<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>TÜRKINFORM Son dakika Haberler</title>
    <link>https://www.turkinform.com.tr</link>
    <description>Güncel son dakika haberleri takip etmek için tıklayın. Güncel, son dakika, ekonomi, gündem ve en son haber turkinform.com.tr'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.turkinform.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 03:34:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara ve tütüne sıkı düzenleme geliyor! Bakan Memişoğlu açıkladı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/sigara-ve-tutune-siki-duzenleme-geliyor-bakan-memisoglu-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/sigara-ve-tutune-siki-duzenleme-geliyor-bakan-memisoglu-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, hazırlanan yeni kanun taslağında, sigara ve tütün ürünlerinin görünürlüğünün azaltılacağını ifade ederek, 18 yaş altı satışlar ve mekân düzenlemelerinin de içerisinde yer alacağını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, katıldığı canlı yayında sigara konusunda atılacak yeni adımları açıkladı. Memişoğlu, bir kanun taslağı hazırlıklarını ve birkaç ay içerisinde de tekamül hale gelmiş olacağını belirtti.</p>

<h2>18 YAŞ ALTINA SİGARA SATIMI DA ELE ALINACAK</h2>

<p>Sigara ve tütünün görünür olmasını istemediklerini ve görünür olmamasını sağlayacaklarını ifade eden Memişoğlu, 18 yaş altına sigara yasağının kontrol edilmediğini, bununla ilgili de taslağa bazı maddeler koyacaklarını söyledi.</p>

<h2>MEKANLARLA İLGİLİ KONU NETLEŞECEK</h2>

<p>Mekanlar camekanlı mı? Kapalı mı? Açık mı? bunları netleştireceklerini kaydeden Bakan Memişoğlu, 2025 yılında Türkiye'de 8 milyar paket sigaranın satıldığını ifade ederek, “Ben toplumumun kanser olmasını istemiyorum” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“İNTERNET SİZİ KULLANACAĞINA SİZ İNTERNETİ KULLANIN”</h2>

<p>Memişoğlu, “Türkiye bu sigaradan ve internet gibi çok fazla kullanımından uzak durması lazım. İnsanoğlu bağımlılıkla yaşayabilir ama bu spor bağımlılığı olsun. Kötü bağımlılıklar sizi yönetmesin. İnternet sizi kullanacağına siz interneti kullanın” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“İNSANLARIN SAĞLIK HİZMETİNE KARŞI GÜVENİLİRLİK KONUSUNDA DÖRDÜNCÜYÜZ”</h2>

<p>Kemal Memişoğlu, konuşmasında Türkiye’nin sağlık hizmet kapasitesine değinerek, Türkiye’nin sağlıkta hizmet kapasitesi anlamında dünyanın en önemli ülkelerinden birisi olduğunu ifade ederek, “İnsanların sağlık hizmetine karşı güvenilirlik konusunda dördüncüyüz. Bugün Türkiye kendisini sağlık anlamında ücretsiz sağlık hizmeti verebiliyor. Toplumun ki özellikle Türkiye son 25 senede şehirleştiğini görürsünüz. Kırsalda siz beslendiğiniz zaman sabah beslenirsiniz sonra tarlaya gider hareket edersiniz. Hareket ve yaşam tarzını değişirse riskler ortaya çıkar. Bunlardan birisi kilo, ikincisi sigara ve üçüncüsü internet gibi bağımlılıklardır” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Memişoğlu, “Dünyanın gerçekten sağlık altyapısı anlamında en kapsamlı, en güvenilir sağlık hizmetini sunuyoruz. Şimdi biz koruyan ve geliştiren diyoruz ama üretim de önemli, Türkiye üretme de büyük çaba gösteriyor. Daha önceden hazırlıklı olmuş olan altyapının koordine edilmesi de önemli. Bunu destekliyoruz. Birkaç tane kanun da çıkarttık bununla ilgili. Kendi buluşlarını yapan bir sistem oluşturuyoruz. Bu süreçte ilk belirtileri de vermeye başladı. Siz bilim insanını desteklemeniz lazım. Fikri üreten kişiyi finansman ile buluşturmanız lazım. Eğer bu ekosistemi bir araya getirirseniz, o ürün haline gelir. Bilgiyi ticari bir ürüne dönüştürmezseniz o bilgi sadece üniversitelerde kalır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/sigara-ve-tutune-siki-duzenleme-geliyor-bakan-memisoglu-acikladi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/02/saglik-bakani-memisoglu-hpv-aciklama.png" type="image/jpeg" length="60880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maymun ısırırsa sakın beklemeyin: Prof. Dr. Doğancı, kritik saati açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/maymun-isirirsa-sakin-beklemeyin-prof-dr-doganci-kritik-saati-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/maymun-isirirsa-sakin-beklemeyin-prof-dr-doganci-kritik-saati-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maymun ısırıklarında ilk dakikaların hayati önem taşıdığına dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, yaranın vakit kaybetmeden bol su ve sabunla temizlenmesi gerektiğini belirterek, "İlk bir saat içinde mutlaka tıbbi müdahale yapılmalı" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rol aldığı yapımlardaki başarılı performansıyla dikkat çeken Ece İrtem'in hayatını kaybettiği haberi, sanat camiasını ve sevenlerini derin üzüntüye boğdu. Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde hayat verdiği Işıl karakteriyle geniş kitlelerin beğenisini kazanan 35 yaşındaki oyuncunun ani vefatıyla ilgili incelemeler sürüyor.</p>

<p>Ece İrtem'in yaşamını yitirdiği haberi kısa sürede büyük yankı uyandırdı. Genç oyuncunun beklenmedik ölümü, ailesi ve yakınlarının yanı sıra sanat dünyasında da derin üzüntüye neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk değerlendirmelerde oyuncunun kalp krizi geçirdiği öğrenilirken, kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacağı bildirildi. Yetkililerin olayla ilgili incelemeleri devam ediyor.</p>

<p>Soruşturma kapsamında İrtem'in kısa süre önce Tayland'a yaptığı seyahat de mercek altına alındı. İncelemelerde oyuncunun bu gezi sırasında bir maymun tarafından ısırıldığı yönünde iddiaların bulunduğu belirtilirken, sol kolunda üç ayrı yara izinin tespit edildiği öğrenildi. Elde edilen tüm bulguların soruşturma kapsamında değerlendirildiği kaydedildi.</p>

<h2><img alt="Kizilcik Serbetinin Isili Ece Irtem" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/kizilcik-serbetinin-isili-ece-irtem.webp" width="1280" />MAYMUN ISIRIĞINDA KRİTİK DAKİKA: UZMAN UYARDI</h2>

<p>Bu gelişme sonrasında maymun ısırıklarının insan sağlığı üzerindeki olası etkileri yeniden gündeme geldi. Peki, maymun ısırığında en kritik zaman nedir? İlk müdahale ne olması gerekir? Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, konuya ilişkin değerlendirmelerini Türkinform muhabiri Ecem Çetin ile paylaştı.</p>

<h2>“İLK 1 SAAT İÇERİSİNDE MÜDAHALE EDİLMELİ”</h2>

<p>Levent Doğancı, maymun ısırığı sonrasında en kritik dönemin ilk 20—30 dakika olduğunu ifade ederek, mümkün olan ilk bir saat içerisinde de müdahale edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<h2>“BOL SU İLE YIKAYIN, SABUNLA TEMİZLEYİN”</h2>

<p>Bu süre içerisinde yapılacak olan bol su ve sabunla temizliğin, virüs yükünü ciddi oranda azaltacağını söyleyen Doğancı, “Gerekli tıbbi tedaviye hızlıca başlanmalıdır. Belirtiler ortaya çıktıktan sonra müdahale çoğu zaman geç kalınmış olabilir” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/maymun-isirirsa-sakin-beklemeyin-prof-dr-doganci-kritik-saati-acikladi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/maymun-isirigi-1.png" type="image/jpeg" length="16175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Estetikte ucuzluğun faturası ağır olabilir! Güvenilir merkez nasıl seçilir?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/estetikte-ucuzlugun-faturasi-agir-olabilir-guvenilir-merkez-nasil-secilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/estetikte-ucuzlugun-faturasi-agir-olabilir-guvenilir-merkez-nasil-secilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada cazip fiyatlarla sunulan estetik uygulamalar, sanıldığı kadar masum olmayabilir. Uzmanlar, merdiven altı işlemlerin enfeksiyondan kalıcı yüz deformasyonlarına kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarırken, Güzellik Uzmanı Mithat Avcıl, Türkinform’a yaptığı açıklamada güvenilir merkez seçiminin hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda güzellik ve estetik işlemlerine olan talep artarken, özellikle sosyal medya üzerinden “uygun fiyat” vaadiyle sunulan uygulamalar dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre düşük maliyetli işlemler her zaman avantaj sağlamıyor; aksine ciddi sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Estetik işlemlerin basit bir güzellik rutini değil, tıbbi müdahale olduğu hatırlatılırken, yanlış ellerde yapılan uygulamaların kalıcı hasarlara yol açabileceği ifade ediliyor.</p>

<h2>“İSTENMEYEN OLAYLARLA KARŞILAŞMAMAK İÇİN…”</h2>

<p>Güzellik Uzmanı Mithat Avcıl, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Kendini kanıtlamış uzman veya tecrübeli olduğu ispatlamış yerler tercih edilmeli ki istenmeyen olaylarla karşılaşmamak için. Diplomasını almış, sağlık çalışanlarının kesin olduğu klinikler tercih edilmeli veya başta da söylediğim gibi kendini kanıtlamış tecrübelenmiş ve işini severek yapan yerler tercih edilmeli” ifadesini kullandı.</p>

<p><img alt="Mithat Avcıl" class="detail-photo img-fluid" height="1920" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/mithat-avcil.jpeg" width="1080" /></p>

<h2>“UCUZ İŞLEM” NEDEN RİSKLİ GÖRÜLÜYOR?</h2>

<p>Uzmanlar, estetik işlemlerde fiyatın düşmesinin çoğu zaman kullanılan ürün kalitesi, steril ortam koşulları ve işlemi yapan kişinin uzmanlığıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Piyasa değerinin oldukça altında sunulan işlemlerde, sahte ya da merdiven altı ürünlerin kullanılabildiği, hijyen koşullarının yetersiz olabildiği ve işlemin uzman olmayan kişilerce yapılabildiği belirtiliyor. Bu durumun ise enfeksiyon, alerjik reaksiyon, ciltte kalıcı hasar, sinir zedelenmesi ve yüz asimetrisi gibi ciddi sonuçlara yol açabileceği aktarılıyor. Bazı vakalarda ise geri dönüşü olmayan estetik bozuklukların ortaya çıkabildiği ifade ediliyor.</p>

<h2>GÜZELLİK MERKEZİNDE DOĞRU SEÇİM NEDEN ÖNEMLİ?</h2>

<p>Uzmanlara göre vatandaşların işlem yaptırmadan önce merkez seçimini çok dikkatli yapması gerekiyor. Bir işletmenin ruhsatlı ve denetimli olması, işlemi gerçekleştiren kişinin dermatolog veya plastik cerrah gibi yetkin bir hekim olması büyük önem taşıyor. Steril çalışma ortamı, tek kullanımlık malzemeler ve kullanılan ürünlerin orijinalliği de güvenli bir işlem için temel kriterler arasında yer alıyor. Ayrıca sadece görselliğe odaklanan sosyal medya reklamlarının her zaman güvenilir olmayabileceği, “kampanya” ve “indirim” gibi ifadelerin tüketiciyi yanıltabileceği uyarısı yapılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SOSYAL MEDYA ETKİSİ VE YANLIŞ ALGI</h2>

<p>Son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan “hızlı sonuç” ve “ağrısız işlem” vaatlerinin, estetik işlemleri olduğundan daha basit gösterdiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu algının özellikle gençleri yanlış yönlendirdiğini ve bilinçsiz tercihlerin riskleri artırdığını ifade ediyor. Estetik uygulamaların kişiye özel planlanması gerektiği vurgulanırken, standart ve kontrolsüz işlemlerin sağlık açısından ciddi tehdit oluşturabileceği hatırlatılıyor.</p>

