Uzun süredir yaptırımlar altında ağır bir baskı altında bulunan İran’ın ekonomisini Türkinform’a değerlendiren dış politika uzmanları, özellikle ABD’nin 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesiyle birlikte yeniden devreye giren sert yaptırımların, Tahran’ın petrol gelirlerini ciddi ölçüde sınırladığını belirtiyor. Buna rağmen İran, yaptırımları dolaylı satış kanalları ve bölgesel ticaret ağları üzerinden kısmen aştığı vurgulanıyor.
Uzmanlara göre, son gelişmeler, yeni ve daha ağır yaptırımların kapısını aralayabilir ve İran’ın enerji ihracatının hedef alınması veya deniz ticaret yollarının risk altına girmesi, ülkenin en önemli döviz kaynağını doğrudan vurabilir.
PETROL GELİRLERİ NE KADAR YETECEK?
İran ekonomisinin bel kemiğini petrol ve doğalgaz ihracatı oluşturuyor. Küresel enerji fiyatlarının yükseldiği dönemler, Tahran’a nefes aldırsa da savaş ortamının üretim ve sevkiyat risklerini daha da artıracağını ifade eden uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir gerilimin, yalnızca küresel piyasaları değil, İran’ın kendi gelir akışını da sekteye uğratabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlara göre İran, mevcut rezervleri ve kayıt dışı satış mekanizmaları sayesinde kısa vadede birkaç ay ila bir yıl arasında askeri gerilimi finanse edebilir. Ancak bu süre uzadıkça bütçe açığı büyüyecek, enflasyon daha da tırmanacak.
İÇ EKONOMİK BASKILAR ARTACAK
Enflasyon, İran’da uzun süredir yüksek seyrederken, ulusal para birimi riyalin, son yıllarda ciddi değer kaybı yaşaması, savaş harcamaları; gıda, yakıt ve temel tüketim maddelerinde fiyat artışlarına sebep olacağı belirtiliyor.
Bu durumun, halkın alım gücünü daha da düşürerek sosyal huzursuzluk ve iç çatışmaları artıracağı uyarısında bulunan dış politika uzmanları, İran yönetiminin geçmişte ekonomik sıkıntılara rağmen iç güvenlik mekanizmalarını güçlü tutarak kontrolü sağlamayı başardığını, ancak uzun süreli ve yıpratıcı bir savaşın, ekonomiyi zorlayacağı görüşünü dile getiriyor.
Tahran yönetiminin Batı yaptırımlarına karşı son yıllarda Asya merkezli ticaret ağlarını güçlendirmeye çalıştığını hatırlatan uzmanlar, özellikle Çin ve Rusya ile geliştirilen ekonomik ve askeri iş birliklerinin, İran’a belirli bir manevra alanı sağladığı, ancak bölgesel bir savaşın bu ülkelerin de temkinli davranmasına itebileceğine işaret ediyor.
Ekonomistler, İran’ın kısa vadede askeri gerilimi sürdürebileceğini, ancak savaşın aylarca sürmesi ve doğrudan altyapı hedeflerinin artması halinde, ekonomik tablonun hızla ağırlaşacağını belirtiyor. Enerji tesislerinin zarar görmesi, bankacılık sistemine yönelik yeni yaptırımlar ve ihracat kanallarının daralması, Tahran’ın mali dayanıklılığını zayıflatacağı görüşü ağır basıyor.
KISA VADEDEKİ DİRENÇ, UZUN VADEYE TAŞINACAK MI?
Dış politika uzmanlarına göre, İran, yaptırımlara alışkın bir ekonomi olarak kısa vadeli şoklara karşı belirli bir direnç geliştirmiş durumda. Ancak mevcut krizin, geniş çaplı ve uzun soluklu bir savaşa dönüşmesi durumunda ekonomik baskının rejimin manevra alanını daraltacağı belirtiliyor.
Savaşın devam edip etmeyeceği, yalnızca askeri cephede değil, petrol fiyatları, yaptırımların kapsamı ve bölgesel aktörlerin tutumuna bağlı olarak ekonomik cephede de belirleneceğine işaret eden uzmanlar, İran’ın bu krizi ekonomik olarak ne kadar sürdürebileceğini ise büyük ölçüde çatışmanın süresine ve küresel güçlerin atacağı adımlara bağlı olacağını ifade ediyor.





