Son dönemde zayıflama veya daha sağlıklı bir yaşam beklentisiyle, tıbbi teşhis bulunmadan glütensiz diyete yönelim artıyor. Beslenme alışkanlıklarındaki bu radikal değişimin metabolizma üzerindeki etkilerini değerlendiren Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Elif Öykü Kıyak, bilinçsizce uygulanan kısıtlamaların ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığına dikkat çekti. Doğru teşhis süreçlerinin önemini vurgulayan Kıyak, kişisel kararlarla diyete başlamanın hastalıkların belirlenmesini zorlaştırdığı uyarısında bulundu.
![]()
"GLUTEN, TEK BAŞINA ZARARLI BİR MADDE DEĞİLDİR"
Tıbbi bir gereklilik olmadan glüten tüketiminin durdurulmasının sağlık açısından bir fayda sağlamadığını vurgulayan Kıyak, bu besinlerin gereksiz yere kısıtlanmasının olumsuz sonuçlarını şu sözlerle aktardı:
"Glüten, tek başına zararlı bir madde değildir. Çölyak hastalığı, buğday alerjisi veya hekim tarafından tanısı konmuş glüten duyarlılığı olmayan bireylerin glüteni tamamen hayatından çıkarması, sanılanın aksine otomatik olarak daha sağlıklı bir beslenme anlamına gelmez. Glüten içeren tam tahıllar aynı zamanda lif, B grubu vitaminleri, demir ve birçok faydalı bileşenin de önemli kaynaklarıdır. Bu besinleri gereksiz yere kısıtlamak, özellikle lif alımını azaltarak kabızlık, bağırsak mikrobiyotasında olumsuz değişiklikler ve sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir. Ayrıca uzun vadede bazı vitamin ve mineral eksiklikleri gelişebilir."
"KİLO KAYBINI SAĞLAYAN GLUTENİ ÇIKARMAK DEĞİL, TOPLAM ENERJİ DENGESİDİR"
Kıyak, glütensiz diyetin kilo verme üzerindeki etkilerine dair toplumdaki yaygın algının bilimsel bir temele dayanmadığını belirtti. Doğru beslenme planının önemine değinen Kıyak, şöyle devam etti:
"Zayıflama konusunda da glütensiz beslenmenin tek başına kanıtlanmış bir avantajı yoktur. Kilo kaybını sağlayan glüteni çıkarmak değil, toplam enerji dengesidir. Bu nedenle sırf kilo vermek amacıyla glütensiz diyete başlamak yerine, kişiye özel, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme planı oluşturmak çok daha doğru bir yaklaşımdır."
"TEST SONUÇLARI NORMAL ÇIKABİLİR VE GERÇEK HASTALIK GÖZDEN KAÇABİLİR"
Şişkinlik veya sindirim sorunu yaşayan kişilerin uzman hekime başvurmadan glüteni hayatlarından çıkarmasının tehlikelerine dikkat çeken Kıyak, bu durumun teşhis sürecini doğrudan etkilediğini vurguladı:
"Evet, bu oldukça önemli bir konu. Çölyak hastalığının tanısında kullanılan kan testleri ve gerektiğinde yapılan bağırsak biyopsisi, kişinin düzenli olarak glüten tüketiyor olmasını gerektirir. Eğer kişi testlerden önce glüteni tamamen keserse, test sonuçları normal çıkabilir ve gerçek hastalık gözden kaçabilir. Bu durum doğru tanıyı geciktirebilir ve tedavi sürecini zorlaştırabilir. Üstelik şişkinlik, gaz veya karın ağrısı sadece glütenden kaynaklanmaz. Laktoz intoleransı, irritabl bağırsak sendromu, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, bazı enfeksiyonlar veya farklı sindirim sistemi rahatsızlıkları da benzer belirtilere yol açabilir. Bu nedenle kendi kendine diyet uygulamak yerine, belirtilerin nedenini doğru şekilde araştırmak gerekir."
![]()
"DOĞRU TANI OLMADAN YAPILAN HER KISITLAMA, HEM TEŞHİSİ ZORLAŞTIRABİLİR"
Şüphe duyan bireylerin izlemesi gereken tıbbi adımları sıralayan Kıyak, hekim ve diyetisyen gözetiminin şart olduğunu belirterek sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Şüphe duyan kişilere önerimiz; öncelikle glüteni beslenmeden çıkarmadan bir gastroenteroloji uzmanına veya ilgili hekime başvurmalarıdır. Gerekli değerlendirme ve testler yapıldıktan sonra tanıya göre bir diyetisyen eşliğinde kişiye özel beslenme planı oluşturulmalıdır. Doğru tanı olmadan yapılan her kısıtlama, hem teşhisi zorlaştırabilir hem de gereksiz beslenme eksikliklerine zemin hazırlayabilir."