<h2>“GÜZELLİK UĞRUNA SAĞLIK RİSKE ATILMAMALI”</h2>

<p>Uzmanların ortak görüşü ise oldukça net: Estetik işlemler kısa vadeli bir görünüm değişikliği sağlasa da, yanlış koşullarda yapıldığında uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle vatandaşların yalnızca fiyat odaklı değil, güvenlik ve uzmanlık kriterlerini ön planda tutarak karar vermesi gerektiği belirtiliyor. Sağlık otoriteleri, estetik işlemlerde en önemli unsurun “güvenilirlik” olduğunu vurgulayarak, vatandaşları bilinçli seçim yapmaları konusunda uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>BEYZA COŞKUN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Viral</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/estetikte-ucuzlugun-faturasi-agir-olabilir-guvenilir-merkez-nasil-secilir</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/04/guzellik-trendleri.webp" type="image/jpeg" length="38672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene için kritik uyarı: Tarlaya çıkmadan bunları yapın! “Can kayıplarının önüne geçilebilir”]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/kene-icin-kritik-uyari-tarlaya-cikmadan-bunlari-yapin-can-kayiplarinin-onune-gecilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/kene-icin-kritik-uyari-tarlaya-cikmadan-bunlari-yapin-can-kayiplarinin-onune-gecilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu, kene riskine karşı tarlaya, bahçeye giden vatandaşların alması gereken önlemleri ve riskli bölgeleri açıkladı. Eroğlu, ilaçlama yapılırken bilinmesi gereken doğrular konusunda da uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan sıcaklıklar, kene vakalarına yönelik endişeleri de beraberinde getirirken, özellikle kırsal bölgelerde riskin yükselmesi vatandaşlar arasında tedirginliğe neden oluyor.</p>

<p>Vatandaşlar, kene için hangi önlemler yapılmalı? En çok hangi illerde kene var? Keneler hangi aylarda daha çok? Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkinform’a özel açıklamalarda bulundu.</p>

<h2>KENEDEN KORUNUN: TARLAYA GİDERKEN BU ÖNLEMLERİ ALIN!</h2>

<p>Vatandaşların tarlaya ya da bahçeye giderken alacağı önlemleri bilmesi gerektiğini ifade eden Ali Eroğlu, paçaların çorabın içerisine sokulması, vücudu açıkta bırakmayan kıyafetlerin tercih edilmesi ve açık renkli giysilerin giyilmesinin önemli olduğunu belirterek,</p>

<h2>“VÜCUT KONTROL EDİLEREK KENE TARAMASI YAPILMALIDIR”</h2>

<p>Bu sayede kenenin daha kolay fark edilebileceğini aktaran Eroğlu, “Eve dönüldüğünde ise vücut kontrol edilerek kene taraması yapılmalıdır. Özellikle koltuk altı, diz arkası ve kasık bölgeleri dikkatle kontrol edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“CAN KAYIPLARININ ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR”</h2>

<p>Kene görüldüğü durumlarda gerekli temizlik işlemlerinin yapılması ve ardından sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Ali Eroğlu, bu şekilde hareket edildiğinde can kayıplarının önüne geçmenin mümkün olacağını belirtti.</p>

<h2>EN RİSKLİ BÖLGELER NERESİ?</h2>

<p>Eroğlu şöyle devam etti:</p>

<p>“Keneyi doğadan tamamen yok etmek mümkün olmadığı için riskli iller de bulunmaktadır. Bu iller genellikle Bayburt’tan başlayarak Erzincan, Sivas, Tokat ve Amasya hattı boyunca uzanan Kuzey Anadolu bölgesidir”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KENELER HANGİ AYLARDA DAHA AKTİF?</h2>

<p>“Bununla birlikte diğer illerde de zaman zaman vakalar görülebilmektedir. Kasım ayına kadar, havalar soğuyana kadar keneler aktifliğini sürdürmektedir. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların işlerine giderken ve dönüşlerinde bu önlemlere dikkat etmeleri gerekmektedir”</p>

<h2>İLAÇ KONUSUNDA UYARI: “DOĞRU YAPILMALI, İNSAN SAĞLIĞINA ZARARI OLUR”</h2>

<p>Hayvanlara yapılacak olan ilaçlamalarda ise mutlaka veteriner hekimlere başvurulması gerektiğini belirten Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, şunları söyledi:</p>

<p>"Çünkü bazı ilaçlar süt ve ette kalıntı bırakabilmektedir. Süt veren hayvanların ilaçlanması durumunda bu kalıntılar insan sağlığına zarar verebilir. Bu nedenle doğru ilacın seçilmesi ve belirli aralıklarla, genellikle 21 gün arayla uygulama yapılması gerekmektedir. Çevre ilaçlaması ise kesinlikle önerilmemektedir. Açık alanların havadan ilaçlanmasının keneler üzerinde etkili olmadığı gibi, diğer canlılara da zarar verebileceği belirtilmektedir. Genel olarak kene mücadelesi bu çerçevede yürütülmektedir"</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/kene-icin-kritik-uyari-tarlaya-cikmadan-bunlari-yapin-can-kayiplarinin-onune-gecilebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/kene-uyari-2.png" type="image/jpeg" length="60928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’den sağlıkta tarihi eşik: Yerli kalp-akciğer makinesiyle ilk başarılı ameliyat]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/turkiyeden-saglikta-tarihi-esik-yerli-kalp-akciger-makinesiyle-ilk-basarili-ameliyat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/turkiyeden-saglikta-tarihi-esik-yerli-kalp-akciger-makinesiyle-ilk-basarili-ameliyat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı ile ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli kalp-akciğer makinesi, Bilkent Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen ilk klinik ameliyatta başarıyla kullanıldı. “ASELSAN LIFELINE HLM” ile yapılan operasyonun sorunsuz tamamlanması, Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltma hedefinde tarihi bir adım olarak değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, sağlık teknolojilerinde uzun yıllardır sürdürülen yerli üretim hedefinde kritik bir aşamayı daha geride bıraktı. Sağlık Bakanlığı ile ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli ve milli kalp-akciğer makinesi, ilk kez bir klinik operasyonda kullanılarak başarıyla sonuçlanan bir ameliyata imza attı. Bilkent Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyon, hem tıp dünyasında hem de savunma sanayisinin sağlık alanına entegrasyonunda önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.</p>

<h2>İLK KEZ KLİNİK ORTAMDA KULLANILDI</h2>

<p>“ASELSAN LIFELINE HLM” adı verilen yerli kalp-akciğer makinesi, geliştirme sürecinin ardından ilk kez gerçek bir ameliyatta devreye alındı. Cihaz, operasyon sırasında hastanın dolaşım sistemini ve oksijenlenmesini tamamen üstlenerek cerrahi ekibe kritik destek sağladı. Ameliyatın başarıyla tamamlanmasıyla birlikte, cihazın klinik kullanım performansı da ilk kez somut olarak doğrulanmış oldu.</p>

<p><img alt="Yerli Ameliyet (2)" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/yerli-ameliyet-2.webp" width="800" /></p>

<h2>“TEKNOLOJİ BAĞIMSIZLIĞI ADINA KIYMETLİ BİR KAZANIM”</h2>

<p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, operasyonun ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, geliştirilen sistemi “mühendislik harikası” olarak nitelendirdi. Görgün, LIFELINE HLM’nin ameliyat sırasında aktif şekilde görev yaptığını belirterek, yıllardır yurt dışından temin edilen bu kritik cihazın artık yerli imkanlarla üretilebilmesinin Türkiye için stratejik bir kazanım olduğunu vurguladı. Açıklamasında, savunma sanayisinde kazanılan mühendislik kabiliyetinin sağlık alanına taşınmasının önemine dikkat çeken Görgün, bu başarının farklı hastanelerde de yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Operasyonu geçiren hastaya da geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<h2>ASELSAN MÜHENDİSLİĞİ AMELİYATHANEDE</h2>

<p>Cihazın geliştirilme sürecinde ASELSAN mühendisleri ile sağlık alanındaki uzmanların ortak çalışması dikkat çekti. Sistem, yaklaşık 5–6 aylık hayvan deneylerinin ardından klinik kullanım aşamasına taşındı. Yetkililer, bu sürecin ardından gerçekleştirilen ilk ameliyatın hem teknoloji hem de tıp açısından “kritik bir test” niteliği taşıdığını belirtiyor.</p>

<p><img alt="Yerli Ameliyet (4)" class="detail-photo img-fluid" height="570" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/yerli-ameliyet-4.webp" width="800" /></p>

<h2>“GURUR GÜNÜ YAŞIYORUZ”</h2>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Bilkent Şehir Hastanesi’nde ameliyat edilen hastayı ziyaret ederek hem sağlık durumu hakkında bilgi aldı hem de süreci yerinde inceledi. Memişoğlu, Türkiye sağlık sanayisinin önemli bir kırılma noktasına ulaştığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “koruyan, geliştiren ve üreten sağlık sistemi” hedefi doğrultusunda ilerlediklerini söyledi.</p>

<h2>“CİHAZ YERLİ, MEKAN YERLİ, HASTA YERLİ”</h2>

<p>Bakan Memişoğlu açıklamasında, ameliyatın hem teknik hem de sembolik önemine dikkat çekti. “Cihaz yerli, mekan yerli, hasta yerli” ifadeleriyle süreci özetleyen Bakan, Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde artık üretici konuma geçmeye başladığını vurguladı. Ayrıca ASELSAN mühendisleri, doktorlar ve sağlık çalışanlarının ortak emeğinin bu başarıda belirleyici olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Yerli Ameliyet (3)" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/yerli-ameliyet-3.webp" width="800" /></p>

<h2>“BİRLİKTE HAREKET EDİLİNCE BAŞARI KAÇINILMAZ”</h2>

<p>Memişoğlu, farklı kurumların bir araya gelmesinin önemine dikkat çekerek, mühendislik ve tıp alanındaki iş birliğinin Türkiye’nin gelecekteki sağlık teknolojileri açısından büyük bir potansiyel taşıdığını söyledi. “Bir araya gelindiğinde başarılamayacak hiçbir şey yok” sözleriyle süreci değerlendiren Bakan, emeği geçen tüm ekipleri tebrik etti.</p>

<h2>TÜRKİYE GENELİNDE GÜÇLÜ KALP CERRAHİSİ ALTYAPISI</h2>

<p>Sağlık Bakanı, Türkiye’nin kalp cerrahisi alanında ülke genelinde güçlü bir altyapıya sahip olduğunu da hatırlattı. Hakkari’den İstanbul’a, İzmir’den Trabzon’a kadar birçok şehirde kalp ameliyatlarının ve girişimsel işlemlerin başarıyla gerçekleştirildiğini belirtti.</p>

<h2>KORUYUCU SAĞLIK VURGUSU</h2>

<p>Memişoğlu ayrıca toplum sağlığı açısından önemli uyarılarda bulundu. Kalp hastalıklarının önlenebilir olduğuna dikkat çeken Bakan, vatandaşların tütün kullanımı, hareketsizlik ve aşırı kilo gibi risk faktörlerinden uzak durması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2>GENİŞ KATILIMLI ZİYARET</h2>

<p>Operasyon sonrası gerçekleştirilen ziyaret programında Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, Göğüs Kalp Damar Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağrı Yayla, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve UGES Sektör Başkanı Alaattin Dökmen ile ASELSAN Sağlık Program Direktörü Fatih Tan da yer aldı.</p>

<h2>SAĞLIKTA YENİ DÖNEM</h2>

<p>Bu ilk başarılı operasyonla birlikte Türkiye, sağlık teknolojilerinde yerli üretim kapasitesini klinik uygulamaya taşıyarak yeni bir dönemin kapısını araladı. Yerli kalp-akciğer makinesinin ilerleyen süreçte farklı hastanelerde de kullanılması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/turkiyeden-saglikta-tarihi-esik-yerli-kalp-akciger-makinesiyle-ilk-basarili-ameliyat</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/yerli-ameliyet-1.webp" type="image/jpeg" length="46065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık teknolojilerinde yeni dönem mesajı: Bakan Memişoğlu tarih verdi]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/saglik-teknolojilerinde-yeni-donem-mesaji-bakan-memisoglu-tarih-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/saglik-teknolojilerinde-yeni-donem-mesaji-bakan-memisoglu-tarih-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin yerli sağlık teknolojileri çalışmalarına ilişkin dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Memişoğlu, yeni gelişmelerin kısa süre içinde kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yerli ve milli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Mühendisler ile hekimlerin ortak çalışmasına vurgu yapan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki gücünün artacağını belirtti.</p>

