<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>TÜRKINFORM Son dakika Haberler</title>
    <link>https://www.turkinform.com.tr</link>
    <description>Güncel son dakika haberleri takip etmek için tıklayın. Güncel, son dakika, ekonomi, gündem ve en son haber turkinform.com.tr'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.turkinform.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2026 14:27:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı sanıp tüketenler dikkat! Diyetisyen Ayça Doğandemir uyardı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/saglikli-sanip-tuketenler-dikkat-diyetisyen-ayca-dogandemir-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/saglikli-sanip-tuketenler-dikkat-diyetisyen-ayca-dogandemir-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Granola, protein bar ve şekersiz atıştırmalıklar sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi gibi sunuluyor. Ancak ambalajın üzerindeki bazı ifadeler, ürünün gerçek içeriğini tek başına göstermeye yetmeyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenmeye yönelik ilginin artmasıyla birlikte “şekersiz”, “fit” ve “proteinli” ifadelerini taşıyan ürünler market raflarında daha fazla yer almaya başladı. Özellikle granola, protein bar ve şekersiz atıştırmalıklar, kilo vermek veya kilosunu korumak isteyen kişiler tarafından klasik paketli ürünlere göre daha güvenli seçenekler olarak görülebiliyor.</p>

<p>Diyetisyen Ayça Doğandemir, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, sağlıklı olduğu düşünülerek tüketilen paketli ürünlerde gözden kaçabilen kalori miktarına dikkat çekti. Doğandemir, bir ürünün üzerinde “şekersiz”, “fit”, “proteinli” veya “granola” yazmasının, o ürünü otomatik olarak düşük kalorili ya da kilo vermeye uygun hâle getirmediğini söyledi.</p>

<h2>SAĞLIKLI İÇERİK DÜŞÜK KALORİ ANLAMINA GELMİYOR</h2>

<p>Granolalar, genellikle yulaf ve kuruyemiş gibi besleyici içeriklere sahip olmaları nedeniyle diyet dostu ürünler arasında değerlendiriliyor. Ancak Doğandemir, bu ürünlerde kullanılan yağ, bal, şurup ve kuru meyvelerin enerji miktarını önemli ölçüde artırabileceğini belirtti.</p>

<p>Küçük görünen bir granola porsiyonunun dahi tahmin edilenden daha yüksek kalori içerebileceğini ifade eden Doğandemir, besleyici bir ürün ile düşük kalorili bir ürünün aynı anlama gelmediğini vurguladı. Granolanın süt veya yoğurtla birlikte tüketilmesi durumunda ise öğünün toplam enerji değerinin de hesaba katılması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle tüketicilerin yalnızca ürünün hangi besinlerden hazırlandığına değil, ne kadar tüketildiğine de dikkat etmesi önem taşıyor. Sağlıklı kabul edilen içerikler de porsiyon kontrolü sağlanmadığında günlük enerji alımının yükselmesine yol açabiliyor.<br />
<br />
<img alt="Diyet-7" class="detail-photo img-fluid" height="816" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/diyet-7.jpg" width="1456" /></p>

<h2>“ŞEKERSİZ” İFADESİ TÜKETİCİYİ YANILTABİLİYOR</h2>

<p>Ambalajların üzerinde yer alan “şekersiz” ifadesi, zaman zaman “kalorisiz” veya “kilo aldırmaz” şeklinde yorumlanabiliyor. Doğandemir, bu kavramların birbirinden farklı olduğuna dikkat çekerek bir ürünün ilave şeker içermese bile yağlardan veya diğer karbonhidratlardan yüksek miktarda enerji sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bir üründe ilave şeker bulunmaması, toplam kalorisinin mutlaka düşük olduğu anlamına gelmiyor. Ürünün lezzetini ve yapısını korumak amacıyla kullanılan diğer bileşenler de enerji miktarını artırabiliyor. Bu nedenle yalnızca şeker oranına bakmak, bir ürünün kilo kontrolüne uygun olup olmadığını anlamak için yeterli olmayabiliyor.</p>

<p>Doğandemir, “şekersiz” olduğu için bir ürünün daha büyük porsiyonlarda tüketilmesinin de günlük enerji dengesini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Ürünün sağlık algısıyla sınırsız tüketilmesi, kilo yönetiminde beklenen sonucun alınmasını zorlaştırabiliyor.</p>

<h2>AMBALAJIN ÖN YÜZÜYLE YETİNMEYİN</h2>

<p>Tüketicilerin ürün seçerken ambalajın ön yüzündeki sağlık iddialarına göre karar vermemesi gerektiğini belirten Doğandemir, içindekiler listesinin, porsiyon miktarının ve besin değerleri tablosunun birlikte incelenmesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bir paketin toplam miktarı ile etikette belirtilen porsiyon her zaman aynı olmayabiliyor. Etiketteki kalori değeri tek porsiyon üzerinden verilirken paketin içerisinde birden fazla porsiyon bulunabiliyor. Paketin tamamı tüketildiğinde alınan enerji de ilk bakışta görülen değerin üzerine çıkabiliyor.</p>

<p>Doğandemir, aynı ürün grubundaki seçenekler arasında da şeker, yağ ve toplam enerji bakımından önemli farklılıklar bulunabileceğine işaret etti. Bu nedenle kalori, karbonhidrat, yağ ve protein değerlerinin hangi miktar üzerinden verildiğinin kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<h2>PROTEİN BAR HERKES İÇİN ZORUNLU DEĞİL</h2>

<p>Protein barlar, pratik olmaları ve protein içeriğiyle öne çıkmaları nedeniyle özellikle yoğun çalışanlar ve spor yapanlar tarafından tercih ediliyor. Doğandemir, bu ürünlerin öğün hazırlama imkânının bulunmadığı durumlarda alternatif olabileceğini ancak herkesin günlük olarak protein bar tüketmesine gerek olmadığını söyledi.</p>

<p>Bir ürünün protein oranının yüksek olmasının onu doğrudan düşük kalorili hâle getirmediğini belirten Doğandemir, protein barların toplam enerji, yağ ve karbonhidrat değerlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Kişilerin günlük protein ihtiyacının beslenme düzenleri ve bireysel gereksinimleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Protein barların sağlıklı beslenmenin zorunlu bir parçası olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Doğandemir, pratik bir seçenek ile her gün tüketilmesi gereken bir ürün arasında ayrım yapılmasının önem taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KİLO YÖNETİMİNDE GÜNLÜK DENGE BELİRLEYİCİ</h2>

<p>Kilo kontrolünde tek bir besinin “diyet” olup olmamasından çok, gün boyunca alınan toplam enerjinin ve besinlerin oluşturduğu dengenin belirleyici olduğunu söyleyen Doğandemir, hiçbir ürünün tek başına kilo verdirmediğini ya da dengeli beslenmenin yerini tutmadığını belirtti.</p>

<p>Doğandemir’in değerlendirmesine göre granola, protein bar ve şekersiz atıştırmalıklar, uygun miktarlarda tüketildiğinde dengeli bir beslenme planında yer alabilir. Ancak bu ürünlerin kilo vermeyi doğrudan sağlayan ya da sınırsız tüketilebilen seçenekler olarak görülmemesi gerekiyor.</p>

<p>Tüketicilerin “fit”, “şekersiz” veya “proteinli” ifadelerine göre değil; ürünün içeriğini, porsiyon miktarını ve gün içerisindeki toplam tüketimini dikkate alarak seçim yapması önem taşıyor. Kilo yönetiminde asıl belirleyici unsurun tek bir ürün değil, beslenme düzeninin bütünü olduğu vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Almila Kerküklü</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/saglikli-sanip-tuketenler-dikkat-diyetisyen-ayca-dogandemir-uyardi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/ayca-dogandemir-1.png" type="image/jpeg" length="79948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana'da anne-kız 14 yıl arayla meme kanserini yendi!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/adanada-anne-kiz-14-yil-arayla-meme-kanserini-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/adanada-anne-kiz-14-yil-arayla-meme-kanserini-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da özel bir hastanede hemşirelik yapan 24 yaşındaki Havva Nur Atcıoğlu, erken teşhis ve kararlı mücadelesiyle meme kanserini yendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tedavisinin tamamlanmasını araç konvoyuyla kutlayan genç hemşireye en büyük güç, yıllar önce aynı amansız hastalığı yenen annesinden geldi.</p>

<p>Adana'da görev yapan 24 yaşındaki hemşire Havva Nur Atcıoğlu, geçtiğimiz şubat ayında sol göğsünde bir kitle fark etti. Zaman kaybetmeden hastaneye başvuran genç kadına yapılan tetkikler sonucunda iki tümör tespit edildi. Patoloji raporunun ardından meme kanseri teşhisi konulan Atcıoğlu için hemen yoğun bir kemoterapi süreci başlatıldı.</p>

<p>Aylar süren yorucu tedavinin ardından bu hafta kontrol için hastaneye giden Atcıoğlu, kanserli hücrelerin vücudundan tamamen temizlendiği müjdesini aldı. Hastalığı yendiğini öğrenen genç hemşire, bu büyük zaferi sokaklarda kutlamaya karar verdi.</p>

<h2><strong>KORNA SESLERİYLE GELEN DUYGU SELİ</strong></h2>

<p>Tedavisinin bittiğini duyurmak için yakınlarıyla birlikte araç konvoyu oluşturan Havva Nur Atcıoğlu, otomobillerin üzerine <strong>"Kanseri yendim"</strong> yazılı pankartlar astı. Konvoyun ilerleyişi sırasında çevredeki vatandaşların ve yoldan geçen diğer araç sürücülerinin kornalarla verdiği destek, genç kadına duygu dolu anlar yaşattı.</p>

<blockquote>
<p><strong>"Kornaları Duyunca Gözyaşlarımı Tutamadım" Kutlama anlarını gözyaşları içinde anlatan Atcıoğlu, <i>"Konvoya ilk başladığımızda kimse korna çalmıyordu. Aracın penceresinden dışarı çıktım ve o esnada kornalar çalmaya başladı. O an çok duygulandım. Hiçbir hasta pes etmesin, mücadeleyi asla bırakmasın"</i> dedi.</strong></p>
</blockquote>

<h2><strong>KADERİN GARİP BİR CİLVESİ: ANNE-KIZIN ORTAK MÜCADELESİ</strong></h2>

<p>Bu zorlu süreçte Havva Nur'un en büyük dayanağı, <strong>14 yıl önce aynı hastalıkla savaşıp zafer kazanan annesi Songül Tetik</strong> oldu. 2012 yılında meme kanserine yakalanan ve sol göğsü alınarak 8 kür kemoterapi alan anne Tetik, 2015 yılında sağlığına kavuşmuştu.</p>

<p>Yıllar önce annesinin bu hastalıklı süreci atlatmasına bizzat destek olan Havva Nur, bu kez aynı yoldan kendisi geçerken annesini rehber edindi.</p>

<p>Anne ve kızının her ikisinin de <strong>sol göğsünün alındığı</strong> öğrenildi. Kızına sürekli kendi mücadelesini hatırlatan Songül Tetik, <i>"Ben bu hastalığı yendim, sen de yeneceksin. Hayat bir imtihan, Rabb'im derdimizi verdiği gibi dermanımızı da verdi"</i> diyerek kızına moral aşıladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ilham verici anne-kızın zaferi, hem sağlık camiasında hem de sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/adanada-anne-kiz-14-yil-arayla-meme-kanserini-yendi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/a-w776100-01.jpg" type="image/jpeg" length="75699"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Betasalic nasıl kullanılır?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/betasalic-nasil-kullanilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/betasalic-nasil-kullanilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Betasalic, betametazon dipropiyonat ve salisilik asit içeren, cilt üzerine uygulanan bir ilaçtır. Özellikle bazı egzama türleri, sedef ve kalınlaşmış-kuru cilt hastalıklarında kullanılabilir. Kullanım şekli ve tedavi süresi doktorun önerisine göre belirlenmelidir. İşte Betasalic kullanımıyla ilgili ayrıntılar ve dikkat edilmesi gereken püf noktaları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Krem/merhem formundaki ilaçlarda doğru miktarda ve doğru bölgeye uygulama önem taşırken, içerdiği güçlü kortikosteroid nedeniyle uzun süre veya kontrolsüz kullanılmaması gerekir.</p>

