Uzmanlar, 15–17 yaş aralığında suça yönelimde belirgin bir artış yaşandığını ve özellikle şiddet, hırsızlık ve uyuşturucu gibi suçlarda yoğunlaşma görüldüğünü belirtiyor. Eğitim ortamında güven, adalet ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesinin yanı sıra aile–okul iş birliğinin kritik olduğu vurgulanıyor. Toplumsal kutuplaşma ve siber zorbalığın da gençlerin şiddet eğilimlerini artıran önemli faktörler arasında yer aldığı ifade ediliyor.

15-17 YAŞ ARALIĞINDA SUÇA YÖNELİMDE DİKKAT ÇEKİCİ ARTIŞ

İstatistiksel veriler üzerinden genel tabloyu değerlendiren Dr. Dağ, suça sürüklenen çocukların oranında dikkat çekici bir artış eğilimi olduğunu belirtti.

Karne günü "kıyafet" şoku: Veliler ayağa kalktı
Karne günü "kıyafet" şoku: Veliler ayağa kalktı
İçeriği Görüntüle

“İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi.

Berat Dag

EĞİTİM ORTAMININ TEMELİNDE GÜVEN VE ADALET OLMALI

Okullardaki ilişkilerin şiddet üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, eğitim ortamının temelinin güven ve adalet olması gerektiğini ifade etti.

“Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir.” diye konuştu.

REHBERLİK SERVİSLERİ VE UZMAN DESTEĞİ ÖNEMLİ

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin çalışmasının önemine değinen Dr. Dağ, bu sürecin uzmanlaşmış kadrolarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.

“Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.” ifadelerini kullandı.

AİLE VE OKUL BİRLİKTE HAREKET ETMELİ

Aile içi ilişkilerin çocukların davranışlarına doğrudan etki ettiğini vurgulayan Dr. Dağ, okul ve ailenin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

“Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.” dedi.

Anne-4

TOPLUMSAL KUTUPLAŞMA GENÇLERİ DERİNDEN ETKİLİYOR

Toplumdaki kutuplaşma ve gerilim dilinin gençler üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, şiddet eğilimlerinin toplumsal düzeyde de beslendiğini ifade etti.

“Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çoktur. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şiddet yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.” şeklinde konuştu.

Siber Zorbalik

SİBER ZORBALIK VE FİZİKİ ŞİDDET BİRBİRİNİ BESLİYOR

Siber zorbalık ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye değinen Dr. Dağ, iki alanın birbirini tetikleyebildiğini belirtti.

“Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.” dedi.

Ayrıca her iki alanda da önleyici politikaların önemine dikkat çekerek, “Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.” ifadelerini kullandı.

GENÇLERİ ANLAMAK GELECEK AÇISINDAN KRİTİK

Gençlerin toplumsal süreklilikteki rolüne vurgu yapan Dr. Dağ, yaklaşımın yargılayıcı değil, anlamaya dayalı olması gerektiğini söyledi.

“Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: RECEP BOZDAĞ