<p>Paylaşımında yerli üretim çalışmalarının “Üreten Sağlık” vizyonunun önemli bir parçası olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, sağlık alanında yeni müjdelerin de yakın zamanda açıklanacağını ifade etti.</p>

<h2>YERLİ KALP AKCİĞER MAKİNESİ PAYLAŞILDI</h2>

<p>Bakan Memişoğlu’nun paylaşımında, yerli kalp akciğer makinesine ilişkin bir görsel de yer aldı. Görselde, söz konusu cihazın Türkiye’nin sağlık teknolojilerindeki üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında geliştirildiği mesajı verildi.</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Üreten sağlık vizyonumuzun göz bebeği; mühendislerimizin ve hekimlerimizin alın teri…<br />
<br />
Türk imzasını sağlık teknolojilerinde daha güçlü göreceğiz. Çok yakında yeni müjdelerle… 🇹🇷 <a href="https://t.co/4y39C0gv42" rel="nofollow">pic.twitter.com/4y39C0gv42</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href="https://x.com/drmemisoglu/status/2070867910113804614?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 27, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p>Memişoğlu paylaşımında, “Üreten sağlık vizyonumuzun göz bebeği, mühendislerimizin ve hekimlerimizin alın teri... Türk imzasını sağlık teknolojilerinde daha güçlü göreceğiz. Çok yakında yeni müjdelerle...” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“ÇOK YAKINDA YENİ MÜJDELERLE”</h2>

<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun açıklamasında kullandığı “Çok yakında yeni müjdelerle” ifadesi, sağlık teknolojileri alanında yeni ürün ve projelerin duyurulacağı şeklinde değerlendirildi. Ancak açıklamada yeni gelişmelerin kapsamı ve duyuru takvimine ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>Bakanlığın yerli sağlık teknolojileri konusunda yürüttüğü çalışmaların, hekimler ile mühendislerin ortak katkısıyla sürdürüldüğü vurgulandı. Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki teknolojik üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/saglik-teknolojilerinde-yeni-donem-mesaji-bakan-memisoglu-tarih-verdi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 19:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/10/bakan-memisoglu-2.jpg" type="image/jpeg" length="77286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Yaz sıcağında kalp krizi riskine dikkat!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/uzmanlar-uyardi-yaz-sicaginda-kalp-krizi-riskine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/uzmanlar-uyardi-yaz-sicaginda-kalp-krizi-riskine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında etkisini gösteren aşırı sıcaklar, yalnızca günlük yaşamı değil kalp ve damar sağlığı açısından da sıkıntıya yol açıyor. Uzmanlar, özellikle sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıktığı günlerde, kalp krizi vakalarında ve acil servis başvurularında artış görülebildiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji uzmanı Hasan Erdoğan, Türkinform’a yaptığı değerlendirmede özellikle sıcak havalarda alınacak basit önlemlerin hayati önem taşıdığına işaret ediyor.</p>

<p>İnsan vücudunun, sıcak havalarda normal vücut ısısını koruyabilmek için yoğun şekilde çalıştığına vurgu yapan Erdoğan, bu süreçte ciltteki damarların genişlediğini, terlemenin arttığını ve dolaşım sisteminin daha fazla yük altında kaldığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Erdoğan, bu durumun, kalbin daha hızlı ve daha güçlü çalışmasına neden olduğunun altını çizerek, özellikle sıvı kaybının da eklenmesiyle birlikte tansiyon dengesinde bozulmalar yaşanabileceğine, kanın yoğunlaşmasıyla ise pıhtı oluşma riskini artırarak kalp krizi ihtimalini yükseltebileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<h2>65 YAŞ ÜZERİNE DİKKAT!</h2>

<p>Sıcak havaların herkesi etkileyebileceğini ancak bazı grupların çok daha dikkatli olması gerektiğini belirten Erdoğan, kalp damar hastalığı bulunanlar, daha önce kalp krizi geçirenler, hipertansiyon hastaları, diyabet hastaları, böbrek hastaları, 65 yaş üzerindeki bireyler, obezite sorunu yaşayan kişiler ve sigara kullananların risk altında olduğunun altını çiziyor.</p>

<p>Bu kişilerin özellikle öğle saatlerinde dışarı çıkmamaları ve susamayı beklemeden su tüketmeleri öneriliyor.</p>

<h2>BAŞVURULAR ARTIYOR</h2>

<p>Yaz sıcaklarında, acil servislere başvuruların arttığına da dikkat çeken Erdoğan, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma ve ritim bozukluğu şikayetlerin bu dönemde sık görüldüğünü ifade ediyor.</p>

<p>Yüksek sıcaklıklar nedeniyle oluşan aşırı sıvı kaybı, tansiyon düşüklüğü ve elektrolit dengesizlikleri de kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Göğüste baskı hissi, kola veya çeneye yayılan ağrı, soğuk terleme, nefes darlığı ve ani halsizlik gibi belirtilerin kalp krizinin habercisi olabileceğini belirten Erdoğan, bu şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2>GENÇLER DE RİSK ALTINDA</h2>

<p>Erdoğan, aşırı sıcak altında ağır spor yapan, uzun süre güneşte çalışan veya yeterince sıvı tüketmeyen genç bireylerde de ciddi dolaşım problemlerinin olabileceğine dikkat çekerek, enerji içecekleri, aşırı kafein tüketimi ve susuz kalmanın birlikte görülmesi durumunda kalbin yükünü daha da artıracağını belirtiyor.</p>

<h2>NE YAPMALI?</h2>

<p>Kardiyoloji uzmanı Hasan Erdoğan, kalbi korumak için yaz sıcaklarında yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:</p>

<p>-Gün içinde düzenli su tüketin.</p>

<p>-Susamayı beklemeden sıvı alın.</p>

<p>-Saat 11.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca güneşe çıkmayın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edin.</p>

<p>-Ağır fiziksel aktiviteleri sabah erken veya akşam saatlerine bırakın.</p>

<p>-Alkol tüketimini sınırlandırın.</p>

<p>-Doktor önerisi olmadan kalp ilaçlarının dozunu değiştirmeyin.</p>

<p>-Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gelişirse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurun.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ömür Melih ÜZELCE</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/uzmanlar-uyardi-yaz-sicaginda-kalp-krizi-riskine-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/10/turkiye-bu-yil-kavruldu-son-55-yilin-en-sicak-ikinci-yazi-geride-kaldi.jpg" type="image/jpeg" length="27458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ücretsiz yapılıyor ama birçok kişi yaptırmıyor! Kanser taramasını erteleyenler için uzmandan kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/ucretsiz-yapiliyor-ama-bircok-kisi-yaptirmiyor-kanser-taramasini-erteleyenler-icin-uzmandan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/ucretsiz-yapiliyor-ama-bircok-kisi-yaptirmiyor-kanser-taramasini-erteleyenler-icin-uzmandan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erken tanı hayat kurtarıyor, peki kanser taramaları neden erteleniyor? Prof. Dr. Saadettin Kılıç, kanser taramalarına ilişkin merak edilenleri ve toplumun en sık yaptığı hataları TÜRKİNFORM muhabiri Yaren Tekin'e değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser vakalarının dünya genelinde ve Türkiye'de artış göstermesi, erken tanının önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, birçok kanser türünde erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığına dikkat çekerken, tarama programlarına katılımın halen istenilen seviyeye ulaşmadığını belirtiyor. Toplumda hastalık korkusu ve ihmalin tarama oranlarını düşürdüğünü söyleyen Prof. Dr. Saadettin Kılıç, ücretsiz tarama imkanlarına rağmen birçok kişinin kontrollerini ertelediğini belirterek, erken tanının yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine ilişkin TÜRKINFORM muhabiri Yaren Tekin'e değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2>KANSER TARAMALARINA KATILIM DÜŞÜK KALIYOR</h2>

<p>Toplumun en çok ihmal ettiği alanlardan birinin kanser taramaları olduğunu belirten Prof. Dr. Saadettin Kılıç, Türkiye'de sağlıklı bireyler için meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanser taramalarının önerildiğini söyledi.</p>

<p>Kılıç, "Ülkemizde meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanser için sağlıklı bireylerde tarama yapılması önerilmektedir. Ancak bazı uluslararası kılavuzlar prostat kanseri, melanom (cilt kanseri) ve akciğer kanseri gibi kanserler için tarama tetkikleri yapılmasını önermektedir." dedi.</p>

<h2>HASTALIK KORKUSU TARAMALARI ERTELİYOR</h2>

<p>Kanser taramalarının yeterli düzeyde yapılmadığını ifade eden Prof. Dr. Saadettin Kılıç, bunun en önemli nedenlerinden birinin hastalık tanısı alma endişesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Kılıç, "Genel olarak bizim toplumumuzda bazen ihmal bazen ise belki de hastalık çıkabilir korkusuyla tarama testleri çok düşük oranda yapılmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<h2>ERKEN TANI TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIYOR</h2>

<p>Erken teşhisin tedavi sürecine doğrudan katkı sağladığını vurgulayan Kılıç, kanserin erken evrede tespit edilmesiyle daha başarılı sonuçlar elde edildiğini belirtti.</p>

<p>Kılıç, "Oysaki erken tanı ile kanserin tamamen ortadan kaldırılması, yani kür edilmesi, en azından daha uzun süreli ve kaliteli bir yaşam elde edilmesini sağlamaktadır."  dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BASİT TARAMALAR HAYAT KURTARABİLİYOR</h2>

<p>Kendi kendine yapılan meme muayenesinden smear testine kadar birçok basit uygulamanın erken tanıda etkili olduğuna işaret eden Prof. Dr. Saadettin Kılıç, vatandaşların düzenli kontrolleri ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kılıç, "Genellikle basit bir kendi kendine meme muayenesi, hekim tarafından yapılacak muayene ve smear testi bile erken tanı için kabul gören tarama yöntemleridir." diye konuştu.</p>

<h2>KETEMLERDE TARAMALAR ÜCRETSİZ YAPILIYOR</h2>

<p>Kanser taramalarına erişimin kolaylaştırıldığını belirten Kılıç, Türkiye genelindeki KETEM'lerde ücretsiz hizmet verildiğini hatırlattı.</p>

<p>Kılıç, "Ülkemizde her ilde bulunan KETEM sayesinde kanser taramalarını ücretsiz yaptırmak mümkündür." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yaren Tekin</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Pratik Hayat, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/ucretsiz-yapiliyor-ama-bircok-kisi-yaptirmiyor-kanser-taramasini-erteleyenler-icin-uzmandan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/dd5981d0-a160-47ef-be76-acd35507cfc0.png" type="image/jpeg" length="47400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Strese bağlı kaşıntı nasıl geçer? Psikolojik kaşıntıyı hafifletmek için ne yapılmalı?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/strese-bagli-kasinti-nasil-gecer-psikolojik-kasintiyi-hafifletmek-icin-ne-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/strese-bagli-kasinti-nasil-gecer-psikolojik-kasintiyi-hafifletmek-icin-ne-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stres ve kaygı, yalnızca ruh halini değil cilt sağlığını da etkileyebiliyor. Psikolojik nedenlerle ortaya çıkan kaşıntılar günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Peki strese bağlı kaşıntı nasıl geçer, psikolojik kaşıntıyı azaltmak için neler yapılmalıdır? İşte ayrıntıları ve dikkat edilmesi gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun stres ve kaygı dönemlerinde bazı kişilerde ciltte herhangi bir fiziksel neden olmaksızın kaşıntı hissi ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, stresin ciltte bulunan sinir uçlarını uyararak kaşıntıya yol açabileceğini belirtiyor. Stres kaynaklı kaşıntının kontrol altına alınabilmesi için hem semptomların hafifletilmesi hem de stresin yönetilmesi büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>STRESE BAĞLI KAŞINTI NEDEN OLUR?</h2>