<h2>BETASALİC NEDİR VE NE İÇİN KULLANILIR?</h2>

<p>Betasalic'in merhem formunda <strong>betametazon dipropiyonat ve salisilik asit</strong> bulunur. Betametazon iltihap ve kaşıntı gibi belirtileri azaltırken, salisilik asit ciltteki kalınlaşmış ve pullanmış tabakanın uzaklaştırılmasına yardımcı olur. İlaç; sedef, bazı egzama türleri ve benzeri kuru, kalınlaşmış cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılabilir.</p>

<h2><img alt="What is Betasalic Lotion, What is it Used for, Price, Equivalents and User  Reviews - YouTube" src="https://i.ytimg.com/vi/vOTrhwM4O7Q/hqdefault.jpg?sqp=-oaymwEmCOADEOgC8quKqQMa8AEB-AHSBoAC4AOKAgwIABABGHIgTCg0MA8=&amp;rs=AOn4CLC2Lypzyd15plUkz2OYhWa1tWjo7g" /></h2>

<h2>BETASALİC NASIL SÜRÜLÜR?</h2>

<p>Betasalic, doktor tarafından farklı bir kullanım önerilmediyse <strong>sorunlu cilt bölgesine ince bir tabaka halinde</strong> uygulanır. Kullanma talimatında merhem için genellikle sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez uygulama belirtilmektedir. Tedavinin süresi ise <strong>3 haftayı geçmemelidir</strong>; daha uzun süreli kullanımlarda uygulama sıklığının azaltılması önerilmektedir.</p>

<p>Uygulamadan önce eller yıkanmalı, ilaç yalnızca tedavi edilmesi gereken bölgeye sürülmelidir.</p>

<h2>BETASALİC GÜNDE KAÇ KEZ KULLANILIR?</h2>

<p>Betasalic merhem için kullanma talimatında, doktor başka şekilde önermediyse <strong>günde iki kez, sabah ve akşam</strong> uygulanması belirtilmektedir. Hafif durumlarda daha seyrek uygulama gerekebilir. Ancak kişinin hastalığına ve cilt bölgesine göre kullanım değişebileceğinden doktorun önerisi esas alınmalıdır.</p>

<h2>BETASALİC YÜZDE VE GÖZ ÇEVRESİNDE KULLANILIR MI?</h2>

<p>Betasalic'in kullanma talimatında <strong>göz ve göz çevresi, burun ve ağız çevresi ile genital bölgeye uygulanmaması</strong> gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle özellikle yüz gibi hassas bölgelerde doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır.</p>

<h2>BETASALİC NE KADAR SÜRE KULLANILIR?</h2>

<p>Betasalic merhem için resmi kullanma talimatında tedavi süresinin <strong>3 haftayı geçmemesi</strong> gerektiği belirtilmektedir. Uzun süreli kullanım gerekiyorsa uygulama sıklığının azaltılması söz konusu olabilir; bunun doktor kontrolünde yapılması gerekir.</p>

<h2>BETASALİC KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDİLİR?</h2>

<p>Betasalic güçlü bir kortikosteroid içerdiğinden <strong>önerilen dozdan daha fazla veya daha uzun süre kullanılmamalıdır</strong>. Ayrıca doktor tarafından önerilmedikçe uygulanan bölgenin kapatılması gibi yöntemlerden kaçınılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamilelik döneminde ise ilacın kullanılması öncesinde mutlaka doktora veya eczacıya danışılması gerekir.</p>

<p><img alt="Betasalic Losyon Nasıl Kullanılır | TikTok" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS9HDjpdyHq4eWsEmN6iQvg3PtrZ7GNSG12FGmCExZ05NCtkPJQe39Dymw&amp;s=10" /></p>

<h2>BETASALİC YAN ETKİ YAPAR MI?</h2>

<p>Her ilaçta olduğu gibi Betasalic kullanımında da yan etkiler ortaya çıkabilir. Özellikle uzun süreli veya geniş cilt alanlarına uygulama, kortikosteroide bağlı istenmeyen etkilerin görülme riskini artırabilir. Bu nedenle <strong>doktorun belirlediği doz ve sürenin dışına çıkılmaması</strong> önemlidir.</p>

<p>Uygulama bölgesinde belirgin tahriş, yanma, ciltte incelme veya beklenmeyen başka bir sorun ortaya çıkarsa sağlık profesyoneline danışılmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/betasalic-nasil-kullanilir</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 07:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/betasalic-lsoyon-ve-kullanimi.png" type="image/jpeg" length="22126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kedilerin gizli düşmanı Panlökopeni: Bir dokunuşla gelen ölümü Veteriner Hekim Güven Kurnaz anlattı!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/kedilerin-gizli-dusmani-panlokopeni-bir-dokunusla-gelen-olumu-veteriner-hekim-guven-kurnaz-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/kedilerin-gizli-dusmani-panlokopeni-bir-dokunusla-gelen-olumu-veteriner-hekim-guven-kurnaz-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kediler arasında hızla yayılan ve yüksek ölüm oranıyla bilinen Kedi Panlökopeni Virüsü (FPV), özellikle aşı takvimi eksik olan ve bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş kedileri tehdit etmeye devam ediyor. Veteriner Hekim Güven Kurnaz hastalığın bulaşma yollarından aşılamada yapılan kritik hatalara kadar hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre koşullarına bir yıla kadar dayanabilen ve ağır gastrointestinal ile immünolojik çökmelere yol açan bu tehlikeli enfeksiyon hakkında değerlendirmelerde bulunan Veteriner Hekim Güven Kurnaz dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="P H O T O 2026 08 27 21 07 01" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/p-h-o-t-o-2026-08-27-21-07-01.jpeg" width="1200" /></p>

<h2><strong>BULAŞMA YOLLARI VE ÇEVRESEL DİRENÇ</strong></h2>

<p>Enfeksiyonun temel bulaşma dinamiklerini açıklayan Veteriner Hekim Güven Kurnaz, "Kedi panlökopeni virüsü, aşılı evcil kediler arasında oldukça nadir görülür. Bulaşma; enfekte kedilerin dışkısı, tükürüğü, salgıları veya enfekte eşyalarla doğrudan temas yoluyla gerçekleşir. İyileşen kediler dahi virüsü 6 haftaya kadar (genellikle 2–3 hafta) idrar ve dışkılarıyla çevreye atmayı sürdürür. Üstelik bu virüs, konak dışında çevrede en az 1 yıl boyunca canlı kalabilir," dedi.</p>

<p>Kurnaz, aşılanmamış bazı yetişkin kedilerin düşük seviyeli maruziyet sonrası subklinik enfeksiyonla doğal bağışıklık kazanabildiğini, ancak yavruların enfekte olma riskinin çok daha yüksek olduğunu vurguladı.</p>

<h2><br />
<strong>VÜCUTTA HIZLA İLERLİYOR</strong></h2>

<p>Virüsün vücuttaki tahribat mekanizmasına değinen Güven Kurnaz, FPV'nin çoğalmak için hızla bölünen hücrelere ihtiyaç duyduğunu belirterek şu bilgileri verdi:</p>

<p>Bağışıklık Çöküşü: Virüs lenfoid dokuyu enfekte ettiğinde hücresel kayıp ve bağışıklık baskılanması meydana gelir. Kemik iliğinin enfekte olması sonucu miyeloid hücre popülasyonları azalır ve bu durum panlökopeniye yol açar.</p>

<p>Sindirim Sistemi Hasarı: Hızla bölünen bağırsak kript hücreleri virüsün hedefidir; bu da klinik tabloda kanamalı ishal ile sonuçlanır.</p>

<p>Gebelik Komplikasyonları: Enfekte olmuş hamile kedilerde fetal ölüm, fetal emilim, düşük veya mumyalanmış fetüsler görülebilir.</p>

<h2><br />
<strong>KLİNİK BELİRTİLER VE KRİTİK SÜREÇ</strong></h2>

<p><br />
Hastalığın seyri ve ölüm oranları hakkında uyarılarda bulunan Kurnaz şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><strong>5 aydan küçük aşılanmamış yavru kediler, koruyucu antikor seviyelerine sahip olma olasılıkları daha düşük olduğu için klinik hastalık geliştirmeye en yatkın gruptur. Hem yavrular hem de yetişkinler klinik enfeksiyon geliştiğinde benzer ölüm oranlarına sahiptir. Hastalar genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık, kusma, ishal ve dehidrasyon belirtileriyle gelir. İyileşme vakalarında klinik tablonun düzelmesi genellikle belirtilerin başlamasından yaklaşık 5 gün sonra (1–9 gün aralığında) gerçekleşirken, ölümcül vakalarda kayıp ne yazık ki belirtilerden yaklaşık 1 gün sonra (0–9 gün aralığında) yaşanmaktadır. </strong></p>
</blockquote>

<h2><strong>AŞILAMADA KRİTİK KURALLAR</strong></h2>

<p>Aşılamanın hayati önem taşıdığını ancak doğru zamanda yapılması gerektiğini vurgulayan Veteriner Hekim Güven Kurnaz,  "Yaş Sınırı ve Nörolojik Risk: Yavrularda FPV'ye karşı bağışıklık kazandırmak için mükemmel aşılar mevcuttur. Ancak bu aşılar 6 haftalıktan küçük kedilere kesinlikle uygulanmamalıdır. Erken aşılama, yavru kedilerde beyinciğin gelişmemesine ve ciddi sinirsel fonksiyon bozukluklarına yol açar" diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p><br />
Gebe Kedilerde Aşı Tehlikesi: Aşılar hamile kedilere de uygulanmamalıdır. Gebelik döneminde yapılan aşı uygulamasının aborta (düşüğe) veya fetüslerin mumyalaşmasına yol açtığı klinik çalışmalarla tespit edilmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/kedilerin-gizli-dusmani-panlokopeni-bir-dokunusla-gelen-olumu-veteriner-hekim-guven-kurnaz-anlatti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/kedi-kopek.jpg" type="image/jpeg" length="18060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutlu olmak için sürekli hedef mi koyuyorsunuz? Uzman isim yıllardır yapılan büyük yanılgıyı açıkladı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/mutlu-olmak-icin-surekli-hedef-mi-koyuyorsunuz-uzman-isim-yillardir-yapilan-buyuk-yanilgiyi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/mutlu-olmak-icin-surekli-hedef-mi-koyuyorsunuz-uzman-isim-yillardir-yapilan-buyuk-yanilgiyi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutluluğun tamamen hayat şartlarına bağlı olmadığını belirten Davranış Bilimleri Uzmanı Sinem Genez Turan, mutluluğun öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceri olduğunu söyledi. Turan, insanların çoğu zaman mutluluğu gelecekteki hedeflere bağladığını ancak asıl önemli olanın yaşananları nasıl anlamlandırdığımız olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluğun öğrenilebilir bir beceri mi yoksa hayat koşullarının bir sonucu mu olduğu yönündeki tartışmalar zaman zaman gündeme gelirken, uzmanlar mutluluğun yalnızca dış koşullarla açıklanamayacağı görüşünde birleşiyor.<strong> Davranış Bilimleri Uzmanı Sinem Genez Turan</strong> <strong>Türkinform'a </strong>yaptığı değerlendirmede, mutluluğun bir sonuç değil, geliştirilebilen bir beceri olduğunu belirtti.</p>

<p>Terapi süreçlerinde farklı yaşam hikâyelerine sahip insanlarla çalıştığını ifade eden Turan, dışarıdan bakıldığında hayatı kusursuz görünen bazı kişilerin kendilerini mutsuz hissettiğini, buna karşılık zorlu yaşam deneyimlerine rağmen iç huzurunu koruyabilen insanların da bulunduğunu söyledi.</p>

<h2>"MUTLULUĞU YAŞADIKLARIMIZ DEĞİL, ONLARI NASIL ANLAMLANDIRDIĞIMIZ BELİRLİYOR"</h2>

<p>İnsanların mutluluğu çoğu zaman gelecekte ulaşacakları bir hedefe bağladığını belirten Turan, günümüzde sıkça duyulan <strong>"Şunu da başarırsam mutlu olacağım" </strong>düşüncesinin kişileri sürekli ertelenen bir mutluluk arayışına sürüklediğini ifade etti.</p>

