Amerikalı kardiyoloji uzmanı ve araştırmacı Dr. Eric Topol’un 99 yaşındaki hastasıyla ilgili gözlemleri, sağlıklı yaşlanmanın temel dinamiklerini yeniden gündeme getirdi. Scripps Araştırma Translasyonal Enstitüsü’nün kurucusu olan Topol, hastasının herhangi bir refakatçiye ihtiyaç duymadan kliniğe kendi aracıyla gelmesinin ardından uzun yaşamla ilgili yeni verileri değerlendirdi.
GENETİKTE DEĞİL GÜNLÜK ALIŞKANLIKLARDA ARANDI
Dr. Topol, 2007 yılında başlattığı çalışmasında, 85 yaş üstü, ciddi sağlık sorunu bulunmayan yaklaşık 1400 kişinin genetik yapısını analiz etti. Altı yıl süren bu araştırmanın temel amacı, "süper yaşlanan" bireylerin biyolojik sırlarını çözmekti. Ancak ekip, beklenenin aksine genetik verilerde belirleyici bir faktöre ulaşamadı.
BBC Türkçe’de yer alan haberde Topol, uzun yaşam süresine rağmen ailesinde erken ölüm öyküsü bulunan bireylerin de sağlıklı yaş alabildiğini belirterek, genetiğin tek başına açıklayıcı olmadığını vurguladı. Bu, kalıtımsal risk taşıyan bireyler çin çok daha önemli risk taşıyor.

KRONİK ENFLAMASYON AZ OLANLAR DAHA UZUN YAŞIYOR
Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de kronik enflamasyon düzeyiydi. Elde edilen veriler, süper yaşlanan bireylerin genellikle yaşla birlikte artan düşük düzeyli iltihaplanmadan daha az etkilendiğini gösterdi.
Uzun süreli enflamasyonun kalp-damar hastalıkları ve nörolojik rahatsızlıklarla ilişkilendirilmesi, bu mekanizmanın yaşlanmadaki rolünü güçlendiriyor.
UYKU, BESLENME VE HAREKET ÖN PLANDA
Özellikle Akdeniz tipi beslenme, yani sebze-meyve ağırlıklı ve bitki bazlı diyetler, bu konuda en çok önerilen modeller arasında yer alıyor.
Ayrıca, kaliteli uykunun beyinde biriken toksik maddelerin temizlenmesi açısından kritik olduğunu belirtiliyor.
SOSYAL TEMAS ZİHNİ KORUYOR
Sosyal izolasyonun, ileri yaşlarda bunama riskini artırdığına dair bulgular da araştırmalarda yer alıyor. 2020 yılında Lancet Komisyonu’nun yayımladığı raporda, küresel çapta sosyal izolasyonun ortadan kaldırılmasıyla bunama oranında yüzde 4’lük bir azalma yaşanabileceği öngörüldü.
Sydney Üniversitesi’nde yürütülen başka bir araştırma ise, aile bireyleri ve arkadaşlarla düzenli etkileşim kurmanın ve sosyal etkinliklere katılmanın hem bilişsel sağlığı hem de genel yaşam süresini olumlu etkilediğini ortaya koydu.
AMAÇ SADECE UZUN DEĞİL, SAĞLIKLI BİR YAŞAM
Dr. Topol’un örnek gösterdiği 99 yaşındaki hasta, bu kriterlerin neredeyse tamamını taşıyan bir profil çiziyor. Sosyal çevresi aktif, sanatsal hobileri bulunan, kendi işlerini bağımsız şekilde sürdürebilen bireylerin daha sağlıklı yaşlandığına dikkat çeken Topol, "Amacımız sadece uzun yaşamak değil, uzun süre sağlıklı kalabilmek" mesajını veriyor.