<p>Psikolojik kaşıntı, genellikle yoğun stres, kaygı, duygusal baskı veya anksiyete dönemlerinde görülebiliyor. Stres hormonlarının artması, ciltteki sinir uçlarını etkileyerek kaşıntı hissini tetikleyebiliyor.</p>

<p>Bazı kişilerde kaşıntı kısa süreli olurken, bazılarında uzun süre devam ederek yaşam kalitesini düşürebiliyor.</p>

<h2><img alt="Kanser Kasintisinin Belirtileri" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/02/kanser-kasintisinin-belirtileri.jpg" width="800" /></h2>

<h2>STRESE BAĞLI KAŞINTI ANINDA NASIL HAFİFLETİLİR?</h2>

<p>Kaşıntıyı hızlı bir şekilde azaltmak için öncelikle kaşınan bölgeye soğuk kompres uygulanabiliyor. Temiz ve soğuk bir bez ya da buz paketi, sinir uçlarını uyuşturarak kaşıntı hissinin hafiflemesine yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Ayrıca sıcak su yerine ılık veya serin bir duş almak da cildin rahatlamasını sağlayabiliyor.</p>

<h2>NEMLENDİRİCİ VE LOSYONLAR KAŞINTIYA İYİ GELİR Mİ?</h2>

<p>Kuru cilt, kaşıntıyı daha da artırabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, parfümsüz ve yoğun nemlendirici ürünlerin kullanılmasını öneriyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra kalamin losyonu veya mentol içeren serinletici kremler de kaşıntı hissinin azalmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<h2><img alt="Iş Stresi 3" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/is-stresi-3.jpg" width="1024" /></h2>

<h2>STRES YÖNETİMİ KAŞINTIYI AZALTIR MI?</h2>

<p>Strese bağlı kaşıntının kalıcı olarak kontrol altına alınabilmesi için stres yönetimi büyük önem taşıyor. Düzenli meditasyon, nefes egzersizleri ve farkındalık çalışmaları günlük stres düzeyini azaltabiliyor.</p>

<p>Yoga, tai chi ve hafif egzersizler de hem zihinsel hem de fiziksel rahatlama sağlayarak stres hormonlarının dengelenmesine yardımcı olabiliyor.</p>

<h2>PSİKOLOJİK KAŞINTIDA KIYAFET SEÇİMİ ÖNEMLİ Mİ?</h2>

<p>Uzmanlar, cildi tahriş etmeyen pamuklu ve yumuşak dokulu kıyafetlerin tercih edilmesini öneriyor. Sentetik ve dar giysiler ise ciltte sürtünmeyi artırarak kaşıntının şiddetlenmesine neden olabiliyor.</p>

<h2>STRESE BAĞLI KAŞINTI NE ZAMAN DOKTORA GÖSTERİLMELİDİR?</h2>

<p>Kaşıntı şikayetinin 6 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Çünkü altta egzama, alerji veya başka bir cilt hastalığı bulunabilir.</p>

<p>Uzman değerlendirmesi sonucunda fiziksel bir neden saptanamazsa, psikolojik destek alınması önerilebiliyor. Özellikle bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlerin stres kaynaklı kaşıntılarda etkili olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Doktor gerekli görmesi halinde antihistaminik ilaçlar veya kaygıyı azaltmaya yönelik tedaviler de uygulanabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/strese-bagli-kasinti-nasil-gecer-psikolojik-kasintiyi-hafifletmek-icin-ne-yapilmali</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/03/cilt-alerjisi.jpg" type="image/jpeg" length="24690"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El Nino alarmı! Hangi yaş grubu risk altında?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/el-nino-alarmi-hangi-yas-grubu-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/el-nino-alarmi-hangi-yas-grubu-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında etkisini artırması beklenen El Nino kaynaklı sıcak hava dalgaları, özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Öznur Yıldırım, yüksek sıcaklık ve nemin birlikte görülmesinin vücudun doğal savunma mekanizmalarını zorladığını belirterek vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Türkiye'de de sıcak hava dalgalarının daha sık ve şiddetli yaşanması bekleniyor. Uzmanlar, özellikle El Nino etkisiyle mevsim normallerinin üzerinde seyredecek sıcaklıkların sağlık kuruluşlarına başvurularda artışa neden olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Konuyu TÜRKİNFORM'a değerlendiren Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Öznur Yıldırım, yalnızca hava sıcaklığının değil, artan nem oranının da insan sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2><img alt="Adanada Rekor Sicaklik" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/08/adanada-rekor-sicaklik.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>"SICAKLIK VE NEM BİRLİKTE ISI STRESİNE YOL AÇIYOR"</h2>

<p>Doç. Dr. Yıldırım, yüksek sıcaklık ve nemin birlikte görülmesinin vücudun çevresel koşullara uyum sağlamasını güçleştirdiğini belirterek, <strong>"Sıcaklık ve nemin aynı anda yükselmesi, vücudun kendini soğutma mekanizmasını zorlayarak 'ısı stresi' olarak adlandırılan tabloya neden olabilir. Isı stresi hafif şikayetlerden başlayıp sıcak çarpması, bilinç kaybı ve hayati risk oluşturan durumlara kadar ilerleyebilir"</strong> dedi.</p>

<p>Vücudun terleme yoluyla kendini serinletmeye çalışırken önemli miktarda sıvı ve mineral kaybettiğini ifade eden Yıldırım, bu kayıpların yerine konulmamasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<h2><img alt="Meteorolojiden Uyardi Sicaklik Rekor Kiracak Iste En Riskli Ilceler 3236208" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/07/meteorolojiden-uyardi-sicaklik-rekor-kiracak-iste-en-riskli-ilceler-3236208.webp" width="1280" /></h2>

<h2>İLK BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ</h2>

<p>Aşırı sıcakların neden olduğu sağlık sorunlarının genellikle hafif belirtilerle başladığını belirten Yıldırım, güneş yanığı, isilik, el ve ayaklarda şişlik ile sıcak kramplarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>"Özellikle kol ve bacaklarda görülen sıcak krampları, vücudun sıcaktan etkilenmeye başladığını gösteren önemli belirtilerdir. Bu şikayetler göz ardı edilirse daha ciddi tablolar gelişebilir"</strong> diyen Yıldırım, bitkinlik, halsizlik, mide bulantısı ve baş ağrısının da sıcak çarpmasının habercisi olabileceğini kaydetti.</p>

<h2>KRONİK HASTALARDA RİSK DAHA YÜKSEK</h2>

<p>Yüksek sıcaklıkların özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Yıldırım, <strong>"Kalp, diyabet, böbrek ve kronik akciğer hastalığı bulunan bireylerde sıcak hava dalgaları sırasında acil servis başvurularında artış görülebiliyor"</strong> dedi.</p>

<p>Sıcak çarpmasının vücudun ısı düzenleme mekanizmasını bozduğunu ifade eden Yıldırım, bilinç bulanıklığı, bayılma ve nöbet gibi belirtilerin acil müdahale gerektirdiğini vurguladı.</p>

<h2><img alt="Uzmanlar, sıcak günlerde günlük 2,5 ila 3 litre su tüketilmesini ve kafeinli içeceklerden kaçınılmasını öneriyor." src="https://iatkv.tmgrup.com.tr/939cde/0/0/0/0/0/0?u=https%3a%2f%2fitkv.tmgrup.com.tr%2f2026%2f06%2f25%2fel-nino-sicaklik-uyarisi-kimler-risk-altinda-1782384573765.jpg&amp;mw=1200" /></h2>

<h2>SOLUNUM HASTALARI EKSTRA ÖNLEM ALMALI</h2>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Öznur Yıldırım, sıcak hava dalgalarının hava kalitesini de olumsuz etkileyebildiğini belirterek, <strong>"Artan sıcaklıklar ve hava kirliliği özellikle astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalığı bulunan bireylerde şikayetlerin artmasına neden olabilir"</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu nedenle kronik solunum hastalarının günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmamaları ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gerektiğini söyledi.</p>

<h2>EN BÜYÜK RİSK GRUBU: YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE HAMİLELER</h2>

<p>Doç. Dr. Yıldırım, bazı grupların sıcak havalardan çok daha hızlı etkilendiğini belirterek, <strong>"65 yaş üstü bireylerde vücudun sıcaklığa uyum kapasitesi azalırken, çocuklarda bu mekanizma henüz tam gelişmediği için risk daha yüksektir. Hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişiler de mutlaka ekstra önlem almalıdır"</strong> dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Tum Zamanlarin Rekoru Kirildi O Ilde Sicaklik 505 Derece 3236943 202507260918 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/07/tum-zamanlarin-rekoru-kirildi-o-ilde-sicaklik-505-derece-3236943-202507260918-3.webp" width="1280" /></h2>

<h2>GÜNÜN EN SICAK SAATLERİNDE DIŞARI ÇIKMAYIN</h2>

<p>Vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Yıldırım, güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Ev ve iş yerlerinde serin ortamların tercih edilmesini öneren Yıldırım, klima kullanımında 20-25 derece aralığının uygun olduğunu ifade etti.</p>

<h2>ÇOCUKLAR VE EVCİL HAYVANLAR ARAÇTA BIRAKILMAMALI</h2>

<p>El Nino etkisiyle sıcaklıkların daha da artabileceğini belirten Yıldırım, <strong>"Çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar kısa süreliğine bile olsa araç içerisinde bırakılmamalıdır. Araç içi sıcaklık dakikalar içerisinde hayati risk oluşturabilecek seviyelere ulaşabilir"</strong> uyarısında bulundu.</p>

<h2><img alt="Hava Sicakliklari Aa 1616719" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/04/hava-sicakliklari-aa-1616719.jpg" width="800" /></h2>

<h2>BU BELİRTİLERDE 112'Yİ ARAYIN</h2>

<p>Uzmanlar, bilinç bulanıklığı, bayılma, nöbet, şiddetli halsizlik ve yüksek ateş gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ESRA KOÇAK MAYDA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/el-nino-alarmi-hangi-yas-grubu-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/s-i-c-a-k-1.webp" type="image/jpeg" length="91106"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Strese bağlı kalp ağrısı nasıl geçer? Göğüs ağrısı ne zaman tehlikeli olur?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/strese-bagli-kalp-agrisi-nasil-gecer-gogus-agrisi-ne-zaman-tehlikeli-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/strese-bagli-kalp-agrisi-nasil-gecer-gogus-agrisi-ne-zaman-tehlikeli-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stres, kaygı ve yoğun duygusal baskı bazı kişilerde göğüs ağrısına neden olabiliyor. Ancak göğüs ağrısı her zaman strese bağlı olmayabileceği için belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Peki strese bağlı kalp ağrısı nasıl geçer, hangi durumlarda acil yardım alınmalıdır? İşte ayrıntıları ve dikkat edilmesi gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Yoğun stres altında kalan kişilerde göğüste sıkışma, baskı hissi veya ağrı görülebiliyor. Uzmanlar, stres kaynaklı göğüs ağrılarında öncelikle kişinin sakinleşmesinin ve vücudun "savaş ya da kaç" tepkisini kontrol altına almasının önemli olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, bazı göğüs ağrıları ciddi kalp hastalıklarının belirtisi olabileceğinden, belirtilerin doğru değerlendirilmesi hayati önem taşıyor.</p>

<h2>STRESE BAĞLI KALP AĞRISI ANINDA NE YAPILMALIDIR?</h2>

<p>Göğüs ağrısı yaşandığında öncelikle sakin kalmaya çalışmak gerekiyor. Kişinin güvenli ve sakin bir ortama geçmesi, stres düzeyinin azalmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, ağrı anında yavaş ve derin nefes almanın kalp atış hızını düşürerek rahatlama sağlayabileceğini ifade ediyor.</p>