<p>Ev sahibi olmak, terfi almak, evlenmek ya da farklı yaşam hedeflerine ulaşmanın mutluluğu kalıcı hale getirmediğini belirten Turan, bunun nedenini davranış bilimlerinde <strong>"hedonik adaptasyon"</strong> olarak tanımlanan kavramla açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Turan, insanların elde ettikleri başarı ve kazanımlara kısa sürede alıştığını, bu nedenle mutluluğun yalnızca dış koşullara bağlı olmadığını söyledi.</p>

<p><img height="1600" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/937e6f9c-75c6-4a67-b99f-cd730775295d.jpg" width="1081" /></p>

<h2>"MUTLULUK BİR KAS GİBİ GELİŞTİRİLEBİLİR"</h2>

<p>Mutluluğu bir kas gibi gördüğünü ifade ede<strong>n Turan</strong>, nasıl fiziksel kaslar düzenli çalıştırılmadan güçlenmiyorsa, mutluluk duygusunun da farkındalık geliştirilmeden büyüyemeyeceğini belirtti.</p>

<p>Beynin biyolojik olarak olumsuzlukları ve tehlikeleri fark etmeye programlı olduğunu söyleyen Turan, olumlu deneyimlere odaklanmanın ise bilinçli bir çaba gerektirdiğini ifade etti.</p>

<h2>KÜÇÜK MUTLULUKLARI FARK ETMEK ÖNEMLİ</h2>

<p>Danışanlarına sık sık her gün kendilerini iyi hissettiren üç küçük şeyi yazmalarını önerdiğini belirten Turan, bu yöntemin zamanla kişilerin bakış açısını değiştirdiğini söyledi.</p>

<p>Bir fincan kahve, güzel bir yürüyüş, çocuğun gülümsemesi ya da gökyüzünü izlemenin bile mutluluk hissini besleyebileceğini belirten Turan, birkaç hafta sonra beynin yalnızca eksik olana değil, sahip olunan değerlere de odaklanmaya başladığını ifade etti.</p>

<h2>"MUTLU İNSAN HİÇ ACI YAŞAMAYAN İNSAN DEĞİLDİR"</h2>

<p>Mutluluğun hayatın her zaman sorunsuz olması anlamına gelmediğini vurgulayan Turan, zor günlerin içinde bile insana iyi gelen şeyleri fark edebilmenin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Mutlu insanın hiç acı yaşamayan kişi olmadığını belirten Turan, asıl önemli olanın acının içinde umudu, insan ilişkilerini ve yaşamla kurulan anlam bağını koruyabilmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>Turan, hayatın her zaman istenildiği gibi ilerlemeyebileceğini ancak yaşananlara yüklenen anlamı değiştirme gücünün çoğu zaman bireyin elinde olduğunu belirterek, <strong>"Mutluluk, bulunacak bir yer değil; her gün yeniden inşa edilen bir yaşam biçimidir"</strong> dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yalçın Taşbaşı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/mutlu-olmak-icin-surekli-hedef-mi-koyuyorsunuz-uzman-isim-yillardir-yapilan-buyuk-yanilgiyi-acikladi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/images-256.jpg" type="image/jpeg" length="40788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı telefonlar boyunları vurdu! Uzman uyardı: 20’li yaşlarda sıkça görülüyor]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/akilli-telefonlar-boyunlari-vurdu-uzman-uyardi-20li-yaslarda-sikca-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/akilli-telefonlar-boyunlari-vurdu-uzman-uyardi-20li-yaslarda-sikca-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte “Text Neck” yani telefon boynu sendromu da gençlerde daha sık görülmeye başladı. Doç. Dr. Mustafa Sakar, son 10 yılda boyun düzleşmesi, kronik boyun ağrısı ve omuz gerginliği şikayetlerinde belirgin artış yaşandığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akıllı telefonlar, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken uzun süre ekran karşısında geçirilen zaman vücutta çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.</p>

<p>Özellikle telefonu kullanırken başın uzun süre öne eğilmesi, boyun ve omuz bölgesinde ciddi bir yük oluşturabiliyor. Son yıllarda gençlerde de daha sık görülmeye başlayan “Text Neck” yani telefon boynu sendromu, boyun ağrısından boyun düzleşmesine kadar birçok şikayete neden olabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle uzun süre telefon kullanan gençlerin duruşlarına dikkat etmesi gerektiğine vurgu yaparken, geçmişte daha çok orta ve ileri yaşlarda görülen bazı boyun problemlerinin artık 20’li yaşlarda da sıkça ortaya çıktığına dikkat çekiyor.</p>

<h2>TELEFON KULLANANLAR DİKKAT</h2>

<p>Peki, "Text Neck" yani telefon boynu sendromu gerçekten arttı mı? Memorial Göztepe Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Mustafa Sakar, Türkinform’a konuştu.</p>

<h2>“TELEFON BOYNU SENDROMU 10 YILDA ARTTI”</h2>

<p>Telefon boynu sendromunun son 10 yılda belirgin biçimde arttığını ifade eden Doç. Dr. Mustafa Sakar, şöyle devam etti:</p>

<p><img alt="Doç. Dr Mustafa Sakar.jpg-1" class="detail-photo img-fluid" height="1479" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/doc-dr-mustafa-sakarjpg-1.jpeg" width="1562" />“Akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle genç yaş gruplarında boyun düzleşmesi, kronik boyun ağrısı ve omuz gerginliği şikayetlerinde ciddi bir artış görüyoruz”</p>

<h2>“20’Lİ YAŞLARDA SIKÇA KARŞIMIZA ÇIKIYOR”</h2>

<p>Memorial Göztepe Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Mustafa Sakar, eskiden orta-ileri yaş sorunu olan bu tablonun artık 20'li yaşlarda da sıkça karşılarına çıktıklarını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sakar, şunları söyledi:</p>

<p>“Evet, son 10 yılda belirgin biçimde arttı. Akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle genç yaş gruplarında boyun düzleşmesi, kronik boyun ağrısı ve omuz gerginliği şikayetlerinde ciddi bir artış görüyoruz. Eskiden orta-ileri yaş sorunu olan bu tablo artık 20'li yaşlarda da sıkça karşımıza çıkıyor”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/akilli-telefonlar-boyunlari-vurdu-uzman-uyardi-20li-yaslarda-sikca-goruluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/akilli-telefonlar-boyunlari-vurdu.png" type="image/jpeg" length="94943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabet sadece kan şekeri değilmiş! Uzmanı vücuttaki etkilerini anlattı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/diyabet-sadece-kan-sekeri-degilmis-uzmani-vucuttaki-etkilerini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/diyabet-sadece-kan-sekeri-degilmis-uzmani-vucuttaki-etkilerini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı olmadığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Burak Yavuzcan, hastalığın vücudun birçok sistemini etkileyebilen kronik bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti. Yavuzcan, diyabet tedavisinde hastanın durumuna göre farklı seçeneklerin değerlendirildiğini belirterek kişiye özel tedavi planının önemini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet, toplumda çoğunlukla yalnızca yüksek kan şekeriyle ilişkilendirilse de uzun vadede vücudun farklı organ ve sistemlerini etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. İç Hastalıkları Uzmanı <strong>Burak Yavuzcan</strong>, diyabetin oluşum mekanizması, Tip 1 ve Tip 2 diyabet arasındaki farklılıklar ve günümüzde uygulanan tedavi yaklaşımları hakkında Türkinform’a değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Yavuzcan, diyabetin temelinde <strong>insülin üretiminin yetersiz olması, insülinin etkisinin azalması veya vücudun insülini etkin şekilde kullanamaması</strong> gibi mekanizmaların bulunduğunu belirtti. Pankreasta üretilen insülinin başta şeker, yağ ve protein metabolizması olmak üzere vücudun enerji dengesinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Seker Hastaligi Diyabet Nedir Seker Hastaligi Belirtileri Nelerdir Medical Park" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/seker-hastaligi-diyabet-nedir-seker-hastaligi-belirtileri-nelerdir-medical-park.webp" width="1000" /></p>

<h2>DİYABET SADECE KAN ŞEKERİNDEN İBARET DEĞİL</h2>

<p>Diyabetin vücudun birçok organını etkileyebilen <strong>multisistemik bir hastalık</strong> olduğunu belirten Yavuzcan, hastalığın temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki ana türde değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p>Özellikle Tip 2 diyabette insülin üretiminin devam edebildiğini ancak dokularda insüline karşı direnç gelişebildiğini aktaran Yavuzcan, bunun sonucunda kan şekeri seviyelerinin yükseldiğini ifade etti.</p>

<p>Uzman, bu nedenle diyabetin yalnızca ölçülen kan şekeri değerinden ibaret değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h2>TEDAVİDE HER HASTAYA AYNI YÖNTEM UYGULANMIYOR</h2>

<p>Diyabet tedavisinde geçmiş yıllara kıyasla önemli değişiklikler yaşandığını belirten Yavuzcan, <strong>tedavi kararının hastanın genel sağlık durumuna göre verilmesi gerektiğini</strong> söyledi.</p>

<p>Yavuzcan, hastanın kan şekeri düzeyleri, insülin üretimi ve eşlik eden diğer sağlık durumlarının değerlendirilmesinin ardından farklı tedavi seçeneklerinin gündeme gelebildiğini belirtti.</p>

<p>Özellikle uygun hastalarda insülin tedavisi yerine <strong>ağızdan kullanılan ilaçların tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebildiğini</strong> ifade eden Yavuzcan, burada temel yaklaşımın her hastaya aynı tedaviyi uygulamak değil, kişinin ihtiyaçlarına göre uygun yöntemi belirlemek olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="İnsülin Enjeksiyonlari Kullanan Tip 1 Diyabetli Yetişkinlerde C G M Kullaniminin Glisemik Kontrol Üzerindeki Etkisi" class="detail-photo img-fluid" height="1201" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/02/insulin-enjeksiyonlari-kullanan-tip-1-diyabetli-yetiskinlerde-c-g-m-kullaniminin-glisemik-kontrol-uzerindeki-etkisi.webp" width="1600" /></p>

<h2>İNSÜLİN TEDAVİSİ KİŞİYE GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR</h2>

<p>Diyabet tedavisinde insülin kullanımının da hastanın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yavuzcan, geçmişte özellikle Tip 2 diyabet hastalarında belirli durumlarda insülin tedavisine daha sık başvurulduğunu söyledi.</p>

<p>Günümüzde ise tedavi seçeneklerinin çeşitlendiğine dikkat çeken Yavuzcan, <strong>“Her hasta için bireysel değerlendirme yapılarak en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi”</strong> gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Bu nedenle hastaların çevresinden duyduğu tedavi yöntemlerini kendi durumlarına uygulamak yerine doktor kontrolünde hareket etmesinin önem taşıdığı belirtildi.</p>

<h2>İLAÇ KADAR BESLENME VE HAREKET DE ÖNEMLİ</h2>

<p>Diyabet yönetiminin yalnızca ilaç kullanımından oluşmadığını belirten Yavuzcan, <strong>sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişikliklerinin</strong> tedavi sürecinin önemli parçaları olduğunu söyledi.</p>

<p>Diyabetle mücadelede hedefin yalnızca kan şekerini düşürmek olmadığını ifade eden Yavuzcan, uzun vadede ortaya çıkabilecek komplikasyonların önüne geçilmesinin de tedavinin temel amaçlarından biri olduğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="Prediyabet Nedir" class="detail-photo img-fluid" height="744" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/08/prediyabet-nedir.jpg" width="1284" /></p>

