Skolastik Düşünce Nedir?

Skolastik düşünce, Orta Çağ Avrupa’sında kilisenin mutlak otoritesine dayanan, sorgulamaya kapalı ve akıl ile bilimi dışlayan bir düşünce sistemidir. Skolastik düşünce sisitemi toplumun her türlü gelişimini baskı altına almıştır. Bu anlayış doğrultusunda bireysel düşünce gelişememiş ve engellenmiştir.

Skolastik Düşüncenin Özellikleri Nelerdir?

Bu düşünce biçiminin temelinde, kilisenin tek doğru bilgi kaynağı olduğu inancı yer alır. Din adamlarının söyledikleri tartışılmaz kabul edilirken, alternatif fikirler ya bastırılmış ya da sapkınlıkla suçlanmıştır. Okuryazarlığın düşük olduğu bu dönemde, halk Papa ve ruhban sınıfının söylediklerine sorgusuz sualsiz inanmak zorunda kalmıştır.

Skolastik düşünce:

Deney ve gözleme karşıdır

Bilimsel gelişmeleri reddeder

Sanat ve sanatçılara baskı uygular

Eleştirel düşünceyi dışlar

Din merkezli mutlak dogmaları savunur

Skolastik Düşünce Nasıl Son Buldu?

Skolastik düşüncenin etkisini yitirmesi, hümanist düşünürlerin çoğalması ve eser üretmeye başlamaları ile mümkün olmuştur. Hümanist düşünürler, bireysel sorgulamanın ön plana çıkmasını sağlamıştır. Aklın kullanımına önem veren hümanist dişümirler aynı zamanda bilgiyi daha ulaşılabilir hale getirmişlerdir.

Skolastik Düşünce Ne Zaman Son Buldu?

Skolastik düşüncenin sona ermeisndeki en önemli etkenlerden biri matbaanın Avrupa'da yaygınlaşmasıdır. Bu sayede bilgiye erişim kolaylaşırken halk, kilisenin tekelinde olan bilginin dışına çıkabilmiştir.
Rönesans ve Reform hareketleriyle birlikte skolastik düşüncenin temelleri sarsıldı. İnsanlar artık kendi akıllarını kullanarak kutsal metinleri okuyabiliyor, kilisenin çelişkili veya hatalı söylemlerini sorgulayabiliyordu.

Bu zihinsel dönüşümle sayesinde skolastik düşünce geçmişin tozlu raflarına kaldırılmıştır. Skolastik düşüncenin etkisinin bitmesiyle Orta Çağ kapanırken Avrupa Aydınlanma Çağı’na adım attı.

Muhabir: Haber Merkezi