20 oranında kesmesi, küresel piyasalarda varil başına 150 dolar barajının aşılmasına neden oldu. ABD, bu ek birliklerle kıyı şeridindeki mobil füze rampalarını susturarak enerji koridorunu zorla açmayı planlıyor. Ancak İran’ın kıyı savunma füzeleri, bu operasyonu bir "deniz mezarlığına" dönüştüme potansiyeline sahip.

SINIRLI KARA HAREKATI VE REJİMİN FELÇ EDİLMESİ

İkinci senaryo ise daha riskli: Güney İran’daki petrol terminalleri ve nükleer tesislerin bulunduğu bölgelere yönelik "nokta operasyonları." Washington, hava saldırılarıyla imha edilemeyen derin sığınakları imha etmek için özel kuvvetler ve zırhlı birliklerle karadan sızmayı hedefliyor. Fakat İran coğrafyasının zorluğu ve halkın "dış müdahaleye karşı kenetlenme" refleksi, ABD’nin Vietnam veya Irak benzeri bir bataklığa saplanma korkusunu tetikliyor.

İSRAİL’İN ÇIKMAZI: "CEPHEDE YALNIZ MI KALIYORUZ?"

İran’ın başarılı direnci, İsrail’in iç siyasetinde de depreme yol açtı. İran füzelerinin İsrail hava savunmasını aşarak askeri üslere ve lojistik merkezlere hasar vermesi, "yenilmezlik" algısını ciddi şekilde zedeledi. Kulislerde, İsrail’in ABD’yi daha büyük bir kara savaşına çekmek için baskı yaptığı, ancak Trump yönetiminin "büyük kayıplar" verme riskinden dolayı tereddüt ettiği konuşuluyor. İran’ın direnci kırılmadığı sürece, savaşın uzaması hem İsrail ekonomisini hem de ABD’nin bölgedeki prestijini kalıcı olarak sarsabilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