<h2>DÜZENLİ KONTROL İHMAL EDİLMEMELİ</h2>

<p>Diyabetin erken dönemde fark edilmesinin hastalığın yönetimi açısından önem taşıdığını belirten Yavuzcan, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin <strong>düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi</strong> gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kan şekeri takibinin ve doktor tarafından belirlenen tedavi planına uyumun önemine dikkat çeken Yavuzcan, diyabetin uygun şekilde yönetilmesinin hastalığın ilerlemesi ve uzun vadeli komplikasyonların önlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yavuzcan, <strong>sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, düzenli kontrollerin sürdürülmesi ve tedavinin kişiye özel planlanmasının</strong> diyabet yönetiminde temel unsurlar arasında yer aldığını belirterek değerlendirmelerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ESRA KOÇAK MAYDA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/diyabet-sadece-kan-sekeri-degilmis-uzmani-vucuttaki-etkilerini-anlatti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/07/diyabet.png" type="image/jpeg" length="38450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Manisa'da hastanede bıçak parası skandalı:Haksız kazanç iddiasıyla doktor tutuklandı!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/manisada-hastanede-bicak-parasi-skandalihaksiz-kazanc-iddiasiyla-doktor-tutuklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/manisada-hastanede-bicak-parasi-skandalihaksiz-kazanc-iddiasiyla-doktor-tutuklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde görevli Ortopedi Uzmanı S.E., ameliyatları bizzat gerçekleştirme vaadiyle SGK'lı hastalardan usulsüz para talep ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Banka hesapları mercek altına alınan doktorun, 51 hastadan toplam 2 milyon 649 bin 500 lira EFT aldığı belgelenirken elden alınan nakit paraların ise bu miktara dahil olmadığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde görevli Ortopedi Uzmanı S.E., SGK kapsamında ameliyat olan hastalarından "bizzat ameliyata girme" vaadiyle usulsüz para talep ettiği iddiasıyla tutuklandı. Banka hesaplarında 51 hastadan aktarılan toplam 2 milyon 649 bin 500 liralık EFT trafiği tespit edilirken, ödeme yapmayan hastaların asistan hekimlerle tehdit edildiği öğrenildi.</p>

<p><strong>VURGUNU 45 BİN LİRALIK ŞİKÂYET ORTAYA ÇIKARDI</strong></p>

<p>Skandal, 19 Mart tarihinde İ.G. adlı bir hastanın Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı ihbarla patlak verdi. İddiaya göre, Ortopedi Uzmanı S.E., operasyon öncesinde hastadan kendi şahsi banka hesabına 45 bin lira yatırmasını istedi. Mağdurun şikâyeti üzerine başlatılan adli takip ve geriye dönük banka incelemeleri, sistemli bir usulsüzlüğü gözler önüne serdi.</p>

<h2><strong>"PARAYI YATIRMAZSANIZ AMELİYATA ASİSTAN GİRER" BASKISI</strong></h2>

<p>Soruşturma dosyasında yer alan ifadelere göre, şüpheli doktorun SGK kapsamındaki ameliyatlar için hastaları köşeye sıkıştırdığı anlaşıldı. Bizzat doktor tarafından ameliyat edilmek isteyen vatandaşlara, <i>"Ödeme yapmazsanız ameliyatınızı ben değil, asistan hekimler gerçekleştirir"</i> şeklinde baskı yapıldığı ve ödemelerin banka kanalıyla almaya zorlandığı öne sürüldü.</p>

<h2><strong>BANKA HESAP HAREKETLERİ MERCEK ALTINDA</strong></h2>

<p>Uzmanların 1 Ağustos 2025 ile 30 Nisan 2026 tarihleri arasındaki 9 aylık banka dökümlerinde yaptığı detaylı incelemede dehşete düşüren rakamlar tespit edildi:</p>

<p><strong>Mağdur Sayısı:</strong> 51 hasta</p>

<p><strong>Hasta Başı Transfer Tutarı:</strong> 22 bin TL ile 195 bin TL arası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Banka Kayıtlarına Giren Toplam Tutar:</strong> 2 milyon 649 bin 500 TL</p>

<p><strong>Elden Alınan Nakit Tutarlar:</strong> Kayıt dışı olduğu için belirlenen meblağın dışında tutuldu.</p>

<h2><strong>"İCBAR SURETİYLE İRTİKAP" SUÇUNDAN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ</strong></h2>

<p>Yapılan teknik analizler ve dosyaya giren 30 mağdurun ifadesinin ardından gözaltına alınan Ortopedi Uzmanı S.E., Emniyet'teki sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi. Çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince "icbar suretiyle irtikap" (kamu görevini kötüye kullanarak baskı yoluyla çıkar sağlama) suçlamasıyla tutuklanan şüpheli hekim, cezaevine gönderildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/manisada-hastanede-bicak-parasi-skandalihaksiz-kazanc-iddiasiyla-doktor-tutuklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/07/tutuklama12-1.jpg" type="image/jpeg" length="43947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamilelikte akıntı nasıl olur?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/hamilelikte-akinti-nasil-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/hamilelikte-akinti-nasil-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamilelikte artan östrojen hormonu ve kan akışı nedeniyle vajinal akıntı miktarında artış görülebilir. Normal gebelik akıntısı genellikle şeffaf veya süt beyazı renkte, kokusuz ve akışkan yapıdadır. Peki hamilelikte hangi akıntı normaldir, hangi renk ve belirtilerde doktora başvurmak gerekir? İşte ayrıntıları ve dikkat edilmesi gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik döneminde vajinal akıntının artması çoğu zaman vücudun doğal değişimlerinden kaynaklanır. Normal akıntı genellikle rahatsız edici bir kokuya veya kaşıntı, yanma gibi ek şikâyetlere neden olmaz.</p>

<h2>HAMİLELİKTE NORMAL AKINTI NASIL OLUR?</h2>

<p>Normal gebelik akıntısının genel özellikleri şunlardır:</p>

<ul>
 <li><strong>Renk:</strong> Şeffaf, renksiz veya açık beyaz</li>
 <li><strong>Koku:</strong> Kokusuz ya da çok hafif kokulu</li>
 <li><strong>Kıvam:</strong> İnce, akışkan, kaygan veya hafif sümüksü</li>
 <li><strong>Eşlik eden belirtiler:</strong> Kaşıntı, yanma, kızarıklık veya ağrı bulunmaz</li>
</ul>

<p>Bu akıntı, gebelik sırasında vajina ve rahim ağzının enfeksiyonlara karşı korunmasına yardımcı olan doğal savunma mekanizmalarından biridir.</p>

<h2></h2>

<h2><img alt="Gebe Hamile" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/gebe-hamile.webp" width="900" />HAMİLELİKTE AKINTI NEDEN ARTAR?</h2>

<p>Gebelik sırasında <strong>östrojen hormonundaki artış ve genital bölgedeki kan akışının hızlanması</strong>, vajinal akıntının normalden daha fazla olmasına neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle hamilelik öncesine göre daha sık akıntı görülmesi tek başına bir hastalık anlamına gelmez.</p>

<h2>HAMİLELİKTE HANGİ RENK AKINTI TEHLİKELİDİR?</h2>

<p>Akıntının renginde belirgin değişiklik olması ve buna başka şikâyetlerin eşlik etmesi önemlidir. Özellikle:</p>

<ul>
 <li>Sarı veya koyu sarı</li>
 <li>Yeşil</li>
 <li>Gri</li>
</ul>

<p>renkteki akıntılar enfeksiyon gibi durumlarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Akıntının <strong>kötü, rahatsız edici veya balık kokusuna benzer bir kokuya</strong> sahip olması da değerlendirilmesi gereken bir durumdur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HAMİLELİKTE PEYNİRİMSİ AKINTI NE ANLAMA GELİR?</h2>

<p>Akıntının normalden farklı olarak <strong>peynirimsi, pütürlü veya köpüklü</strong> bir kıvama dönüşmesi enfeksiyon ihtimalini düşündürebilir.</p>

<p>Özellikle bu değişikliğe <strong>şiddetli kaşıntı, yanma veya kızarıklık</strong> eşlik ediyorsa doktor değerlendirmesi gerekir.</p>

<h2><img alt="Hamile-4" class="detail-photo img-fluid" height="684" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/07/hamile-4.png" width="1205" /></h2>

<h2>HAMİLELİKTE AKINTI NE ZAMAN DOKTORA GÖSTERİLMELİDİR?</h2>

<p>Gebelik sırasında akıntıyla birlikte <strong>şiddetli kaşıntı, yanma, kızarıklık, kasık ağrısı veya kanama</strong> görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Akıntının normalden belirgin şekilde farklılaşması da doktor tarafından değerlendirilmelidir. <strong>Özellikle gebelikte su gelmesinden şüphelenilen ani ve sürekli sıvı gelmesi durumunda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmak önemlidir.</strong></p>

<p><strong>Kısacası, hamilelikte şeffaf veya süt beyazı, kokusuz ve kaşıntı-yanma yapmayan akıntı çoğunlukla normal kabul edilir. Renk, koku veya kıvam değişikliği ile birlikte ağrı, kaşıntı, yanma ya da kanama varsa mutlaka değerlendirilmelidir.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/hamilelikte-akinti-nasil-olur</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 06:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/hamile-3.webp" type="image/jpeg" length="88983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Normal doğum dikişleri ne zaman düşer?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/normal-dogum-dikisleri-ne-zaman-duser</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/normal-dogum-dikisleri-ne-zaman-duser" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Normal doğum sırasında atılan dikişler, kullanılan ipliğin yapısına ve iyileşme sürecine bağlı olarak genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden erir. Peki normal doğum dikişleri ne zaman düşer, tamamen iyileşmesi ne kadar sürer ve dikişler iyileşirken nelere dikkat etmek gerekir? İşte ayrıntıları ve dikkat edilmesi gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Normal doğum sonrasında atılan dikişlerde çoğunlukla kendiliğinden eriyen ipler kullanılır. Bu nedenle dikişlerin alınması gerekmez. İlk günlerde bölgede hassasiyet, hafif kaşıntı veya batma hissi görülebilir.</p>

<h2>NORMAL DOĞUM DİKİŞLERİ NE ZAMAN DÜŞER?</h2>

<p>Normal doğum dikişlerinin genellikle <strong>10 ila 21 gün içinde</strong> kendiliğinden eriyerek kaybolduğu belirtilmektedir. İpler ilk 7-10 gün içerisinde çözünmeye başlayabilir ve 2-3 hafta içerisinde büyük ölçüde ortadan kalkabilir.</p>

<p>İyileşme sırasında ped üzerinde küçük iplik parçalarının görülmesi tek başına endişe nedeni olmayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>NORMAL DOĞUM DİKİŞLERİ TAMAMEN NE ZAMAN İYİLEŞİR?</h2>

<p>Dikiş bölgesinin yüzeysel olarak kapanması yaklaşık <strong>1-2 hafta</strong> sürebilir. Dokunun tamamen iyileşmesi ve bölgenin eski esnekliğine kavuşması ise yaklaşık <strong>4-6 haftayı</strong> bulabilir.</p>

<p>Bu süreç kişiden kişiye değişebileceğinden, iyileşmenin seyri konusunda doktorun değerlendirmesi önemlidir.</p>

<h2><img alt="Dogum Sancisi 2" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/03/dogum-sancisi-2.webp" width="1000" /></h2>

<h2>DOĞUM DİKİŞLERİ İYİLEŞİRKEN HANGİ BELİRTİLER NORMALDİR?</h2>

<p>Dikişlerin iyileşme döneminde <strong>hafif kaşıntı, batma veya bölgede çekilme hissi</strong> yaşanabilir. Dikişlerin çözülmesi sırasında küçük ip parçalarının gelmesi de görülebilir.</p>

<p>Ancak belirtilerin giderek şiddetlenmesi veya yeni şikâyetlerin ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<h2>NORMAL DOĞUM DİKİŞLERİNİN BAKIMI NASIL YAPILIR?</h2>

<p>Dikiş bölgesinin temiz ve kuru tutulması iyileşme açısından önemlidir. Bakım sırasında:</p>

<ul>
 <li>Bölge <strong>ılık suyla nazikçe temizlenebilir</strong>.</li>
 <li>Temizlik sonrasında bölgeyi ovalamak yerine <strong>tampon hareketlerle kurutmak</strong> gerekir.</li>
 <li>Bölgeye gereksiz şekilde baskı uygulanmamalıdır.</li>
 <li>İyileşme sürecinde doktorun önerdiği bakım yöntemlerine uyulmalıdır.</li>
</ul>

<h2>DOĞUM DİKİŞLERİNDE NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</h2>

<p>Dikiş bölgesinde <strong>şiddetli veya giderek artan ağrı, kötü kokulu akıntı, belirgin kızarıklık ve şişlik</strong> ortaya çıkması halinde doktorla görüşülmelidir.</p>

