Teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde sosyal medya, hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Sabah uyandığımız anda elimizin uzandığı telefonlar, gün boyunca takip ettiğimiz paylaşımlar ve geceleri uyumadan önce son kez kontrol ettiğimiz uygulamalar artık günlük rutinlerimizin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Bir zamanlar yalnızca iletişim kurmak için kullanılan dijital platformlar, bugün insanların kendilerini ifade ettiği, haber aldığı, alışveriş yaptığı, eğlendiği ve hatta kimliklerini şekillendirdiği devasa yaşam alanlarına dönüştü. Sosyal medya sayesinde dünyanın öbür ucundaki gelişmelerden saniyeler içinde haberdar oluyor, yeni insanlarla tanışıyor ve bilgiye çok daha hızlı erişebiliyoruz. Bu yönüyle bakıldığında sosyal medya, hayatı kolaylaştıran ve insanları birbirine yakınlaştıran güçlü bir araç olarak öne çıkıyor.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Her gün maruz kaldığımız kusursuz hayatlar, filtrelenmiş fotoğraflar, başarı hikâyeleri ve bitmek bilmeyen içerik akışı, farkında olmadan ruh sağlığımız üzerinde derin izler bırakabiliyor. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan beğeni alma isteği, onaylanma ihtiyacı ve sürekli çevrimiçi kalma alışkanlığı; kaygı, mutsuzluk, yetersizlik hissi ve yalnızlık gibi birçok psikolojik sorunu beraberinde getirebiliyor.
Peki, sosyal medyanın psikoloji üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Uzman Psikolog, Hipnozcu ve Aile Çift Terapisi Metin Aydın, Türkinform’dan Ecem Çetin’e konuştu.
“ÖZSAYGIYI KÖKÜNDEN SARSIYOR”
Metin Aydın, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede sosyal medyanın bireyleri sürekli ve kaçınılmaz bir sosyal karşılaştırma sarmalına sürükleyerek özsaygıyı kökünden sarstığını ifade etti.
“YETERSİZLİK HİSSİ VE GELİŞMELERİ KAÇIRMA KORKUSU”
Aydın, bu platformlarda sergilenen idealize edilmiş ve filtrelenmiş yaşamların, kişinin kendi çıplak ve kusurlu gerçekliğiyle sürekli bir çatışma yarattığını ve bunun da kronik bir yetersizlik hissi ile gelişmeleri kaçırma korkusuna yol açtığını belirtti.
“DİTİTAL TAKDİR ARAYIŞINA BAĞIMLILIK”
Metin Aydın, algoritmaların sunduğu beğeni ve onay mekanizmalarının, beynin ödül merkezini yapay dopamin salgılarıyla manipüle ederek bireyi dijital bir takdir arayışına bağımlı hale getirdiğini aktardı.
“BAĞIMLILIK AZALTILMALI”
Aydın, “Ruh sağlığını korumak, bu yapay onay mekanizmalarına olan bağımlılığı azaltıp, dikkati yeniden gerçek hayatın derin ve samimi insani bağlarına yöneltmekle mümkündür. Çünkü insan, başkalarının dijital alkışlarıyla değil, sadece kendi gerçeğiyle barışıp derinleştiğinde ruhsal olarak özgürleşir” dedi.





