Türkinform’un derlediği bilgilere göre, ilk kez birkaç yıl önce kamuoyuna tanıtılan bu mumyaların en dikkat çekici özelliği, insan anatomisinden farklı görünen üç parmaklı elleri ve uzatılmış kafatasları oldu. Bu özellikler nedeniyle bazı araştırmacılar, kalıntıların insan dışı bir türe ait olabileceğini ileri sürdü.
Bilim dünyasında bu iddialar, büyük ölçüde şüpheyle karşılanırken, birçok arkeolog ve antropolog, kalıntıların gerçek bir keşif olmaktan çok insan kemiklerinin yeniden düzenlenmesiyle oluşturulmuş sahte yapılar olabileceğini iddia etti.
Peru’dan gelen bilgilere göre, resmi kurumlar da konuya dahil oldu. Özellikle Peru Kültür Bakanlığı uzmanları, yapılan ilk incelemelerde bazı mumyaların farklı insan kemiklerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulduğuna dair bulgular tespit ettiklerini açıkladı.
Öte yandan bazı araştırmacılar, yapılan DNA analizlerinin sonuçlarının net olmadığını ve farklı laboratuvarlardan “çelişkili raporlar” ortaya çıktığını bildirdi. Bu durum, tartışmaları daha da alevlendirdi.
Uzmanlara göre, olayın arkasında, arkeolojik eser kaçakçılığı veya sahteciliği, yanlış yorumlanan eski insan kalıntıları ya da bilimsel analizlerin henüz tamamlanmamış olması ihtimalleri bulunuyor.
Bugüne kadar elde edilen veriler, kalıntıların dünya dışı bir varlığa ait olduğuna dair bilimsel olarak kabul edilmiş bir kanıt ortaya koymuş değil. Buna rağmen Nazca’da bulunan bu mumyalar, UFO meraklıları ve araştırmacılar arasında tartışılmaya devam ediyor.
Uzmanlar, bölgede yapılacak daha kapsamlı bilimsel çalışmaların, Nazca mumyalarının gerçek doğasını ortaya çıkarabileceğini belirtiyor. Ancak şu an için bu olay, modern çağın en dikkat çekici arkeoloji ve gizem tartışmalarından biri olarak görülüyor.