<p>Ayrıca yeniden başlayan <strong>yoğun kanama</strong> da değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bu belirtiler enfeksiyon veya başka bir komplikasyona işaret edebileceğinden gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/normal-dogum-dikisleri-ne-zaman-duser</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 06:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/02/dogum-sancisi.webp" type="image/jpeg" length="81207"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyette tatlı yemek isteyenlere iyi haber! Şekerin yerine bakın ne geldi...]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/diyette-tatli-yemek-isteyenlere-iyi-haber-sekerin-yerine-bakin-ne-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/diyette-tatli-yemek-isteyenlere-iyi-haber-sekerin-yerine-bakin-ne-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şeker tüketimini azaltmak isteyenlerin yöneldiği stevia, yani şeker otu, tatlı ihtiyacına alternatif olarak öne çıkıyor. Ancak Diyetisyen Ayça Doğandemir, stevia ile ilgili merak edilen kritik noktaya dikkat çekerek, "Asıl hedef, zamanla damak tadını daha az tatlıya alıştırmak olmalı" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şeker tüketimini azaltmak isteyenlerin son dönemde tercih ettiği alternatiflerden biri de stevia oldu. "Şeker otu" olarak da bilinen stevia, yiyecek ve içeceklerde tatlandırıcı olarak kullanılıyor. Peki stevia gerçekten tatlı yeme isteğini azaltıyor mu, yoksa tatlı tada olan alışkanlığı sürdürüyor mu? Diyetisyen Ayça Doğandemir, stevia hakkında merak edilenleri anlattı.</p>

<p><img alt="Seker Otu Stevia Nedir Yapay Ve Dogal Tatlandiricilar Saglikli Bir Alternatif Midir 781870 966 544" class="detail-photo img-fluid" height="544" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/seker-otu-stevia-nedir-yapay-ve-dogal-tatlandiricilar-saglikli-bir-alternatif-midir-781870-966-544.jpg" width="966" /></p>

<h2>STEVİA İŞTAHI AZALTIYOR MU?</h2>

<p>Diyet yapanların en çok merak ettiği konuların başında stevianın iştah ve tatlı tüketimi üzerindeki etkisi geliyor. Diyetisyen Ayça Doğandemir, stevianın doğrudan iştah veya tatlı isteğini azaltan bir etkisi olduğunu söylemenin doğru olmayacağını belirtti. Doğandemir, "Stevianın iştahı veya tatlı isteğini doğrudan azalttığını söylemek doğru olmaz. Şeker yerine kullanıldığında kalori ve şeker alımını azaltmaya yardımcı olabilir; ancak tatlı tada alışkanlığı sürdürdüğü için bazı kişilerde tatlı isteğinin devam etmesine de neden olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"STEVİAYI BİR GEÇİŞ ALTERNATİFİ OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM"</h2>

<p>Stevianın şeker yerine kullanılabileceğini ancak bunun tatlı tada olan alışkanlığı tamamen ortadan kaldırmayabileceğini vurgulayan Doğandemir, bu nedenle steviayı kalıcı bir çözümden ziyade geçiş seçeneği olarak gördüğünü söyledi. Doğandemir, "Bu nedenle ben steviayı bir geçiş alternatifi olarak değerlendiriyorum. Asıl hedef, zamanla damak tadını daha az tatlıya alıştırmak olmalı" dedi.</p>

<p><img alt="Images 2026 08 26T193811.324" class="detail-photo img-fluid" height="367" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/images-2026-08-26t193811324.jpg" width="836" /></p>

<h2>ŞEKERİN YERİNE STEVİA KULLANMAK YETERLİ Mİ?</h2>

<p>Stevia, türüne göre farklı şekillerde kullanılabiliyor. Toz halindeki stevia doğrudan içeceklere eklenebilirken, bitkinin yaprakları da toz haline getirilerek kullanılabiliyor. Stevia yaprakları çay ve kahve gibi içeceklere eklenebiliyor. Yaprakların demlenip süzülmesiyle bitki çayı olarak tüketilmesi de mümkün. Ancak stevianın şekerden daha tatlı bir içeriğe sahip olması nedeniyle kullanım miktarına dikkat edilmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Images 2026 08 26T193728.815" class="detail-photo img-fluid" height="452" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/images-2026-08-26t193728815.jpg" width="678" /></p>

<p>Stevia, şeker tüketimini azaltmak isteyenler için alternatif bir tatlandırıcı olarak öne çıkıyor. Şeker yerine kullanıldığında kalori ve şeker alımının azaltılmasına yardımcı olabileceğini belirten Diyetisyen Ayça Doğandemir ise asıl hedefin tatlı tadına olan bağımlılığı azaltmak olduğunu vurguluyor. Stevianın farklı türleri bulunurken piyasada yeşil yapraklı stevia, stevia ekstratı ve işlenmiş stevia olmak üzere farklı ürünler yer alıyor. Şeker tüketimini sınırlamak amacıyla stevia kullanmayı düşünenlerin ise kullanım konusunda bir uzmana danışması önem taşıyor.</p>

<p><img alt="Images 2026 08 26T193828.314" class="detail-photo img-fluid" height="335" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/images-2026-08-26t193828314.jpg" width="596" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SEMA ERSOY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Pratik Hayat, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/diyette-tatli-yemek-isteyenlere-iyi-haber-sekerin-yerine-bakin-ne-geldi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/images-2026-08-26t193815395.jpg" type="image/jpeg" length="38588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aileler bu hatayı çok yapıyor! Çocuğun geç konuşması neyin işareti?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/aileler-bu-hatayi-cok-yapiyor-cocugun-gec-konusmasi-neyin-isareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/aileler-bu-hatayi-cok-yapiyor-cocugun-gec-konusmasi-neyin-isareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuğunun geç konuşmasını “zamanla düzelir” diyerek geçiştiren ailelere uzmanından dikkat çeken uyarı geldi. Konuşma ve Dil Terapisti Ceren Yılmaz, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada, 18 aylık olmasına rağmen anlamlı kelime kullanmayan, 2 yaşında iki kelimeli cümle kuramayan veya daha önce kazandığı dil becerilerini kaybeden çocuklarda beklemenin doğru olmayabileceğini belirterek erken değerlendirmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda konuşma gelişiminin yaşıtlarından geride olması, birçok aile tarafından “Nasıl olsa zamanla konuşur” düşüncesiyle karşılanabiliyor. Ancak her çocuğun gelişim süreci farklı olsa da bazı belirtiler uzman değerlendirmesini gerektirebiliyor. Peki konuşma gecikmesi ne zaman normal kabul edilebilir, hangi durumlarda beklemek yerine bir uzmana başvurmak gerekiyor? İşte ailelerin dikkat etmesi gereken önemli işaretler...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dil Terapisi" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/dil-terapisi.jpg" width="766" /></p>

<h2>ERKEN MÜDAHALE VURGUSU!</h2>

<p>Konuşma ve Dil Terapisti Ceren Yılmaz, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada,<strong> </strong>“Nasıl olsa konuşur düşüncesi toplumda oldukça yaygın olsa da her zaman doğru değildir. Bazı çocuklar gelişimsel olarak yaşıtlarından biraz daha geç konuşmaya başlayabilir; ancak her konuşma gecikmesi kendiliğinden düzelecek anlamına gelmez. Özellikle erken dönemde fark edilen gecikmelerin değerlendirilmesi, olası sorunların erken tespit edilmesini ve gerektiğinde terapiye zamanında başlanmasını sağlar” ifadesini kullandı.</p>

<p><img alt="Ceren Yılmaz" class="detail-photo img-fluid" height="743" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/ceren-yilmaz.jpeg" width="787" /></p>

<p>Yılmaz, “Ailelerin özellikle 18 aylık olmasına rağmen anlamlı kelime üretmeyen, 2 yaşına geldiği halde iki kelimeli cümle kuramayan, ismine tepki vermeyen, sözel iletişim kurmak yerine yalnızca işaret etmeyi tercih eden veya daha önce kazandığı konuşma becerilerinde gerileme görülen çocuklar için vakit kaybetmeden bir Dil ve Konuşma Terapistine başvurmaları önemlidir. Erken değerlendirme ve erken müdahale, çocuğun iletişim becerilerini desteklemede en önemli adımlardan biridir” bilgisini paylaştı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyza Coskun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/aileler-bu-hatayi-cok-yapiyor-cocugun-gec-konusmasi-neyin-isareti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/bebek-bakimi.webp" type="image/jpeg" length="60920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Saçım çok dökülüyor” diyenler dikkat! Uzmanı günlük normal miktarı açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/sacim-cok-dokuluyor-diyenler-dikkat-uzmani-gunluk-normal-miktari-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/sacim-cok-dokuluyor-diyenler-dikkat-uzmani-gunluk-normal-miktari-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saç dökülmesi yaşayanların en çok merak ettiği “Günde kaç tel saç dökülmesi normal?” sorusuna uzmanından yanıt geldi. Dermatoloji Uzmanı Hazal Sönmezler Selek, saçların doğal yaşam döngüsüne dikkat çekerek günde 50-100 tel saç dökülmesinin normal kabul edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi, günümüzde birçok insanın yaşamının farklı dönemlerinde karşılaşabildiği yaygın sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Özellikle günlük yaşamın yoğun temposu, stres, beslenme alışkanlıkları, hormonal değişimler, mevsim geçişleri ve çeşitli çevresel faktörler saç sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle saçlarının normalden daha fazla döküldüğünü fark eden kişiler, zaman zaman endişeye kapılarak bunun ciddi bir sağlık sorununun işareti olup olmadığını merak ediyor.</p>

<p>Her saç dökülmesinin ise aynı anlama gelmediğini belirten uzmanlar, saçın diğer organ ve dokular gibi kendine özgü bir yaşam döngüsüne sahip olduğuna dikkat çekiyor. Belirli miktarda saç telinin günlük olarak dökülmesinin bu doğal döngünün bir parçası olduğu ifade edilirken, özellikle dökülmenin miktarında belirgin bir artış yaşanması durumunda ise nedeninin araştırılması önem taşıyor.</p>

<p>Peki, Günde kaç tel saç dökülmesi normal? Son yıllarda en çok artan cilt sorunu hangisi? Memorial Göztepe Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uzman Doktor Hazal Sönmezler Selek, Türkinform’dan Ecem Çetin’e konuştu.</p>

<h2>“GÜNDE 50-100 TEL SAÇ TELİNİN DÖKÜLMESİ NORMAL OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR”</h2>

<p><img alt="Uzm. Dr. Hazal Sönmezler Selek Web.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="1479" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/uzm-dr-hazal-sonmezler-selek-webjpg.jpeg" width="1562" /></p>

<p>Günlük kaç tel saç dökülmesinin normal olduğuna ilişkin ise Hazal Sönmezler Selek, saçların tüm organ ve dokular gibi bir yaşam döngüsüne sahip olduğunu kaydederek, bu nedenle günde 50-100 tel saç telinin dökülmesinin normal olarak değerlendirildiğini aktardı.</p>

<h2>“HER ÜRÜNÜN KULLANILMASINA BAĞLI BİRÇOK SORUN MEVCUT”</h2>

<p>Selek, son yıllarda özellikle sosyal medyada popüler olan ve cilt tipine uygun olup olmadığına bakılmaksızın her ürünün kullanılmasına bağlı akne/komedon, leke ve hassas cilt, rozase sıklığında artışın mevcut olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“DERMATOLOJİ UZMANINA YILDA BİR NEVÜS(BEN) MUAYENESİ İÇİN BAŞVURMAK UYGUNDUR</h2>