<h2><img alt="Kalp Kriz" class="detail-photo img-fluid" height="451" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/05/kalp-kriz.jpg" width="680" /></h2>

<h2>DERİN NEFES TEKNİĞİ NASIL UYGULANIR?</h2>

<p>Stres kaynaklı göğüs ağrısını hafifletmek için 4-7-8 nefes tekniği uygulanabiliyor. Bu yöntemde kişi burnundan 4 saniye boyunca derin nefes alıyor, nefesini 7 saniye tutuyor ve ardından 8 saniye boyunca yavaşça ağızdan veriyor.</p>

<p>Bu egzersiz, kalp ritmini düzenlemeye ve adrenalin seviyesini azaltmaya yardımcı olabiliyor.</p>

<h2>STRES KAYNAKLI GÖĞÜS AĞRISI NASIL ÖNLENEBİLİR?</h2>

<p>Sürekli tekrarlayan stres kaynaklı göğüs ağrılarında yaşam tarzı değişiklikleri önem taşıyor. Düzenli fiziksel aktivite, stres hormonlarının azalmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş gibi aerobik egzersizlerin yapılmasını öneriyor.</p>

<h2><img alt="Kalpkriz" class="detail-photo img-fluid" height="288" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/05/kalpkriz.jpg" width="576" /></h2>

<h2>YOGA VE MEDİTASYON STRESİ AZALTIR MI?</h2>

<p>Yoga, meditasyon ve farkındalık (mindfulness) uygulamaları kronik stresin azaltılmasında etkili yöntemler arasında gösteriliyor. Düzenli uygulanan gevşeme teknikleri, hem zihinsel hem de fiziksel rahatlama sağlayabiliyor.</p>

<p>Ayrıca her gece 7-8 saat kaliteli uyku uyumak da stres düzeyini azaltarak kalp sağlığını olumlu yönde etkileyebiliyor.</p>

<h2>GÖĞÜS AĞRISI HANGİ DURUMLARDA ACİL KABUL EDİLMELİDİR?</h2>

<p>Uzmanlar, bazı belirtilerin ciddi bir kalp rahatsızlığının işareti olabileceği konusunda uyarıyor. Göğüs ağrısı sol kola, boyuna, çeneye veya sırta yayılıyorsa; ağrıya nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı ya da baş dönmesi eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca göğüste baskı ve sıkışma hissinin birkaç dakikadan uzun sürmesi durumunda da derhal 112 Acil Servis aranması öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Kalp Krizi Belirtileri Nelerdir 2" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/kalp-krizi-belirtileri-nelerdir-2.jpg" width="1200" /></h2>

<h2>STRESE BAĞLI GÖĞÜS AĞRISI HER ZAMAN MASUM MUDUR?</h2>

<p>Her ne kadar stres göğüs ağrısına neden olabilse de, uzmanlar göğüs ağrısının kesinlikle hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle ilk kez yaşanan, şiddetli veya tekrarlayan ağrılarda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurularak uzman değerlendirmesi yapılması gerekiyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/strese-bagli-kalp-agrisi-nasil-gecer-gogus-agrisi-ne-zaman-tehlikeli-olur</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 07:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/05/kalpkrizi.jpg" type="image/jpeg" length="25839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hileli gıdayı anlamak sandığınız kadar kolay değil! Uzmandan ezber bozan açıklama]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/hileli-gidayi-anlamak-sandiginiz-kadar-kolay-degil-uzmandan-ezber-bozan-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/hileli-gidayi-anlamak-sandiginiz-kadar-kolay-degil-uzmandan-ezber-bozan-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hileli gıda nasıl anlaşılır, zeytinyağı, bal ve et ürünlerinde evde yapılan testler gerçekten güvenilir mi? Gıda Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fatih Efe, son dönemde artan taklit ve tağşiş vakalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde kamuoyuyla paylaşılan taklit ve tağşiş listelerinde zeytinyağından bala, kırmızı etten baharatlara kadar çok sayıda üründe hile tespit edilirken, tüketicilerin en çok merak ettiği konulardan biri de bu ürünlerin günlük yöntemlerle ayırt edilip edilemeyeceği oldu. Gıda Mühendisleri Birliği Başkanı Fatih Efe, hileli gıdaların büyük bölümünün tüketiciler tarafından çıplak gözle, tadına bakılarak ya da koklanarak tespit edilemeyeceğini belirterek, kesin sonucun yalnızca laboratuvar analizleriyle ortaya konulabileceğini söyledi.</p>

<h2>HİLELİ GIDALARIN TESPİTİ İÇİN LABORATUVAR ANALİZİ GEREKİYOR</h2>

<p>Gıda Mühendisi Fatih Efe, özellikle bal ve zeytinyağı gibi sıkça hile yapılan ürünlerde kamuoyunda yaygın olarak dile getirilen ev tipi yöntemlerin güvenilir olmadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Efe, "Birçok hileli gıdada yapılan hileyi basit yöntemlerle anlamak mümkün değil maalesef. Özellikle bal ve zeytinyağı gibi ürünlerde söylendiği gibi basit yöntemlerle ürünün gerçek ya da hakiki olduğunu ispatlamak mümkün değil. Bunlar ancak laboratuvarda yapılan analizlerle anlaşılabilir." dedi.</p>

<p><img alt="Temel Gıdada Zam Kapıda Stok Yapmayan Pişman Olacak" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/12/temel-gidada-zam-kapida-stok-yapmayan-pisman-olacak.jpg" width="1600" /></p>

<h2>TAKLİT VE TAĞŞİŞ ARASINDAKİ FARKI ANLATTI</h2>

<p>Fatih Efe, kamuoyunda sıkça kullanılan "taklit" ve "tağşiş" kavramlarının birbirinden farklı olduğunu belirterek bu uygulamaların nasıl yapıldığına ilişkin örnekler verdi.</p>

<p>Efe, taklit uygulamalarında gerçek ürün yerine tamamen farklı bir ürünün sunulduğunu belirterek, "Taklit, gerçek ürün ile sahtesinin tamamen farklı olmasıdır. Örneğin dana eti yerine tek tırnaklı hayvan eti veya farklı bir hayvan eti kullanılması ya da ayçiçek yağının aroma ve renklendirici katkı maddeleriyle zeytinyağı gibi sunulması taklit kapsamına girer." ifadelerini kullandı.</p>

<h2>TAĞŞİŞTE ÜRÜNÜN İÇERİĞİ DEĞİŞTİRİLİYOR</h2>

<p>Tağşiş uygulamalarında ise ürünün değerli bileşenlerinin azaltıldığını veya yerine daha düşük maliyetli maddelerin eklendiğini aktaran Efe, "Tağşiş ise bir ürünün kıymetli olan bileşeninin azaltılması veya maddi değeri daha düşük olan bir bileşenin ilave edilmesidir. Örneğin sütün içine su katılması ya da bir ürünün yağının fazla miktarda alınması buna örnek olarak gösterilebilir." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>YAREN TEKİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/hileli-gidayi-anlamak-sandiginiz-kadar-kolay-degil-uzmandan-ezber-bozan-aciklama</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/chatgpt-image-26-haz-2026-15-37-07.png" type="image/jpeg" length="37671"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İğneyle zayıflayanlara kötü haber! Asıl risk ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/igneyle-zayiflayanlara-kotu-haber-asil-risk-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/igneyle-zayiflayanlara-kotu-haber-asil-risk-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zayıflama iğnelerine yönelim artarken “her şeyi çözer” algısı tartışma konusu oldu. Uzman isim, “kalıcı kilo kaybı için yaşam tarzı değişmeden sonuç mümkün değil” diyerek kritik uyarılar sıraladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zayıflama iğneleri olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlara ilginin dünya genelinde artması tartışmaları da beraberinde getirdi. Konuyu Türkinform muhabiri Sema Ersoy’a değerlendiren Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Elif Öykü Kıyak, kilo verme sürecinde yalnızca ilaç kullanımına odaklanmanın ciddi riskler barındırdığını söyledi.</p>

<p><img alt="3Bc7D029 7753 4C4C A885 933Effa76001" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/3bc7d029-7753-4c4c-a885-933effa76001.webp" width="1600" /></p>

<h2>İĞNE BIRAKILINCA KİLO GERİ GELİR Mİ?”</h2>

<p>Kıyak, en çok merak edilen soruya şu sözlerle yanıt verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kişi yeme psikolojisini ve beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirmediğinde, iğne tedavisi bittikten sonra verilen kilolar katlanarak geri dönüyor mu?</p>

<p>Obezite, yalnızca irade eksikliğiyle açıklanabilecek bir durum değil; hormonal, metabolik ve davranışsal yönleri olan kronik bir hastalıktır. Günümüzde kullanılan zayıflama iğneleri iştahı azaltarak ve tokluk hissini artırarak kilo kaybına yardımcı olur. Ancak bu ilaçlar, kişinin yıllardır oluşmuş beslenme alışkanlıklarını veya yeme davranışını tek başına değiştirmez.<br />
Tedavi sırasında sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmadığında ve fiziksel aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmediğinde, ilaç bırakıldıktan sonra iştahın yeniden artmasıyla birlikte kilo geri alımı görülebilir. Bilimsel çalışmalar, ilaç kesildikten sonra yaşam tarzı değişikliklerini sürdüremeyen bireylerde kaybedilen kilonun önemli bir kısmının geri alınabildiğini göstermektedir.</p>

<p>Burada önemli olan "iğne bırakılınca herkes verdiği kiloyu fazlasıyla geri alır" demek değildir. Kilo koruma; beslenme eğitimi, davranış değişikliği, düzenli egzersiz ve gerektiğinde uzun dönem tıbbi takip ile mümkündür. İlaç, bu süreci destekleyen araçlardan biridir; tek başına kalıcı çözüm değildir.”</p>

<h2>“İLK TERCİH İĞNE Mİ OLMALI?” </h2>

<p>Kıyak, zayıflama iğnelerinin her hasta için ilk seçenek olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“Modern obezite tedavisinde ilaçlar önemli bir yere sahip olsa da her kilo vermek isteyen kişi için ilk seçenek değildir.<br />
Öncelikle kişinin kilo fazlalığının derecesi, bel çevresi, eşlik eden hastalıkları, metabolik durumu ve daha önce uyguladığı yaşam tarzı değişiklikleri değerlendirilmelidir. Beslenme tedavisi, fiziksel aktivitenin artırılması, uyku düzeni ve davranış değişikliği obezite tedavisinin temelini oluşturur. Çünkü amaç sadece tartıdaki sayıyı düşürmek değil, sürdürülebilir sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmaktır.</p>

<p>Ancak vücut kitle indeksi yüksek olan, diyabet, hipertansiyon, yağlı karaciğer veya uyku apnesi gibi obeziteye bağlı hastalıkları bulunan bireylerde, yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak ilaç tedavisi erken dönemde düşünülebilir. Bu nedenle "iğne son çaredir" demek de, "herkes kullanmalıdır" demek de doğru değildir. En doğru yaklaşım, hasta bazında yapılan tıbbi değerlendirme sonucunda karar verilmesidir.”</p>

<p><img alt="A2C94808 71A8 4C4A Aad5 F60Ff2238056" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/a2c94808-71a8-4c4a-aad5-f60ff2238056.webp" width="1280" /></p>

<h2>“SADECE İĞNE + İSTEDİĞİNİ YE” YAKLAŞIMI RİSKLİ</h2>

<p>Kıyak, “İstediğimi yemeye devam edeyim, sadece iğne vurularak zayıflayayım” yaklaşımının ciddi sağlık riskleri doğurduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Aşırı işlenmiş gıdalar, şekerli içecekler ve doymuş yağdan zengin beslenme devam ettiğinde; kan yağlarında yükseklik, insülin direnci, vitamin-mineral eksiklikleri ve bağırsak mikrobiyotasında bozulmalar gelişebilir. Kilo verilmiş olsa bile metabolik sağlık her zaman aynı oranda düzelmeyebilir.</p>

