İran ve Körfez ülkelerindeki petrol ve su altyapılarına yapılan saldırılar, petrol arzında düşüşe, Körfez'de su kıtlığına ve gübre tedarikinde aksamalara yol açıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel gıda güvenliğini tehdit ederken, çatışmalar sanayi gazları piyasasında da sıkıntılara neden oluyor.
PETROL YAĞMURU YAĞDI
İran'ın başkenti Tahran'da gece saatlerinde gerçekleşen İsrail'in hava saldırıları sonrası kent, yoğun siyah duman ve petrol kalıntılarının karıştığı yağmurla uyandı. İsrailli yetkililer, ABD ile ortaklaşa yürütülen operasyonda ikinci aşamaya geçildiğini ve İran'ın petrol rezervlerinin hedef alındığını açıkladı. ABD-İsrail ittifakı, savaşın ilk haftasında İran'da yaklaşık 4 bin bombardıman gerçekleştirmiştir.

Tahran ve çevresindeki petrol depoları ve rafinerilere düzenlenen hava saldırıları sonrası büyük patlamalar ve yangınlar çıktı. Patlamalar sonucu yayılan petrol kalıntıları yağmurla birlikte kentte siyah ve yağlı lekeler oluşmasına neden olurken, yetkililer halka maske takmaları ve evde kalmaları yönünde uyarılarda bulundu. Ayrıca İsfahan’da bir radyasyon tesisinde de ciddi hasar meydana geldi.
YAKIT KARABORSAYA DÜŞTÜ
Saldırılar, Tahran'daki yakıt ikmal istasyonlarında uzun kuyruklara sebep oldu ve yakıt kotası düşürüldü. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, saldırıların petrol piyasasını olumsuz etkilediğini ve savaşın devam etmesi halinde petrol üretim ve satışının imkânsız hale geleceğini belirtti. İran Devrim Muhafızları Sözcüsü İbrahim Zülfikari ise benzer saldırıların devam etmesi halinde ağır karşılık vereceklerini ve petrol fiyatlarının 200 doları aşabileceği uyarısında bulundu. İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, benzer saldırıların şiddetlendirilerek süreceğini ifade etti.
İran'ın misillemesi kapsamında Devrim Muhafızları, Hayfa’daki İsrail petrol tesislerini hedef aldı. Kanal 12'nin haberine göre, İran füzeleri nedeniyle İsrail’in kuzeyinde sirenler çaldı ve yüz binlerce kişi sığınaklara yönlendirildi.

DENİZ SUYUNU ARITAN TESİSLERE SALDIRILAR DÜZENLENDİ
Orta Doğu’daki çatışmalar, küresel petrol arzını tehdit ederken Körfez bölgesinde su güvenliği konusu da kritik hale geldi. İran'ın Keşm Adası ve Bahreyn'deki deniz suyunu arıtan tesislere yönelik saldırılar, bölgenin su temininde ciddi riskler yaratmaktadır. Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, dünya genelindeki su tuzdan arındırma kapasitesinin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturmakta ve bölge nüfusunun büyük çoğunluğu içme suyunu bu tesislerden temin etmektedir. Uzmanlar, bu tesislere saldırıların bölge halkının suya erişimini tehlikeye atacağı uyarısında bulunmaktadır.
Savaş aynı zamanda global industrial gaz piyasasını da etkiliyor. İran’daki çatışmalar sonucunda özellikle yüksek saflıkta helyum arzı azaldı. Katar'da önemli sanayi merkezinin üretimi askıya alınmış olup, bu durum yarı iletken üretimini olumsuz etkilemektedir.
ABD-İsrail tarafından 28 Şubat’ta başlatılan saldırılar sonucu İran’da 7 bin 943 konut, 1.617 iş yeri ve çok sayıda sağlık ile eğitim kurumu zarar gördü. BM’de İran’ın daimi temsilcisi bin 332 sivilin hayatını kaybettiğini ve yaklaşık 300 çocuğun öldüğünü açıkladı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise komşu ülkelerle ilişkilerini korumaya çalıştığını, ancak saldırılara misilleme yapmak zorunda kalındığını belirtti.
KÜRESEL GIDA KRİZİ KAPIDA
Orta Doğu'daki savaş, özellikle Körfez ülkelerinin önemli gübre üreticileri olması nedeniyle küresel gıda krizini derinleştirme riski taşıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ihracat aksadı, gübre fiyatları yükseldi ve çiftçilerin gübre kullanımı kısıtlanabilir. Bu durum küresel gıda arzını azaltırken fiyatların artmasına yol açabilir. Gübre ticaretinin Hürmüz Boğazı'na bağımlılığının azaltılması ve üretim çeşitlendirilmesi uzun vadede alınması gereken önlemler arasında yer alıyor.