<p>Dermatoloğa yılda kaç kez görünmek gerektiği konusunda ise Uzman Doktor, “Dermatoloji uzmanına yılda bir nevüs(ben) muayenesi için başvurmak uygundur. Herhangi bir rahatsızlık varlığında kontrol sıklığı hekim tarafından belirlenir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/sacim-cok-dokuluyor-diyenler-dikkat-uzmani-gunluk-normal-miktari-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/sac-dokulmesi-4.png" type="image/jpeg" length="78507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lazer epilasyon kanser ya da kısır yapar mı? Hangi durumlarda lazer yapılmaz? Uzman yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/lazer-epilasyon-kanser-ya-da-kisir-yapar-mi-hangi-durumlarda-lazer-yapilmaz-uzman-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/lazer-epilasyon-kanser-ya-da-kisir-yapar-mi-hangi-durumlarda-lazer-yapilmaz-uzman-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda giderek yaygınlaşan lazer epilasyonla ilgili merak edilenler yanıt buldu. Güzellik Uzmanı Mithat Avcıl, lazerin kanser ve kısırlık yapıp yapmadığını açıklarken, hangi durumlarda bu işlemin uygulanmaması gerektiği konusunda da önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lazer epilasyon, istenmeyen tüylerden kurtulmak isteyenlerin en sık başvurduğu estetik uygulamaların başında geliyor. Ancak işlem öncesinde kullanılan cihazın güvenilirliği, uygulamanın uzman kişiler tarafından yapılması ve kişinin cilt yapısının dikkate alınması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Peki, lazer epilasyonun herhangi bir sağlık riski var mı? Hangi durumlarda lazer yaptırılmamalı? Güzellik Uzmanı Mithat Avcıl, Türkinform Haber Sitesi’nden Ecem Çetin’e değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2>“SAĞLIK AÇISINDAN GÜVENLİ YÖNTEM”</h2>

<p>Lazer epilasyonun doğru cihazlarla ve uzman kişiler tarafından uygulandığında genel sağlık açısından oldukça güvenli bir yöntem olduğunu ifada eden Avcıl, lazer ışınlarının iyonize olmayan ışık enerjisi olduğunu söyledi.</p>

<h2>“YANLIŞ UYGULAMALARDA YA DA DİKKAT EDİLMEDİĞİNDE BAZI GEÇİCİ VEYA KALICI YAN ETKİLER VE RİSKLER OLUŞABİLİR”</h2>

<p>Lazerin hücre yapısını bozacak veya DNA'ya zarar verecek bir niteliğe sahip olmadığının altını çizen Mithat Avcıl, buna rağmen, yanlış uygulamalarda veya kişisel durumlara dikkat edilmediğinde bazı geçici veya kalıcı yan etkiler ve riskler oluşabildiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>LAZERİN YAN ETKİLERİ NEDİR?</h2>

<p>Lazerin yan etkilerinin işlemden hemen sonra görüldüğünü ve birkaç saat ila birkaç gün içinde kendiliğinden geçtiğini aktaran Avcıl, şöyle devam etti:</p>

<p>“Kıl köklerinin ısıya maruz kalmasından dolayı ciltte hafif yanma, kızarma ve ödem (şişlik) oluşabilir. Uygulama bölgesinde hafif kabuklanmalar veya kuruluk kaynaklı kaşıntı görülebilir.</p>

<p><img alt="Yuze Lazer Epilasyon-1" class="detail-photo img-fluid" height="628" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/02/yuze-lazer-epilasyon-1.jpg" width="1200" /></p>

<p>Olası Riskler ve Komplikasyonlar (Yanlış Uygulama / İhmal Kaynaklı) Cilt tipine uygun olmayan cihaz veya doz seçildiğinde ya da seans sonrası kurallara uyulmadığında şu riskler ortaya çıkabilir: Cilt Yanıkları ve Su Toplaması: Yanlış doz veya bronz tene yapılan hatalı uygulamalarda cilt yüzeyi yanabilir</p>

<p>Lekelenme (Renk Değişimi): İşlem gören bölgenin güneşe maruz kalması sonucu ciltte hiperpigmentasyon (koyu lekelenme) veya hipopigmentasyon (cilt renginin açılması/beyazlaması) oluşabilir. Enfeksiyon Riski: Lazer sonrası hijyenik olmayan ortamlarda (örneğin hemen havuza girmek) veya oluşan kabukların soyulması durumunda ciltte bakteriyel enfeksiyon gelişebilir. Göz Yaralanmaları: Yüz bölgesindeki uygulamalarda koruyucu gözlük takılmazsa lazer ışınları göze ciddi zarar verebilir.”</p>

<h2>LAZER, KANSER YAPAR MI?</h2>

<p>Lazer epilasyonuna ilişkin merak edilen ‘kanser yapar mı?’ sorusuna ilişkin Güzellik Uzmanı Mithat Avcıl, lazer epilasyonun kanser yapmayacağını, lazer epilasyonda kullanılan ışınların cildin sadece milimetrik altındaki kıl kökünü hedefler ve röntgen/MR cihazlarındaki gibi zararlı iyonize radyasyon içermeyeceğini belirtti.</p>

<h2>LAZER, KISIR YAPAR MI?</h2>

<p>Lazer epilasyonun kısır da yapmayacağını kaydeden Avcıl, “Lazer ışınları cildin üst katmanlarında kalır. Yumurtalıklar veya rahim gibi derin iç organlara ulaşması fiziksel olarak mümkün değildir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“BU DURUMLARDA LAZER UYGULAMAYIN”</h2>

<p>Avcıl, hamilelik döneminde, aktif sedef/egzama ataklarında, roaccutane gibi ağır sivilce ilacı kullanırken veya ciltte şüpheli benlerin/açık yaraların bulunduğu alanlara lazer epilasyon uygulanmaması gerektiği konusunda uyardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/lazer-epilasyon-kanser-ya-da-kisir-yapar-mi-hangi-durumlarda-lazer-yapilmaz-uzman-yanitladi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/lazer-epilasyon-2.png" type="image/jpeg" length="34986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar açılıyor! Çocuğunuzun omurgasını korumak için bu hatayı yapmayın]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/okullar-aciliyor-cocugunuzun-omurgasini-korumak-icin-bu-hatayi-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/okullar-aciliyor-cocugunuzun-omurgasini-korumak-icin-bu-hatayi-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okul döneminin başlamasıyla birlikte çocukların sırt çantaları yeniden gündeme gelirken, Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, ağır ve yanlış taşınan çantaların çocukların gelişmekte olan omurga, kas ve eklemlerine yük bindirebileceği uyarısında bulundu. Mehlepçi, “Amaç çocuğun gün boyu kusursuz bir pozisyonda oturması değil; yükü dengeli taşıması, rahat oturması ve gün içinde hareket etmesi” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde veliler okul alışverişine hazırlanırken, çocukların gün boyunca taşıyacağı çantaların ağırlığı ve kullanım şekli de önem taşıyor. <strong>Ağır sırt çantalarının büyüme çağındaki çocukların gelişmekte olan omurga, kas ve eklemlerine fazla yük bindirebileceğini</strong> belirten Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, çanta seçiminden oturma pozisyonuna kadar birçok noktaya dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Türkinform’a değerlendirmelerde bulunan Mehlepçi, çocukların okul döneminde sırt ve bel sağlığının korunması için mükemmel bir duruşun sürekli korunmasından ziyade <strong>yükün dengeli taşınması, uygun oturma ve düzenli hareketin</strong> önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Okul Alışveriş Listesi: Okul Ayakkabısı Modelleri" src="https://static.ticimax.cloud/9326/uploads/blog/okul-alisveris-listesi--okul-ayakkabisi--f40b.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ÇANTA AĞIRLIĞI VÜCUT AĞIRLIĞININ YÜZDE 10’UNU GEÇMEMELİ</h2>

<p>Çocukların taşıdığı çantanın ağırlığının her çocuk için aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Mehlepçi, genel olarak <strong>çanta ağırlığının çocuğun vücut ağırlığının maksimum yüzde 10’u civarında olması</strong> gerektiğini söyledi.</p>

<p>Mehlepçi, “Örneğin 25-30 kilogram ağırlığındaki bir çocuk için çantanın yaklaşık <strong>2,5-3 kilogramı geçmemesi</strong> uygun olacaktır. Ancak burada çocuğun yaşı, fiziksel kapasitesi, çantayı taşıdığı süre ve çantanın nasıl taşındığı da önem taşıyor” dedi.</p>

<p>Ağır çantaların çocuklarda <strong>duruş bozukluğu ile sırt, bel ve omuz ağrılarına</strong> yol açabileceğine dikkat çeken Mehlepçi, bu nedenle çantanın yalnızca ağırlığının değil, taşıma biçiminin de kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Çocuklarda Çanta Kullanımı ve Duruş Sağlığı: Neden Önemli ve Kodgem St" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR8R1KWoeLluTmW_yCSEG8UUNW7XpmSiRLynJJJ5p65930VxBm2mUJhvTc&amp;s=10" /></p>

<h2>ÇANTA SEÇERKEN HAFİFLİK VE UYGUN BOYUT ÖNEMLİ</h2>

<p>Çanta seçiminde mümkün olduğunca <strong>hafif malzemeden üretilmiş modellerin</strong> tercih edilmesi gerektiğini belirten Mehlepçi, çift taraflı ve ayarlanabilir omuz askılarının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Çantanın çocuğun sırtına uygun büyüklükte olması gerektiğini ifade eden Mehlepçi, <strong>belin çok altında kalan çantaların tercih edilmemesi</strong> gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çantanın bölmelerinin de doğru kullanılmasının ağırlığın dengeli dağıtılmasına yardımcı olacağını belirten Mehlepçi, daha ağır eşyaların sırta yakın bölmelere yerleştirilmesini önerdi.</p>

<h2>ÇEKÇEKLİ ÇANTALARDA MERDİVEN UYARISI</h2>

<p>Çekçekli çantaların bazı durumlarda avantaj sağlayabileceğini ancak her ortamda ideal olmayabileceğini belirten Mehlepçi, özellikle merdiven kullanımına dikkat çekti.</p>

<p>Mehlepçi, çekçekli çantaların merdivenlerde taşınmasının gerektiği durumlarda <strong>kol ve omuz bölgesinde ağrıya neden olabileceğini</strong> belirterek, çantanın kullanım şeklinin çocuğun günlük okul koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Çocuklar için doğru okul çantası seçmenin yolları" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/5d70c82355427e0f7030c922.jpg" /></p>

<h2>ÇANTA İKİ OMUZLA VE SIRTA YAKIN TAŞINMALI</h2>

<p>Çantanın doğru taşınmasının en önemli noktalarından birinin <strong>iki omuzun birlikte kullanılması</strong> olduğunu vurgulayan Mehlepçi, askıların çantayı sırta yakın tutacak şekilde ayarlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Çantada gereksiz eşyaların taşınmamasının da önemli olduğunu belirten Mehlepçi, “Çocuğun her gün ihtiyaç duymadığı kitap, oyuncak veya diğer eşyaların çantada bulunmaması ağırlığı azaltacaktır. Daha ağır eşyaların ise sırta yakın yerleştirilmesi daha dengeli bir taşıma sağlayabilir” dedi.</p>

<h2>YERDEN EŞYA KALDIRIRKEN BELİ DEĞİL DİZLERİ KULLANIN</h2>

<p>Omurga sağlığının yalnızca okul çantasıyla sınırlı olmadığını belirten Mehlepçi, çocukların günlük yaşamda yük kaldırma alışkanlıklarına da dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yerden bir eşya kaldırırken yalnızca belden eğilmek yerine <strong>diz ve kalçayı kullanmanın</strong>, yükü ise mümkün olduğunca vücuda yakın tutmanın daha uygun bir alışkanlık olduğunu belirten Mehlepçi, çocuğun taşıyamayacağı ağırlıklarda mutlaka yardım istemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Ön sırada oturan öğrenciler daha başarılı, ancak asosyal - En Son Haberler  - Milliyet" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/869x477/5c8e5d0545d2a06b6c9d33fa.jpg" /></p>

<h2>DERS SIRASINDA UZUN SÜRE AYNI POZİSYONDA KALMAYIN</h2>

<p>Çocukların ders sırasında oturma şeklinin de omurga sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Mehlepçi, özellikle uzun süre masa başında kalan öğrencilerin pozisyonlarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çocuğun otururken <strong>kalçasını sandalyenin arkasına yerleştirmesi ve ayaklarını mümkün olduğunca yere basması</strong> gerektiğini belirten Mehlepçi, masa ve sandalye yüksekliğinin de çocuğa uygun olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Defter veya kitaba bakarken aşırı öne eğilmekten kaçınılması gerektiğini belirten Mehlepçi, çocukların uzun süre aynı pozisyonda kalmamasının önemine dikkat çekti.</p>