<p>Özellikle yetersiz protein alımıyla birlikte hızlı kilo kaybı yaşanırsa kas kütlesinde azalma görülebilir. Kas kaybı, bazal metabolizma hızını düşürerek ilerleyen dönemde kilo geri alımını kolaylaştırabilir. Ayrıca safra taşı oluşumu, sıvı kaybı ve yetersiz beslenmeye bağlı bazı vitamin-mineral eksiklikleri de takip edilmesi gereken durumlardır.</p>

<p>Karaciğer açısından bakıldığında ise sağlıklı beslenmeyle desteklenen kilo kaybı yağlı karaciğer hastalığında belirgin iyileşme sağlayabilir. Ancak kişi sağlıksız beslenmeye devam ediyorsa, karaciğer ve metabolizma üzerindeki olumsuz etkiler tamamen ortadan kalkmayabilir.</p>

<p>Dolayısıyla amaç sadece kilo vermek değil; metabolik olarak sağlıklı kilo vermektir. Bunun yolu da ilaç tedavisini, kişiye özel beslenme planı, düzenli fiziksel aktivite ve davranış değişikliğiyle birlikte uygulamaktan geçer.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMA ERSOY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/igneyle-zayiflayanlara-kotu-haber-asil-risk-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/zayiflama-ignesi-getty-2076881.jpg" type="image/jpeg" length="47374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ASELSAN'dan tarihi başarı! Yerli kalp-akciğer makinesi ilk kez hastada kullanıldı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/aselsandan-tarihi-basari-yerli-kalp-akciger-makinesi-ilk-kez-hastada-kullanildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/aselsandan-tarihi-basari-yerli-kalp-akciger-makinesi-ilk-kez-hastada-kullanildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASELSAN tarafından geliştirilen Türkiye'nin ilk yerli kalp-akciğer makinesi LIFELINE HLM, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde ilk kez açık kalp ameliyatında kullanıldı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu operasyonun ardından hastayı ziyaret ederken, yerli cihazın farklı hastanelerde de yaygınlaştırılması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin ilk yerli kalp-akciğer makinesi LIFELINE HLM, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde gerçekleştirilen açık kalp ameliyatında ilk kez kullanıldı. ASELSAN tarafından geliştirilen cihazla yapılan operasyonun ardından Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu hastayı ziyaret ederek sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Yerli cihazın ilk klinik kullanımının başarıyla tamamlandığı bildirildi.</p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">“Bugün bizim gurur günümüz. Türk sağlık sanayisinde dönüm noktalarından biri.”<br />
<br />
Bakanlığımız ve ASELSAN iş birliğiyle üretilen Türkiye’nin ilk yerli kalp-akciğer makinesi kullanılarak gerçekleştirilen birinci ameliyat başarıyla tamamlandı.<br />
<br />
Hayat kurtaran bu büyük adımda emeği… <a href="https://t.co/BVD9SJLQc3" rel="nofollow">pic.twitter.com/BVD9SJLQc3</a></p>
— T.C. Sağlık Bakanlığı (@saglikbakanligi) <a href="https://x.com/saglikbakanligi/status/2070386907079467045?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 26, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<h2>İLK AÇIK KALP AMELİYATI YERLİ CİHAZLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ</h2>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde ilk kez yerli kalp-akciğer makinesi LIFELINE HLM kullanılarak ameliyat edilen 51 yaşındaki Bülent Yeniay'ı ziyaret etti. Doktorlardan hastanın sağlık durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Memişoğlu, ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Memişoğlu, Türk tıbbı ve sağlık sanayisi açısından önemli bir gün yaşandığını belirterek, "Cihaz yerli, mekan yerli, hasta yerli. Türkiye sağlık sanayisinde artık yavaş yavaş ipuçlarını verdiği başarılara başlamış durumda. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde koruyan, geliştiren ve üreten sağlıkta Türkiye Yüzyılı'nı yaşamak için elimizden geldiğince çalışıyoruz." dedi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, ASELSAN tarafından geliştirilen ve mühendislerle hekimlerin ortak çalışması sonucu yaklaşık 5-6 ay önce hayvan deneylerini tamamlayan yerli kalp-akciğer makinesiyle Bilkent Şehir Hastanesi'nde ilk ameliyatın gerçekleştirildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/26/642c5a5d511439810606cf31efae16a8.jpg" /></p>

<h2>YERLİ ÜRETİMİN SAĞLIK TEKNOLOJİLERİNE KATKISINI ANLATTI</h2>

<p>Başhekimden ASELSAN çalışanlarına, mühendislere ve sağlık personeline teşekkür eden Memişoğlu, birlikte hareket edildiğinde önemli başarılara ulaşılabileceğini ifade etti.</p>

<p>Türkiye'nin sağlık alanında teknoloji ve cihaz üreten ülkeler arasında yer alacağını belirten Memişoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde buna çalışıyoruz. Ama bizim çalışmamız esasında buradaki arkadaşların başarısı ve yeteneği sayesinde. Onların hizmetkarı olarak çalışıyoruz. Onlar gerçekten kahramanlarımız bizim. Mühendisinden doktoruna, hekimine, sağlık çalışanına kadar. Onlar bir araya geldikleri zaman dünyanın en teknolojik cihazını yerli olarak üretebiliyorlar ve bugün de hastamızda bunu kullanarak hastamıza şifa veriyorlar." diye konuştu.</p>

<p><img src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/26/bf4312d48a5536c334649e2674b15dd7.jpg" /></p>

<h2>KALP SAĞLIĞINA İLİŞKİN UYARILARDA BULUNDU</h2>

<p>Türkiye'nin dört bir yanında kalp ameliyatlarının gerçekleştirilebildiğini belirten Memişoğlu, "Hakkari'den İstanbul'a, İzmir'den Trabzon'a kadar her yerde kalp ameliyatları, kalp anjiyoları yapılabiliyor." ifadesini kullandı.</p>

<p>Toplumun kalp hastalıkları oluşmadan önce sağlığını koruması gerektiğini belirten Memişoğlu, tütün kullanımından, hareketsizlikten ve fazla kilodan uzak durulması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/26/21a9d64bc35b2a6d7b7bdd5d69743956.jpg" /></p>

<h2>LIFELINE HLM İLK KEZ KLİNİK KULLANIMA ALINDI</h2>

<p>ASELSAN tarafından geliştirilen, hayvan deneyleri ve klinik çalışmaları Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı tarafından yürütülen yerli kalp-akciğer makinesi LIFELINE HLM, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde gerçekleştirilen açık kalp ameliyatında ilk kez başarıyla kullanılarak klinik kullanıma alındı.</p>

<p>Ankara'da yaşayan ve koroner arter hastalığı tanısı bulunan 51 yaşındaki Bülent Yeniay'a uygulanan koroner arter bypass ameliyatında kullanılan cihaz, operasyon süresince hastanın dolaşım ve oksijenasyon fonksiyonlarını üstlenerek cerrahi ekibe destek sağladı.</p>

<p>Kullanıcı dostu arayüzü, hassas kontrol sistemleri ve modüler yapısıyla geliştirilen LIFELINE HLM'nin, ilk klinik kullanımından elde edilen sonuçların ardından farklı hastanelerde de yaygınlaştırılması hedefleniyor. Cihazın, hasta güvenliğinin artırılmasının yanı sıra Türkiye'nin sağlık altyapısı ile sağlık teknolojilerinde yerli üretim kapasitesine katkı sunması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/aselsandan-tarihi-basari-yerli-kalp-akciger-makinesi-ilk-kez-hastada-kullanildi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/bakan-memisoglu-3.jpg" type="image/jpeg" length="54313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beslenme uzmanı uyardı: Kontrolsüz su tüketimi tehlike saçıyor]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/beslenme-uzmani-uyardi-kontrolsuz-su-tuketimi-tehlike-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/beslenme-uzmani-uyardi-kontrolsuz-su-tuketimi-tehlike-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Su tüketimi sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, kontrolsüz ve aşırı su tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Sultan Çıtak, "Ne kadar çok su, o kadar sağlıklı" anlayışının doğru olmadığını belirterek, aşırı su tüketiminin su zehirlenmesine kadar varan ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Su, yaşamın devamı için vazgeçilmez bir ihtiyaç olsa da, uzmanlar su tüketiminde de dengenin korunması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle sosyal medyada yaygınlaşan "günde ne kadar çok su içersen o kadar sağlıklısın" algısının yanlış olduğunu vurgulayan uzmanlar, bireylerin sıvı ihtiyaçlarının yaş, kilo, sağlık durumu ve yaşam tarzına göre değiştiğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyu TÜRKİNFORM'a değerlendiren Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Sultan Çıtak, aşırı su tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="Qp Lp Alkali Su Nedir Alkali Su Icmek Ne Ise Yarar" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/03/qp-lp-alkali-su-nedir-alkali-su-icmek-ne-ise-yarar.webp" width="1280" /></p>

<h2>"SU İHTİYACI KİŞİYE GÖRE DEĞİŞİYOR"</h2>

<p>Günlük su ihtiyacının herkeste aynı olmadığını belirten Çıtak, "Su ihtiyacı yaşa, cinsiyete, fiziksel aktivite düzeyine, hava sıcaklığına ve mevcut sağlık durumuna göre değişiklik gösterir. Bu nedenle herkesin aynı miktarda su tüketmesi gerektiğini söylemek doğru değildir" dedi.</p>

<p>Çıtak, sıcak hava, yoğun egzersiz, ateşli hastalıklar ve aşırı terleme gibi durumlarda sıvı ihtiyacının artabileceğini ancak kaybedilen sıvının çok üzerinde su tüketmenin risk oluşturabileceğini ifade etti.</p>

<h2><img alt="Günde 2 litre su içmek lazım&quot; iddiası çürütüldü - Son Dakika Haberleri" src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/1956000/su-icmek-getty-1956077.jpg" /></h2>

<h2>"AŞIRI SU TÜKETİMİ SU ZEHİRLENMESİNE YOL AÇABİLİR"</h2>

<p>Kontrolsüz su tüketiminin "hiperhidrasyon" ya da halk arasındaki adıyla "su zehirlenmesi" tablosuna neden olabileceğini vurgulayan Çıtak, "Aşırı su tüketildiğinde kandaki sodyum ve potasyum gibi hayati minerallerin yoğunluğu azalabilir. Bu durum elektrolit dengesini bozarak vücudun normal işleyişini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.</p>

<h2>"BAŞ DÖNMESİ VE ÇARPINTIYA DİKKAT"</h2>

<p>Aşırı su tüketiminin belirtilerine dikkat çeken Çıtak, "Normalden çok daha fazla su içen kişilerde sık idrara çıkma, renksiz idrar, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, çarpıntı, halsizlik ve baş ağrısı görülebilir. Bu belirtiler ciddiye alınmalıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çıtak, özellikle böbrek ve kalp hastalığı bulunan bireylerin sıvı tüketimini mutlaka hekim kontrolünde düzenlemesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<h2><img alt="Az su içmenin vücuda 9 etkisi - Acıbadem Hayat" src="https://www.acibadem.com.tr/hayat/Images/YayinMakaleler/az-su-icmenin-vucuda-9-etkisi_1306_1.jpg" /></h2>

<h2>"NE KADAR ÇOK SU O KADAR İYİ ANLAYIŞI YANLIŞ"</h2>

<p>Toplumda yaygın olan "bol su içmek her zaman faydalıdır" düşüncesinin doğru olmadığını belirten Çıtak, "Sağlıklı yaşam için yeterli su tüketmek çok önemlidir ancak aşırı su tüketiminden de kaçınılmalıdır. Önemli olan kişinin ihtiyacına uygun miktarda sıvı almasıdır" dedi.</p>

