İran'da ABD ile yürütülen diplomatik temaslar ve nükleer müzakere süreci, yalnızca dış politikada değil, ülke içindeki güç dengelerinde de önemli sonuçlar doğuruyor. Tahran'daki siyasi ve güvenlik çevrelerinden sızan kulis bilgilerine göre, rejim içerisinde Washington ile ilişkilerin geleceğine ilişkin ciddi bir doktrinsel ayrışma yaşanıyor.

Son dönemde özellikle İsrail ile yaşanan gerilimler, bölgesel güvenlik tehditleri ve ekonomik baskıların artması, İran yönetimi içinde farklı görüşlerin daha görünür hale gelmesine neden oldu. Analistler, ülkenin gelecekteki stratejik yönelimi konusunda karar alma mekanizmalarında etkili olan gruplar arasında yoğun bir mücadele yaşandığını belirtiyor.

ŞAHİNLER KARAR ALMA MEKANİZMASINDA ETKİSİNİ ARTIRDI

Tahran kulislerinde en çok konuşulan gelişmelerden biri, Devrim Muhafızları'na yakın sertlik yanlısı kanadın son dönemde belirgin şekilde güç kazanması oldu.

İran'ın eski İçişleri Bakanı ve Devrim Muhafızları'nın etkili isimlerinden Ahmed Vahidi'nin öncülük ettiği grubun, güvenlik bürokrasisi ve stratejik karar alma süreçlerinde ağırlığını artırdığı ifade ediliyor.

Söz konusu kanadın temel yaklaşımı, İran'ın ABD karşısında herhangi bir taviz vermeden mevcut dengeyi koruması gerektiği yönünde şekilleniyor. Şahinler olarak tanımlanan bu çevreler, ne kapsamlı bir savaşın ne de geniş çaplı bir uzlaşmanın İran'ın çıkarlarına hizmet edeceğini savunuyor.

Bu nedenle mevcut "kontrollü gerilim" politikasının sürdürülmesi gerektiğini düşünen grubun, özellikle nükleer dosya ve bölgesel güvenlik başlıklarında geri adım atılmasına karşı çıktığı belirtiliyor.

MÜZAKERE YANLILARI SAVUNMADA KALDI

İran Meclis Başkanı Muhammed Bagher Kalibaf'a yakın çevrelerin ise son dönemde daha temkinli bir çizgi izlediği değerlendiriliyor.

Pragmatik kanat olarak tanımlanan bu grubun, yaptırımların hafifletilmesi ve ekonomik baskının azaltılması amacıyla diplomatik kanalların açık tutulmasını savunduğu ifade ediliyor.

Ancak son haftalarda yaşanan gelişmelerin ardından sertlik yanlılarının etkisinin artmasıyla birlikte Kalibaf ekibinin siyasi manevra alanının daraldığı öne sürülüyor.

Tahran'daki bazı siyasi gözlemciler, müzakerelerin askıya alınmasına yönelik söylemlerin güçlenmesinin, reformcu ve pragmatik çevreleri geçici olarak geri plana ittiğini değerlendiriyor.

DEVRİM MUHAFIZLARI'NIN ETKİSİ DAHA DA ARTIYOR

Uzmanlara göre İran'da güvenlik merkezli karar alma anlayışı son yıllarda belirgin biçimde güç kazandı.

Özellikle bölgesel çatışmalar, İsrail ile yaşanan gerilimler, ABD'nin uyguladığı yaptırımlar ve İran'ın vekil güçleri üzerinden yürüttüğü strateji, Devrim Muhafızları'nın devlet içindeki etkisini daha da artırdı.

Birçok analist, ekonomik sorunların devam etmesine rağmen güvenlik kaygılarının siyasi kararların önüne geçtiğini ve bu durumun sertlik yanlısı çevrelerin elini güçlendirdiğini belirtiyor.

Venezuela'daki "çifte felaket"te korkunç rakam: 68 bin kişi kayıp
Venezuela'daki "çifte felaket"te korkunç rakam: 68 bin kişi kayıp
İçeriği Görüntüle

HAMANEY'İN TUTUMU BELİRLEYİCİ OLACAK

İran'daki tüm önemli stratejik kararların nihai olarak Dini Lider Ali Hamaney'in onayından geçtiği biliniyor.

Bu nedenle rejim içindeki farklı kanatlar arasında yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen, ülkenin ABD ile ilişkilerinin geleceği konusunda son sözü Hamaney'in söylem ve tercihleri belirleyecek.

Tahran kulislerinde konuşulan senaryolara göre Hamaney yönetimi, kısa vadede tam kapsamlı bir anlaşmadan ziyade kontrollü ve sınırlı temasları tercih edebilir. Ancak bölgesel gelişmelerin seyri ve ekonomik baskının boyutu, bu yaklaşımın gelecekte yeniden gözden geçirilmesine neden olabilir.

GÖZLER TAHRAN'IN YENİ STRATEJİK HAMLELERİNDE

İran'da rejim içindeki güç mücadelesinin önümüzdeki aylarda daha görünür hale gelmesi bekleniyor.

Özellikle nükleer program, yaptırımların geleceği, İsrail ile yaşanan gerilim ve ABD ile olası diplomatik temaslar konusunda atılacak adımlar, hangi kanadın etkili olduğuna dair önemli işaretler verecek.

Siyasi gözlemciler, Tahran'ın önümüzdeki dönemde dış dünyaya vereceği mesajların yalnızca dış politika tercihlerini değil, aynı zamanda rejim içindeki güç dengelerinin yönünü de ortaya koyacağını değerlendiriyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