<h2>“ÇOCUKTAN GÜN BOYU MÜKEMMEL DURUŞ BEKLEMEYİN”</h2>

<p>Çocukların doğaları gereği gün boyunca kusursuz bir pozisyonu koruyamayacağını belirten Mehlepçi, ailelerin de beklentisini bu yönde oluşturmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Mehlepçi, <strong>“Amacımız çocuğun gün boyu mükemmel pozisyonu koruması olmamalı. Sağlıklı ve doğru yaklaşım; yükü dengeli taşımak, rahat ve destekli oturmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak ve gün içinde düzenli olarak hareket etmek”</strong> dedi.</p>

<p>Okul döneminde çocukların omurga sağlığını korumak için küçük günlük alışkanlıkların önemli olduğunu vurgulayan Mehlepçi, <strong>doğru çanta kullanımı, uygun oturma düzeni ve hareketli bir günlük yaşamın</strong> çocukların fiziksel gelişimini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ESRA KOÇAK MAYDA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/okullar-aciliyor-cocugunuzun-omurgasini-korumak-icin-bu-hatayi-yapmayin</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/okullar-aciliyor-2.png" type="image/jpeg" length="18094"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Guatr nedir? Guatr nasıl anlaşılır?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/guatr-nedir-guatr-nasil-anlasilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/guatr-nedir-guatr-nasil-anlasilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Guatr, boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinin büyümesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Boyunda şişlik, yutma veya nefes almada güçlük, ses kısıklığı gibi belirtilerle fark edilebilir. Hormonların fazla ya da az çalışmasına bağlı olarak kilo değişiklikleri, çarpıntı, el titremesi ve halsizlik gibi farklı şikâyetler de görülebilir. İşte guatr belirtileri ve merak edilen detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Guatrın belirtileri, tiroid bezinin büyüklüğüne ve tiroid hormonlarının normalden fazla veya az üretilmesine göre değişebilir. Bazı kişilerde ise guatr herhangi bir belirti vermeden fark edilebilir. Kesin değerlendirme için doktor muayenesi ve gerekli tetkiklerin yapılması gerekir.</p>

<h2>GUATR NASIL ANLAŞILIR?</h2>

<p>Guatrın en belirgin işareti, boynun ön-alt kısmında ortaya çıkan <strong>şişlik veya büyümedir</strong>. Bunun yanında büyüyen tiroid bezi çevre dokulara baskı yaptığında yutma ve nefes alma güçlüğü ortaya çıkabilir.</p>

<p>Guatrın değerlendirilmesinde fiziksel muayenenin yanı sıra <strong>kan testleri ve tiroid ultrasonu</strong> gibi yöntemlerden yararlanılabilir.</p>

<p><img alt="Guatr Nedir" class="detail-photo img-fluid" height="434" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2025/06/guatr-nedir.jpg" width="770" /></p>

<h2>GUATRIN FİZİKSEL BELİRTİLERİ NELERDİR?</h2>

<p>Guatrın boyunda oluşturduğu büyümeye bağlı olarak şu belirtiler görülebilir:</p>

<ul>
 <li>Boynun alt kısmında şişkinlik</li>
 <li>Yutkunma güçlüğü</li>
 <li>Nefes darlığı veya hırıltı</li>
 <li>Ses kısıklığı</li>
</ul>

<p>Özellikle boyunda yeni ortaya çıkan veya giderek büyüyen bir şişlik fark edilmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir.</p>

<h2>ZEHİRLİ GUATR NASIL ANLAŞILIR?</h2>

<p>Tiroid bezinin fazla çalışması durumunda ortaya çıkan <strong>hormon fazlalığı</strong>, farklı belirtilere yol açabilir. Bu durumda:</p>

<ul>
 <li>Aşırı terleme ve sıcağa tahammülsüzlük</li>
 <li>Hızlı kilo kaybı</li>
 <li>Kalp çarpıntısı</li>
 <li>El titremesi</li>
 <li>Sinirlilik ve huzursuzluk</li>
</ul>

<p>gibi şikâyetler görülebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HORMON AZLIĞINDA HANGİ BELİRTİLER GÖRÜLÜR?</h2>

<p>Tiroid hormonlarının yetersiz olması durumunda ise metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak farklı belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>Halsizlik ve sürekli uyku hali</li>
 <li>Kolay kilo alma ve kilo vermekte zorlanma</li>
 <li>Cilt kuruluğu</li>
 <li>Saç dökülmesi</li>
 <li>Kabızlık</li>
</ul>

<p>yer alabilir.</p>

<h2>GUATR TANISI NASIL KONULUR?</h2>

<p>Guatr şüphesinde öncelikle doktor tarafından fiziksel muayene yapılır. Tiroid bezinin durumu ve hormonların çalışma düzeyi hakkında bilgi edinmek için <strong>kan testleri ve ultrason</strong> gibi tetkikler kullanılabilir.</p>

<p>Belirtilerin yalnızca guatra özgü olmadığı unutulmamalıdır. Bu nedenle boyunda şişlik, nefes alma veya yutma güçlüğü gibi şikâyetlerde kesin tanı için doktor değerlendirmesi gerekir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/guatr-nedir-guatr-nasil-anlasilir</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 07:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/09/bogaz-agrisina-ne-iyi-gelir.jpg" type="image/jpeg" length="65059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Modern hayatın görünmeyen tehlikesi: Tükenmişlik neden bu kadar arttı?]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/modern-hayatin-gorunmeyen-tehlikesi-tukenmislik-neden-bu-kadar-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/modern-hayatin-gorunmeyen-tehlikesi-tukenmislik-neden-bu-kadar-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli çalışmak, yetişmek ve başarılı olmak zorunda hisseden milyonlarca kişi fark etmeden tükenmişliğin pençesine düşüyor. Uzman Klinik Psikolog Metin Aydın, Türkinform’a özel yaptığı değerlendirmede modern hayatın insanı neden “durmadan üretmeye” zorladığını anlattı ve dikkat çeken bir benzetmeyle uyardı: “Depomuz boşken gaza basmaya devam ediyoruz.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatın yoğun temposu, iş baskısı, sürekli ulaşılabilir olma hali ve sosyal medyanın dayattığı kusursuz yaşam görüntüleri, insanların psikolojik olarak kendilerini giderek daha fazla yorgun hissetmesine neden oluyor. Birçok kişi yaşadığı bitkinliği yalnızca yoğun çalışma temposuna bağlarken, uzmanlara göre tükenmişliğin arkasında çok daha derin bir sorun bulunuyor.</p>

<p><strong>Uzman Klinik Psikolog Metin Aydın, </strong>tükenmişlik sendromunun günümüzde neden bu kadar yaygın hale geldiğini <strong>Türkinform’a</strong> özel değerlendirdi. Aydın, modern dünyanın insanın değerini çoğu zaman yalnızca ürettikleri üzerinden değerlendirdiğine dikkat çekerek, sürekli yüksek performans beklentisinin kişileri ruhsal açıdan zorladığını belirtti.</p>

<h2>“İNSANIN DEĞERİ SADECE ÜRETTİKLERİYLE ÖLÇÜLÜYOR”</h2>

<p>Tükenmişliğin yalnızca fazla çalışmanın sonucu olmadığını belirten Aydın, günümüz insanının sürekli üretmeye ve başarılı olmaya zorlandığını ifade etti.</p>

<p>Aydın, “<strong>Çünkü modern dünya, insanın değerini sadece ‘ürettikleriyle’ ölçüyor. Birer robot gibi sürekli yüksek performans göstermemiz bekleniyor”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu baskının yalnızca iş hayatıyla sınırlı kalmadığını belirten Aydın, sosyal medyanın da kişilerin üzerindeki başarı ve mükemmellik baskısını artırdığına dikkat çekti.</p>

<h2>SOSYAL MEDYANIN “KUSURSUZ HAYAT” BASKISI</h2>

<p>Sosyal medyada insanların çoğunlukla hayatlarının en iyi anlarını paylaştığını hatırlatan Aydın, bunun gerçeğin tamamıymış gibi algılanmasının kişileri olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p>

<p>Aydın, sosyal medyanın oluşturduğu<strong> “kusursuz ve her an başarılı hayatlar</strong>” illüzyonunun tükenmişliği besleyen unsurlardan biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Kişi çevresindeki insanların sürekli başarılı, mutlu, üretken ve enerjik olduğunu düşünürken kendi hayatını bu görüntülerle kıyaslayabiliyor. Bu durum ise “<strong>Ben neden yetişemiyorum?” ve “Daha fazlasını yapmalıyım”</strong> düşüncelerini güçlendirebiliyor.</p>

<h2>“TÜKENMİŞLİK SADECE ÇOK ÇALIŞMAKTAN KAYNAKLANMIYOR”</h2>

<p>Tükenmişliğin yalnızca çalışma saatlerinin uzunluğuyla açıklanamayacağını vurgulayan Aydın, asıl dikkat edilmesi gereken noktalardan birinin kişinin kendi sınırlarını koruyamaması olduğunu söyledi.</p>

<p>Aydın, “<strong>Tükenmişlik, sadece çok çalışmaktan değil; sınır çizememekten ve ruhun dinlenme ihtiyacını ‘zaman kaybı’ olarak görmekten kaynaklanıyor” </strong>dedi.</p>

<p>Kişinin dinlenmeyi, kendisine zaman ayırmayı veya hiçbir şey yapmadan geçirdiği zamanı verimsizlik olarak değerlendirmesinin de süreci ağırlaştırabileceğine dikkat çekti.</p>

<h2>“DEPOMUZ BOŞKEN GAZA BASMAYA DEVAM EDİYORUZ”</h2>

<p>Aydın, tükenmişliği anlatırken dikkat çekici bir benzetme kullandı.</p>

<p><strong>“Depomuz boşken gaza basmaya devam ettiğimiz için motoru yakıyoruz</strong>” diyen Aydın, insanların fiziksel ve ruhsal enerjilerinin sınırlarını görmezden gelerek yaşamaya devam etmelerinin ciddi bir yıpranmaya yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Başka insanların beklentilerini karşılamaya çalışırken kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasının da tükenmişlik sürecini hızlandırabileceğini belirten Aydın, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>“Başkalarına ‘evet’ derken kendimize ne kadar ‘hayır’ dediğimizi fark edemiyoruz.”</strong></p>

<h2>SÜREKLİ “İYİ” OLMAK ZORUNDA HİSSEDENLER DİKKAT!</h2>

<p>Modern yaşamın bir diğer baskısının da sürekli güçlü ve başarılı görünme zorunluluğu olduğunu belirten Aydın, kişinin yaşadığı yorgunluğu kabul etmek yerine bunu bastırmasının sorunları derinleştirebileceğini ifade etti.</p>

<p>Aydın, bu durumu oldukça çarpıcı bir ifadeyle şöyle anlattı:</p>

<p><strong>“Sürekli parlamaya çalışırken, günün sonunda kendi küllerimizin altında kalıyoruz.”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle kişinin zaman zaman durup kendi ihtiyaçlarını fark etmesinin, sınırlarını değerlendirmesinin ve dinlenmeye izin vermesinin önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<h2>“ŞARJI BİTEN TELEFONUN FENERİNİ AÇIK TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ”</h2>

<p>Tükenmişliği anlatmak için bir başka çarpıcı benzetme yapan Aydın, insanların enerjileri tükendiği halde kendilerini zorlamaya devam ettiklerini söyledi.</p>

<p>Aydın, <strong>“Tükenmişlik, şarjı bitmek üzere olan bir telefonun fenerini zorla açık tutmaya benzer; sonunda telefon tamamen kapanır” i</strong>fadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yalçın Taşbaşı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/modern-hayatin-gorunmeyen-tehlikesi-tukenmislik-neden-bu-kadar-artti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/timthumb-11.jpg" type="image/jpeg" length="84803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş kremlerinde SPF farkı ne anlama geliyor? Dermatoloji doktoru yanıtladı!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/gunes-kremlerinde-spf-farki-ne-anlama-geliyor-dermatoloji-doktoru-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/gunes-kremlerinde-spf-farki-ne-anlama-geliyor-dermatoloji-doktoru-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Doktoru Arzu Gökdemir, Türkinform’a yaptığı açıklamada güneş kremiyle ilgili doğru bilinen yanlışları açıkladı. “SPF 30 mu, 50 mi?” tartışmasına yanıt veren Gökdemir, SPF 0’ın koruma sağlamadığını belirtirken, güneş kreminin ne zaman yenilenmesi gerektiğini de anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş kremi seçerken ambalajın üzerinde yer alan SPF değeri en çok dikkat edilen bilgilerden biri oluyor. SPF 15, 30, 50 ve daha yüksek koruma değerleri, cildin güneşin özellikle UVB ışınlarına karşı korunma düzeyini ifade ediyor. Ancak SPF’nin yükselmesi, korumanın aynı oranda arttığı anlamına gelmiyor. Örneğin SPF 15 UVB ışınlarının yaklaşık yüzde 93’ünü, SPF 30 yaklaşık yüzde 97’sini, SPF 50 ise yaklaşık yüzde 98’ini filtreleyebiliyor. Bu nedenle “SPF 90, SPF 50’nin neredeyse iki katı korur” düşüncesi doğru değil.</p>