<p>Uzmanlar, susama hissinin dikkate alınmasını, idrar renginin açık sarı olmasının yeterli sıvı alımının önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ESRA KOÇAK MAYDA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/beslenme-uzmani-uyardi-kontrolsuz-su-tuketimi-tehlike-saciyor</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/su-icmek-2.jpg" type="image/jpeg" length="14147"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıvı propolis nasıl kullanılır? Sıvı propolis ne işe yarar?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/sivi-propolis-nasil-kullanilir-sivi-propolis-ne-ise-yarar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/sivi-propolis-nasil-kullanilir-sivi-propolis-ne-ise-yarar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıvı propolis, bağışıklık sistemini desteklemekten boğaz ağrılarını hafifletmeye kadar birçok amaçla kullanılabiliyor. Peki sıvı propolis nasıl tüketilir, günlük kullanım miktarı ne kadardır ve kullanırken nelere dikkat edilmelidir? İşte ayrıntıları ve merak edilen püf noktaları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arıların bitki reçinelerinden ürettiği doğal bir ürün olan sıvı propolis, son yıllarda bağışıklık sistemini destekleyici özellikleri nedeniyle sıkça tercih ediliyor. Farklı kullanım şekillerine sahip olan propolisin doğru miktarda ve bilinçli şekilde tüketilmesi büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle alerji öyküsü bulunan kişilerin propolis kullanmadan önce mutlaka sağlık uzmanına danışması gerektiğini belirtiyor.</p>

<h2>SIVI PROPOLİS NE İŞE YARAR?</h2>

<p>Sıvı propolis; bağışıklık sistemini desteklemek, boğaz ağrılarını hafifletmek, ağız içi yaralarının iyileşmesine yardımcı olmak ve bazı cilt problemlerini desteklemek amacıyla kullanılabiliyor. Ayrıca antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle vücudun enfeksiyonlara karşı korunmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak propolisin tek başına bir tedavi yöntemi olmadığı ve sağlık sorunlarında doktor önerisinin esas alınması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h2>SIVI PROPOLİS NASIL KULLANILIR?</h2>

<p>Sıvı propolisin kullanım şekli, ürünün içeriğine ve kullanım amacına göre değişiklik gösterebiliyor. Genel kullanım rutini ise belirli yöntemler üzerinden uygulanıyor.</p>

<h2><img alt="Bal Polen Arisutu Propolis Karisimi Ari Grubu Urunleri Profsaracoglu 3788 81 B" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/bal-polen-arisutu-propolis-karisimi-ari-grubu-urunleri-profsaracoglu-3788-81-b.jpg" width="900" /></h2>

<h2>SIVI PROPOLİS İÇECEKLERE NASIL KATILIR?</h2>

<p>Yetişkinler genellikle günde yaklaşık 20 damla, çocuklar ise ortalama 10 damla sıvı propolisi su, süt veya meyve suyu gibi içeceklere damlatarak tüketebiliyor. Ancak kullanılacak miktarın ürün içeriğine göre değişebileceği için ambalaj üzerindeki kullanım talimatlarının dikkate alınması gerekiyor.</p>

<h2>SIVI PROPOLİS YİYECEKLERLE TÜKETİLEBİLİR Mİ?</h2>

<p>Suda çözünmeyen propolis ürünleri; bal, yoğurt veya pekmez gibi besinlerle karıştırılarak da tüketilebiliyor. Bu yöntem, özellikle propolisin yoğun tadını hafifletmek isteyenler tarafından tercih ediliyor.</p>

<h2><img alt="Sıvı Propolis Nasıl Kullanılır? - Datça Köy Ürünleri" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcShw2_K0bqaPLvccp7Q5V4v2eJx896wWXCQyw&amp;s" /></h2>

<h2>SIVI PROPOLİS CİLDE VE AĞIZ İÇİNE UYGULANABİLİR Mİ?</h2>

<p>Sıvı propolis, ağız içi yaraları ve boğaz problemlerinde gargara şeklinde kullanılabiliyor. Ayrıca bazı cilt sorunlarında pamuk yardımıyla haricen uygulanabiliyor. Ancak ciltte tahriş veya alerjik reaksiyon gelişmesi durumunda kullanımın bırakılması ve doktora başvurulması öneriliyor.</p>

<h2>SIVI PROPOLİS KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?</h2>

<p>Arı ürünlerine, özellikle bal ve polene karşı alerjisi bulunan kişilerin sıvı propolisi doktor kontrolünde kullanması gerekiyor. İlk kez kullanacak kişilerin ise olası alerjik reaksiyon riskine karşı ürünü önce 1-2 damla ile test etmeleri öneriliyor.</p>

<p>Ayrıca kronik hastalığı bulunanların, düzenli ilaç kullananların, hamilelerin ve emziren annelerin propolis kullanımından önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmaları tavsiye ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/sivi-propolis-nasil-kullanilir-sivi-propolis-ne-ise-yarar</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/p-r-o-p-o-l-i-s.jpg" type="image/jpeg" length="83038"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hacamat nasıl yapılır? Hacamat kimlere yapılır, kimlere önerilmez?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/hacamat-nasil-yapilir-hacamat-kimlere-yapilir-kimlere-onerilmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/hacamat-nasil-yapilir-hacamat-kimlere-yapilir-kimlere-onerilmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacamat, vücuttaki toksinlerin ve birikmiş kirli kanın uzaklaştırılması amacıyla uygulanan geleneksel tedavi yöntemlerinden biridir. Peki hacamat nasıl yapılır, hangi durumlarda tercih edilir ve kimlere uygulanmamalıdır? İşte hacamat hakkında merak edilenler ve püf noktaları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Hacamat, yüzyıllardır uygulanan geleneksel ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Vakumlama yöntemi ve cilt yüzeyine yapılan küçük çizikler yardımıyla gerçekleştirilen uygulamanın, kan dolaşımını desteklediği ve vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olduğu düşünülüyor. Ancak uzmanlar, işlemin mutlaka hijyenik koşullarda ve sertifikalı sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<h2>HACAMAT NASIL YAPILIR?</h2>

<p>Hacamat işlemi genellikle ortalama 30 dakika sürüyor ve belirli aşamalardan oluşuyor. İlk olarak sırt, ense veya baş gibi önceden belirlenen bölgelere özel vakumlu kupalar yerleştiriliyor. Bu işlem, uygulama bölgesinde hafif kızarıklık ve kan toplanmasını sağlıyor.</p>

<p>Daha sonra kupalar kaldırılarak steril bistüri ya da nezafet bıçağı yardımıyla cildin en üst tabakasına çok yüzeysel mikro çizikler atılıyor. Ardından kupalar yeniden aynı bölgelere yerleştirilerek vakum uygulanıyor. Bu sayede deri altında biriken kan ve lenf sıvısı kupaların içine doluyor.</p>

<p>İşlemin son aşamasında ise kupalar boşaltılıyor, uygulama bölgesi temizleniyor ve kesi yapılan alanlara antiseptik krem veya çörek otu yağı sürülerek steril şekilde kapatılıyor.</p>

<h2><img alt="Dsö Türkiye’yi Kutladı Hacamat Ve Sülük Tedavisinde Dünyaya Örnek Adım5" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/10/dso-turkiyeyi-kutladi-hacamat-ve-suluk-tedavisinde-dunyaya-ornek-adim5.jpg" width="864" /></h2>

<h2>HACAMAT HANGİ DURUMLARDA TERCİH EDİLİR?</h2>

<p>Hacamat, kan dolaşımını artırmak, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olmak ve bağışıklık sistemini desteklemek amacıyla tercih edilebiliyor. Özellikle baş ağrısı, boyun ve sırt ağrıları, kas gerginliği, stres ve yorgunluk gibi durumlarda tamamlayıcı uygulama olarak kullanılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak hacamatın tek başına bir tedavi yöntemi olmadığı, mevcut sağlık sorunlarında mutlaka doktor değerlendirmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<h2>HACAMAT KİMLERE YAPILMAMALIDIR?</h2>

<p>Uzmanlar, bazı kişilere hacamat uygulamasının önerilmediğini belirtiyor. Özellikle hamileler, kansızlık (anemi) sorunu yaşayanlar, kanama bozukluğu bulunanlar ve kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler için hacamat uygun olmayabiliyor.</p>

<p>Ayrıca kronik hastalığı bulunan kişilerin, hacamat yaptırmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekiyor.</p>

<h2><img alt="Dsö Türkiye’yi Kutladı Hacamat Ve Sülük Tedavisinde Dünyaya Örnek Adım1" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/10/dso-turkiyeyi-kutladi-hacamat-ve-suluk-tedavisinde-dunyaya-ornek-adim1.jpg" width="900" /></h2>

<h2>HACAMAT YAPTIRMADAN ÖNCE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?</h2>

<p>Hacamat yaptırmayı düşünen kişilerin işlemi mutlaka hijyenik koşullarda hizmet veren, sertifikalı sağlık kuruluşlarında yaptırması büyük önem taşıyor. Uygulamanın bilinçsiz kişiler tarafından yapılması enfeksiyon ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Hangi bölgelere ve hangi sağlık sorunları için hacamat uygulanabileceği konusunda en doğru bilgiyi almak için sertifikalı doktorlara veya yetkili sağlık kuruluşlarına başvurulması öneriliyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/hacamat-nasil-yapilir-hacamat-kimlere-yapilir-kimlere-onerilmez</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/02/hacamat-sonrasi-drhacamat-fatih-poliklinik.webp" type="image/jpeg" length="10537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gül suyunun cilde etkileri]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/gul-suyunun-cilde-etkileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/gul-suyunun-cilde-etkileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cilt Bakım Eğitmeni Narin Emek, Türkinform İnternet Haber Sitesine cilde etkilerini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emek, şu sözleri kaydetti: Gül suyunun en bilinen etkilerinden biri cildi sakinleştirmesidir. Özellikle hassas ciltlerde oluşan kızarıklık ve hafif tahrişlerin azaltılmasına yardımcı olabilir. Güneş sonrası cildi ferahlatıcı bir etkisi de bulunur."</p>

<p><img alt="Gul Suyu G" class="detail-photo img-fluid" height="662" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/gul-suyu-g.jpg" width="1000" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>CİLTTE NEM DENGESİNE DESTEK</h2>

<p>Emek: "Gül suyu, cildin nem dengesini korumaya yardımcı olabilir. Tonik olarak kullanıldığında cildin daha canlı ve taze görünmesine katkı sağlar. Ancak tek başına yoğun nem ihtiyacını karşılamaz, genellikle bakım rutininin bir parçası olarak kullanılır."</p>

<h2>YAĞ DENGESİNİ DÜZENLEYEBİLİR</h2>

<p>Emek, şunları belirtti: "Özellikle yağlı ve karma ciltlerde, gözenek görünümünü hafifletmeye ve fazla yağın dengelenmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle makyaj öncesi veya sonrası tonik olarak tercih edilebilir."</p>

<h2>SİVİLCE ÜZERİNDE ETKİSİ</h2>

<p>Emek, şöyle devam etti: "Gül suyu bazı kişilerde sivilce oluşumunu azaltmaya yardımcı olabilirken, herkes için aynı etkiyi göstermeyebilir. Alerjik ciltlerde dikkatli kullanılmalı ve ilk kullanımda küçük bir bölgede test edilmelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hazal Ergen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/gul-suyunun-cilde-etkileri</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 17:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/gul-suyu-23-47473-web-image-b.webp" type="image/jpeg" length="42747"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buzlu içecekler sıcaklarda kurtarıcı mı tehlike mi?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/buzlu-icecekler-sicaklarda-kurtarici-mi-tehlike-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/buzlu-icecekler-sicaklarda-kurtarici-mi-tehlike-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının başlamasıyla serinlemenin en kolay yolu olan buzlu içecekler gerçekten çözüm mü yoksa sağlık için riskli mi? Uzmanlar, sıcak havalarda vücudun ısı dengesi konusunda dikkat çeken uyarılarda bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konuyu Türkinform’a değerlendiren iç hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ömer Alpi, buzlu içeceklerin ağız, boğaz ve yemek borusunda bulunan sıcaklık reseptörlerini etkileyerek anlık bir serinlik hissi oluşturduğunu, ancak bu etkinin çoğu zaman kısa süreli olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Buzlu bir içecek tüketildiğinde vücut sıcaklığında küçük ve geçici bir düşüş yaşanabildiğine işaret eden Alpi, insan organizması yaklaşık 36,5-37 derece civarındaki iç sıcaklığını korumaya programlı olduğu için kısa sürede denge mekanizmalarının devreye sokulduğunu söylüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alpi, aşırı soğuk içeceklerin bazı kişilerde vücudun "ısı üretme" mekanizmalarını tetikleyebileceğini, bu durumda organizma kaybettiği ısıyı yerine koymaya çalışırken metabolik faaliyetlerini artırabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Aşırı soğuk içeceklerin tüketiminin bazı kişilerde refleks olarak terleme miktarını artırabileceğine işaret eden Alpi, terlemenin aslında vücudun doğal soğutma mekanizması olarak görev yaptığını, ancak nem oranının yüksek olduğu bölgelerde yoğun terlemenin, kişiyi daha rahatsız hissettirebildiğini söylüyor. Alpi, bu gibi durumlarda aşırı buzlu içecekler yerine serin veya oda sıcaklığına yakın içeceklerin de etkili olabileceğini belirtiyor.</p>