<h2>SPF 0’DAN 90’A KADAR NE DEĞİŞİYOR?</h2>

<p>SPF 0, pratikte güneş koruması sağlamayan ürünleri ifade ederken, SPF 15 düşük düzeyde günlük koruma için kullanılabiliyor. SPF 30 ise daha güçlü bir koruma sunarken, özellikle uzun süre güneşte kalınacak durumlarda SPF 50 tercih ediliyor. SPF 90 gibi yüksek rakamlar ise kulağa çok daha güçlü gelse de SPF 50 ile arasındaki fark düşünüldüğü kadar büyük değil. Üstelik yüksek SPF kullanmak, güneş altında sınırsız süre kalınabileceği anlamına gelmiyor. Koruyucunun yeterli miktarda uygulanması ve belirli aralıklarla yenilenmesi önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SADECE SPF DEĞERİNE BAKMAK YETERLİ DEĞİL</h2>

<p>Uzmanlar güneş kremi seçerken yalnızca SPF numarasına odaklanılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Geniş spektrumlu (UVA ve UVB) koruma, ürünün suya dayanıklılığı ve cilt tipine uygunluğu da değerlendirilmesi gereken noktalar arasında yer alıyor. Özellikle yaz aylarında deniz, havuz veya yoğun güneş altında vakit geçirenlerin koruyucuyu yeterli miktarda kullanması ve terleme ya da yüzme sonrasında yeniden uygulaması gerekiyor. Kısacası güneş kreminde en yüksek rakamı seçmekten çok, doğru ürünü doğru miktarda ve düzenli kullanmak cilt sağlığı açısından daha büyük önem taşıyor.</p>

<h2>“KAPALI AÇIK ALAN FARK ETMEKSİZİN…”</h2>

<p>Dermatoloji Doktoru Arzu Gökdemir, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, yaz kış fark etmeksizin her gün güneş kremi kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Gökdemir, “Kapalı alanda dahi olsa bilgisayar karşısında çalışıyor veya güneş alan bir odadaysa da ultraviyoleye maruz kalacağından güneş koruyucu kullanılması gerekir” bilgisini paylaştı.</p>

<h2>SPF NUMARALARI NE ANLAMA GELİYOR?</h2>

<p>Peki, “SPF 30 ile SPF 50 arasında büyük fark var mı?” sorusuna Gökdemir, 30 SPF ve üzeri koruyuculuk aynı olmakla beraber koruyuculuk faktörü arttıkça daha da artmaktadır” ifadesini kullandı. Gökdemir, “SPF 0’ bronzlaştırıcı olarak mı geçiyor?” sorusuna ise, “Koruması SPF 0 bronzlaştırıcı olarak geçer koruma sağlamaz” yanıtını verdi. Gökdemir, güneş kreminin 2 saatte 1 yenilenmesi gerektiğini ifade ederek, denize havuza girildiğinde yani suyla temasta ve terlendiğinde de güneş kreminin tekrarlanması gerektiğine işaret etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyza Coskun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/gunes-kremlerinde-spf-farki-ne-anlama-geliyor-dermatoloji-doktoru-yanitladi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/05/gunes-kremi-uv-indeksine.jpg" type="image/jpeg" length="26408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde umut veren gelişme! “Kronik bir hastalığa dönüşmeye başladı”]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/kanser-tedavisinde-umut-veren-gelisme-kronik-bir-hastaliga-donusmeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/kanser-tedavisinde-umut-veren-gelisme-kronik-bir-hastaliga-donusmeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerin kanser tedavisinde önemli ilerlemeler sağladığını belirten Prof. Dr. Nur Şener, birçok kanserde hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesinin arttığını söyledi. Şener, kanserin birçok hasta için uzun süre kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalığa dönüşmeye başladığını ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, dünya genelinde görülme sıklığı giderek artan önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Özellikle nüfusun yaşlanması ve yaşam süresinin uzaması, kanser tanısı alan kişi sayısındaki artışta etkili olurken; sigara kullanımı, fazla kilo, hareketsiz yaşam, alkol tüketimi ve çevresel risk faktörleri de bu tabloya katkı sağlıyor.</p>

<p>Ancak kanser vakalarındaki artışa karşın, tıp dünyasında geliştirilen yeni tanı ve tedavi yöntemleri hastalar için umut olmaya devam ediyor. Özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde birçok kanser türünde hastaların hem yaşam süresi hem de yaşam kalitesi artıyor.</p>

<p>Peki, günümüzde kanser vakalarında artış var mı? Bunu neye bağlıyorsunuz? Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Nur Şener, Türkinform’a konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“KANSER TANISI ALAN KİŞİ SAYISINDA ARTIŞ VAR”</h2>

<p>Dünya genelinde kanser tanısı alan kişi sayısında artış gördüklerini söyleyen Nur Şener, bunun önemli nedenleri arasında nüfusun yaşlanması ve yaşam süresinin uzaması olduğunu ifade etti.</p>

<h2><img alt="Doç. Dr. Nur Şener 1.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="4031" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/doc-dr-nur-sener-1jpg.jpeg" width="3176" />NEDENLERİ NELERDİR?</h2>

<p>Prof. Dr. Nur Şener, diğer başka nedenleri olduğunu da ifade ederek, sigara kullanımı, fazla kilo, hareketsiz yaşam, alkol tüketimi ve çevresel risk faktörlerinin de önemli katkı sağladığını kaydetti.</p>

<h2>“GÜNÜMÜZDE BİRÇOK KANSER TÜRÜNÜ DAHA ERKEN TANIYABİLİYOR VE ÇOK DAHA ETKİLİ TEDAVİ EDEBİLİYORUZ”</h2>

<p>Bu tabloya yalnızca olumsuz açıdan bakmamak gerektiğinin altını çizen Nur Şener, “Günümüzde birçok kanser türünü daha erken tanıyabiliyor ve çok daha etkili tedavi edebiliyoruz” dedi.</p>

<h2>“KANSER, UZUN SÜRE KONTROL ALTINDA TUTULABİLEN KRONİK BİR HASTALIĞA DÖNÜŞMEYE BAŞLADI”</h2>

<p>Şener, son yıllarda özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde birçok kanserde hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını, kanserin artık birçok hasta için umutsuz bir hastalık olmaktan çıkıp uzun süre kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalığa dönüşmeye başladığını kaydetti.</p>

<p>Şener, şunları söyledi:</p>

<p>“Dünya genelinde kanser tanısı alan kişi sayısında artış görüyoruz. Bunun en önemli nedenleri nüfusun yaşlanması ve yaşam süresinin uzamasıdır. Bunun yanında sigara kullanımı, fazla kilo, hareketsiz yaşam, alkol tüketimi ve çevresel risk faktörleri de önemli katkı sağlamaktadır.</p>

<p>Ancak bu tabloya yalnızca olumsuz açıdan bakmamak gerekir. Günümüzde birçok kanser türünü daha erken tanıyabiliyor ve çok daha etkili tedavi edebiliyoruz. Son yıllarda özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde birçok kanserde hem yaşam süresi hem de yaşam kalitesi belirgin şekilde arttı. Kanser artık birçok hasta için umutsuz bir hastalık olmaktan çıkıp uzun süre kontrol altında tutulabilen kronik bir hastalığa dönüşmeye başladı”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/kanser-tedavisinde-umut-veren-gelisme-kronik-bir-hastaliga-donusmeye-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/07/kanserjpg.jpg" type="image/jpeg" length="13465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PCOS hamile kalmayı zorlaştırıyor mu? Kadın doğum uzmanı yanıtladı!]]></title>
      <link>https://www.turkinform.com.tr/pcos-hamile-kalmayi-zorlastiriyor-mu-kadin-dogum-uzmani-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.turkinform.com.tr/pcos-hamile-kalmayi-zorlastiriyor-mu-kadin-dogum-uzmani-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[PCOS tanısı alan kadınların en büyük endişelerinden biri olan “Hamile kalabilecek miyim?” sorusuna uzmanından dikkat çeken yanıt geldi. Kadın Doğum Uzmanı Dr. Mehmet Koç, doğal gebeliği zorlaştırabilen PCOS’un tüp bebek tedavisinde ise bazı avantajlar sağlayabildiğini belirterek Türkinform’a özel önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polikistik over sendromu (PCOS), yumurtlama düzenini etkileyebildiği için hamile kalmayı bazı kadınlar açısından zorlaştırabiliyor. Ancak PCOS tanısı almak, doğal yollarla hamile kalınamayacağı anlamına gelmiyor. Yumurtlama düzeninin kişiden kişiye değişebildiği bu durumda, doğru takip ve uygun tedaviyle gebelik şansı mümkün olabiliyor. Peki PCOS doğurganlığı nasıl etkiliyor, hamile kalma ihtimalini artırmak için neler yapılabilir?</p>

<h2>TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE TEDAVİ LEHE Mİ DÖNÜYOR?</h2>

<p>Kadın Doğum Uzmanı Doktor Mehmet Koç, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Tüp bebek tarafından konuya bakmak istiyorum, çünkü burada hastalarımı çoğu zaman şaşırtan bir gerçek var. PMOS'lu kadınlarda doğal yolla gebe kalmak, düzensiz yumurtlama nedeniyle zorlaşabiliyor; ama paradoksal şekilde, tüp bebek tedavisine girdiğimizde tablo genellikle bizim lehimize dönüyor. Çünkü PMOS'ta yumurtalık rezervi çoğunlukla iyi, hatta yaşıtlarına göre daha yüksek oluyor; yumurtalığı uyarıcı ilaçlara verdikleri yanıt da genellikle güçlü oluyor ve tek bir tedavi siklusunda elde edilen yumurta sayısı diğer hastalara kıyasla daha fazla olabiliyor. Yani biz PMOS'lu hastalarda doğanın kendiliğinden yapamadığı ‘düzenli yumurtlama’ işini, kontrollü ilaç protokolleriyle laboratuvar ortamında kendimiz sağlıyoruz; bu da kümülatif başarı şansını artırıyor. Tabii burada dikkat etmemiz gereken bir risk de var: Yumurtalık aşırı uyarılma sendromu (OHSS) dediğimiz durum PMOS'lu hastalarda daha sık görülebiliyor, bu yüzden ilaç dozunu ve protokolü çok dikkatli, kişiye özel planlıyoruz; günümüzde antagonist protokoller ve ‘freeze-all’ yani tüm embriyoları dondurup sonraki ayda transfer etme yaklaşımı sayesinde bu riski büyük ölçüde kontrol altına alabiliyoruz.”</p>

<h2>KADINLARA ÖNEMLİ MESAJ!</h2>

<p>Koç, “Burada kadınlara vermek istediğim en önemli mesaj şu: PMOS tanısı aldığınızda umutsuzluğa kapılmayın. Bu, kadın doğum ve tüp bebek pratiğinde en sık karşılaştığımız ve en iyi tedavi sonuçları aldığımız durumlardan biri. Erken tanı ve düzenli takip, gebelik yolculuğunuzu çok daha kolay hale getirir. Önemli olan, sorunu fark eder etmez bir uzmana başvurmak, tedaviyi yarım bırakmamak ve sabırlı olmaktır” uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyza Coskun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.turkinform.com.tr/pcos-hamile-kalmayi-zorlastiriyor-mu-kadin-dogum-uzmani-yanitladi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/08/pcos-nedir.png" type="image/jpeg" length="95794"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