<h2>SOĞUK MU, ILIK MI OLMALI?</h2>

<p>Özellikle fiziksel aktivite sırasında tüketilen soğuk içeceklerin performansı destekleyebileceğini, ancak günlük yaşamda aşırı sıcak havalarda sürekli buzlu içecek tüketmenin en doğru yöntem olmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Önemli olanın içeceğin sıcaklığından çok yeterli sıvı alımı olduğuna işaret eden uzmanlar, sıcak çarpması ve sıvı kaybı riskini artıran temel faktörün, su tüketiminin yetersiz kalması olduğunu vurguluyor.</p>

<h2>GAZLI İÇECEKLERDEN UZAK DURUN</h2>

<p>Prof. Dr. Alpi, serinlemek amacıyla tercih edilen buzlu gazlı içeceklerin ve yüksek şeker içeren ürünlerin ayrı bir risk oluşturduğuna dikkat çekiyor. Şekerli içecekler kısa süreli ferahlık hissi verse de uzun vadede susuzluk hissini artırabildiği, ayrıca fazla şeker tüketiminin de kan şekerinde dalgalanmalara ve gereksiz kalori alımına yol açabileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Sıcak havalarda ilk tercih olarak su, ayran, maden suyu veya şekersiz soğuk bitki çayları öneriliyor.</p>

<p>Kalp ve damar hastaları, yaşlı bireyler, migren hastaları, mide hassasiyeti bulunan kişiler ve çocukların aşırı soğuk içeceklerden uzak durması uyarısı yapılırken, bazı kişilerde mide kramplarına, baş ağrısına veya boğaz rahatsızlıklarına neden olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Yaz sıcaklarında asıl önemli olanın gün boyunca yeterli sıvı tüketmek olduğuna işaret eden Alpi, güneş altında uzun süre kalmamak ve vücudun su dengesini korumak gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ömür Melih ÜZELCE</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/buzlu-icecekler-sicaklarda-kurtarici-mi-tehlike-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/08/soguk-icecek-rahatlama2.png" type="image/jpeg" length="23888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halk arasında sık kurulan o cümle: “Çok içine attı, kanser oldu” Bilim ne diyor? Sizin için uzmana danıştık]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/halk-arasinda-sik-kurulan-o-cumle-cok-icine-atti-kanser-oldu-bilim-ne-diyor-sizin-icin-uzmana-danistik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/halk-arasinda-sik-kurulan-o-cumle-cok-icine-atti-kanser-oldu-bilim-ne-diyor-sizin-icin-uzmana-danistik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Çok içine attı, kansere yakalandı” sözü yıllardır toplumda sıkça tekrarlanıyor. Peki stres, anksiyete ve bastırılan duygular gerçekten kansere neden oluyor mu? Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap, TÜRKINFORM muhabiri Yaren Tekin'e konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda yıllardır kulaktan kulağa yayılan “çok içine attı, kansere yakalandı” cümlesi, ağır üzüntü, bastırılan duygular ve yoğun stresin kanserle doğrudan bağlantılı olduğu yönündeki inancı yeniden gündeme taşıyor. Özellikle yakınını kaybeden, uzun süre psikolojik baskı altında kalan ya da duygularını dışa vuramayan kişiler için sıkça kurulan bu ifade, kanserin nedenlerine ilişkin toplumsal algının da önemli bir parçası olmayı sürdürüyor. Ancak tıp dünyasında bu ilişkinin nasıl değerlendirildiği, halk arasındaki kabullerden çok daha farklı bir zeminde ele alınıyor. Konuya ilişkin TÜRKINFORM muhabiri Yaren Tekin'e değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap, stres ve anksiyetenin kansere neden olduğu yönündeki yaygın kanaatin bugüne kadar klinik çalışmalarla ortaya konulamadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TOPLUMDAKİ YAYGIN KABUL</h2>

<p>Kanser tanısı alan kişilerin yaşam öykülerine ilişkin yapılan değerlendirmelerde, çoğu zaman hastalık ile psikolojik yük arasında doğrudan bağ kuruluyor. Uzun süre üzüntü yaşamak, duyguları bastırmak, travmatik olayların etkisinden çıkamamak ya da yoğun kaygı hali, halk arasında kanserin temel nedenlerinden biri gibi yorumlanabiliyor. Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap da toplumda bu yönde güçlü bir algı bulunduğunu belirterek, söz konusu düşüncenin bilimsel verilerle birebir örtüşmediğini anlattı.</p>

<p>Kılıçkap, “Halk arasında stres ve anksiyetenin kansere neden olduğu gibi yaygın bir düşünce olsa da bugüne kadar kansere neden olduğunu gösteren bir klinik çalışma bulunmamaktadır” dedi.</p>

<p><img alt="Chatgpt Image 25 Haz 2026 12 45 03 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/chatgpt-image-25-haz-2026-12-45-03-1.png" width="1536" /></p>

<h2>KLİNİK ÇALIŞMALARDA DOĞRUDAN BİR NEDENSELLİK GÖSTERİLEMEDİ</h2>

<p>Kanserin oluşum süreci, genetik yatkınlık, çevresel maruziyetler, yaşam tarzı, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları, enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemi gibi çok sayıda değişkenin bir araya gelmesiyle şekilleniyor. Bu nedenle tek bir etkenin kanser üzerindeki rolünü net biçimde ortaya koymak her zaman kolay olmuyor. Stres ve anksiyete gibi psikolojik süreçler söz konusu olduğunda ise bu ilişkiyi doğrudan ölçmek ve kanser gelişimiyle birebir bağ kurmak daha da güç hale geliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap, bugüne kadar elde edilen klinik verilerde stresin ya da anksiyetenin doğrudan “kanser nedeni” olarak gösterilemediğini vurgulayarak, bu konuda toplumda yerleşmiş kesin ifadelerin bilimsel karşılığının bulunmadığını ifade etti. Kılıçkap’ın değerlendirmesine göre, mevcut bilgiler stres ile kanser arasında kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için yeterli veri sunmuyor.</p>

<h2>“STRES VE ANKSİYETENİN DERECESİNİ DEĞERLENDİRECEK BİR ÖLÇEK YOK”</h2>

<p>Kılıçkap, stres ve anksiyetenin kanserle ilişkisinin araştırılmasını zorlaştıran temel başlıklardan birinin, bu duygusal durumların herkes için aynı biçimde ölçülememesi olduğunu söyledi. Kanser gibi çok faktörlü bir hastalıkta, kişinin ne kadar süreyle ne düzeyde stres yaşadığını standart biçimde belirlemek ve bunu yıllar içinde kanser gelişimiyle karşılaştırmak bilimsel açıdan önemli zorluklar taşıyor.</p>

<p>Bu noktada epidemiyolojik çalışmaların sınırlarına işaret eden Kılıçkap, “Zaten hastalığın doğası gereği stres ve anksiyetenin derecesinin değerlendirileceği bir ölçek olmaması nedeniyle epidemiyolojik bir çalışma yapılmasına da imkan bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Anksiyete Belirtileri 1" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/07/anksiyete-belirtileri-1.webp" width="1792" /></p>

<h2>KANSERİN DOĞASI ARAŞTIRMALARI GÜÇLEŞTİRİYOR</h2>

<p>Kanserin ortaya çıkışı çoğu zaman tek bir ana bağlanmayan, uzun yıllara yayılan biyolojik süreçlerin sonucu olarak değerlendiriliyor. Bazı kanser türlerinde hücresel değişikliklerin yıllar boyunca sessiz biçimde ilerleyebilmesi, hastalığın başlangıç anını ve buna yol açan etkenleri net biçimde saptamayı zorlaştırıyor. Bu durum, stres gibi zamana yayılan ve kişiden kişiye değişen bir etkenin kanser üzerindeki olası rolünü araştırmayı daha karmaşık hale getiriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bir kişinin hayatının belirli bir döneminde yaşadığı yoğun stresin, daha sonra ortaya çıkan bir kanser vakasıyla doğrudan bağlantısını ortaya koymak için yalnızca psikolojik durumun değil, aynı zamanda genetik özelliklerin, yaşam alışkanlıklarının, çevresel faktörlerin ve eşlik eden hastalıkların da birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap’ın açıklamaları da bu karmaşık tabloya işaret ederek, bilimsel olarak kesin hüküm vermenin neden zor olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h2>"STRES VE ANKSİYETENİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ OLUMSUZ ETKİLEMESİ..."</h2>

<p>Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap, stres ve anksiyetenin kansere doğrudan neden olduğuna ilişkin kanıt bulunmadığını vurgularken, bu durumun stresin vücut üzerindeki etkilerinin tamamen önemsiz olduğu anlamına gelmediğini de belirtti. Uzun süreli stresin hormonal sistem, uyku düzeni, iştah, yaşam alışkanlıkları ve bağışıklık sistemi üzerinde etkiler yaratabildiği biliniyor. Bu nedenle, stresin dolaylı yoldan bazı biyolojik süreçleri etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Kılıçkap, “Ancak stres ve anksiyetenin kişinin bağışıklık sistemini olumsuz etkilemesi ve bu nedenle de kanser oluşumunu tetiklemesi olasıdır” dedi.</p>

<h2>STRESİN VÜCUTTA OLUŞTURDUĞU ETKİLER</h2>

<p>Stres ve anksiyete dönemlerinde vücutta kortizol başta olmak üzere çeşitli hormon düzeylerinde değişiklikler meydana gelebiliyor. Uzun süren psikolojik baskının uyku bozukluğu, yeme alışkanlıklarında değişim, fiziksel aktivitenin azalması ve bağışıklık yanıtında zayıflama gibi sonuçlar doğurabildiği belirtiliyor. Bu tablo, doğrudan kanser nedeni olarak tanımlanmasa da vücudun genel savunma mekanizmaları üzerinde etkili olabilecek bir alan olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Öte yandan, stres altındaki bireylerde sigara ve alkol kullanımı, düzensiz beslenme, sağlık kontrollerini erteleme ve hareketsiz yaşam gibi davranış değişikliklerinin de görülebildiği biliniyor. Bu nedenle psikolojik yükün, yalnızca biyolojik değil, dolaylı davranışsal etkiler üzerinden de genel sağlık tablosunu etkileyebileceği ifade ediliyor.</p>

<h2>“ÇOK İÇİNE ATTI, KANSER OLDU”</h2>

<p>Toplumda sık kurulan “çok içine attı, kansere yakalandı” ifadesi, çoğu zaman yaşanan büyük travmaların ardından hastalığa anlam verme çabasının bir parçası olarak öne çıkıyor. Ancak Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap’ın değerlendirmesi, bu cümlenin bilimsel açıdan kesin bir yargı olarak kurulamayacağını ortaya koyuyor. Mevcut klinik çalışmalar, stres ve anksiyetenin tek başına kanser nedeni olduğunu göstermiyor; buna karşın bağışıklık sistemi üzerindeki olası dolaylı etkiler araştırma başlıkları arasında yer almaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>YAREN TEKİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Pratik Hayat, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/halk-arasinda-sik-kurulan-o-cumle-cok-icine-atti-kanser-oldu-bilim-ne-diyor-sizin-icin-uzmana-danistik</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/prof-dr-saadettin-kilickap-1.png" type="image/jpeg" length="59927"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
